18 Eylül 2016 Pazar

Basın Açıklaması; Ulusal Eğitim Derneği - OKULLARIMIZ NEREYE AÇILIYOR?



OKULLARIMIZ NEREYE AÇILIYOR?
Okulöncesi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında eğitim görecek 19 milyon öğrencimiz için okullar 19 Eylül günü açılıyor. Yükseköğretimin çeşitli kademelerinde eğitim gören öğrencileri de hesaba katınca ülke nüfusunun ¼’ünü aşan çocuk ve gencimiz 2016-2017 öğretim yılına giriş yapacak.
Darbelerden teröre, işsizlikten siyasal bunalımlara dek yığınla sorun içinde şaşkına dönmüş toplumumuzun gündeminde eğitim konusu zaman zaman daha alt sıralarda konuşulup tartışılsa da, aslında hepimizin en temel kaygısının eğitimde odaklaştığını söylemek yanlış olmaz: Hangi okul, hangi öğretmen, nasıl bir eğitim izlencesi, hangi amaç, hangi iş?... En önemlisi, nasıl bir insan?
Veriler, öğrenci başına düşen eğitim harcamalarının, genel bütçeden eğitime ayrılan payın giderek yükseldiğini gösteriyor. Devlet de veli de eğitimi önemsediğine ilişkin tutum sergiliyor. OECD (Ekonomik İşbirliği ve Gelişme Örgütü) ortalamasının gerilerinde kalsak da eğitime kaynak ayırmada bir kıpırdama olduğu görülüyor.
Durum bir boyutuyla böyle olmakla birlikte, yine gerek ulusal gerek uluslararası veriler, harcamalardaki bu ilerlemenin aynı oranda başarıya yansımadığını, ya yerimizde saydığımızı ya da gerilediğimizi gösteriyor. Başta iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere bütün paydaşların dikkatini çekmesi gereken asıl sorunun da bu olması gerektiği açıktır. Ne yazık ki testi çeşmeye boş gidip boş geliyor. Diploma sayısı artadursun, meslek sahibi yaptığımız gençler ya işsizlikle ya da yetiştiği alanda iş bulamamakla karşı karşıyadır. Bunun da gerek öğrencide gerek ailede yarattığı kaygı ve moral çöküntüsü, eğitimizin en temel açmazıdır.
Eğitimin temel amaçları yasa ve yönetmeliklerde açıktır. Mevcut iktidarın yasa ve yönetmeliklerde kendi ideolojik amaçları doğrultusundaki sayısız değişiklik oyunlarına karşın eğitimle hangi niteliklere sahip insana ulaşmak istediğimiz konusunda fazla bir çelişki yoktur. Ancak, iktidarın eğitimin içeriğinden yönetimine, altyapısından denetimine dek yürüttüğü ve sağlıklı planlamadan, bilimden ve ülke gerçeklerinden kopuk çağdışı politikaları nedeniyle niceliğin niteliğe dönüşmediği somut bir gerçekliktir.
Cumhuriyete, Atatürk ilkelerine, bilim ve sanata düşmanlık temelinde yürütülen politikaların açtığı yaranın boyutları azımsanacak gibi değildir.
15 Temmuz ihaneti sonrası yurtdışına kaçan (geçen dönem milletvekilliği payesiyle de ödüllendirilen) ünlü futbolcunun vekilliği sırasında, ciddi bir ülke sorunu konusundaki soruya “Büyüklerimiz bilir!” gibi, kişilikten, nitelikten uzak, eleştirel düzlemde varlık göstermesi istenmeyen insan tipi… İktidarın imamhatipçiliğinin, eğitimi yazboz tahtasına çevirip kafaları sersemletmesinin başka ne anlamı olabilir?
Dileğimiz, okullarımızın 2016-2017 öğretim yılına, bu temel sorunu aşmak üzere açılmasıdır. İktidara yamanıp halkıyla iletişimi olmayan “gazeteci”ye, bütün kuralları çiğnenirken sesini çıkarmayan “hukukçu”ya, kafası yalnızca borsa-döviz işlerine takılmış “ekonomist”e, önüne konulanın dışında öğrencisi için kılını kıpırdatmayan “öğretmen”e, gözünü bir an önce yurtdışına çıkmaya diken “akademisyen”e, hastasını para biçiminde gören “hekim”e… yeterince doyduk.
Alanı, mesleği, ilgisi ne olursa olsun, artık “nitelikli insan” yetişsin okullarımızda.
Yeni öğretim yılında okullarımızın buna açılması dileğiyle, öğrenci ve öğretmenlerimize başarılar.
 Ankara, 18.09.2016
Nazım Mutlu
Ulusal Eğitim Derneği Genel Başkanı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder