19 Nisan 2016 Salı

DAVA AÇANLAR




Bugüne kadar yayımlanmış 18 kitabım bulunmaktadır.
Bu kitaplardan kazanmış olduğum parayı, “Kitaplarımdan Kazandığım Para” başlığı altında ayrıntılı olarak yazdım ve okurlarımın bilgilerine sundum.
Yazdığım kitaplarda adı geçenlerden bazıları beni mahkemeye verdi, hakkımda tazminat davaları açtı.
Dava açanların 5’i profesör, biri emekli orgeneral, bir milletvekili, biri gazeteci, 2’si sivil toplum örgütü yöneticisi, 2’si de bir sivil toplum örgütü yöneticisinin iki oğluydu.
Değerli Dostlar,
Şimdi sizlere, beni mahkemeye verip tazminat davası açmış olanları; dava nedeni, istenilen tazminat tutarı ve dava sonuçlarıyla birlikte sunuyorum.
1. Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV)
Bu vakıfla ilgili, “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi” kitabımda şu bilgileri vermiştim.
Başkan: Gülseven Yaşer
2. Başkan: Emekli Orgeneral Şener Uygur
Yönetim Kuruu Üyeleri: Prof. Dr. Fatma Nur Serter, Prof. Dr. Necla Arat, Pınar Türenç, Emekli Tuğgeneral İdris Koralp, Yusuf Güsar, Leyla Pekcan
Avrupa Birliği’nden (AB) Alınan Toplam Hibe: €683 742,29
€ : Avrupa Birliği (AB) para birimi Avro’nun işareti.
ÇEV, 25 Kasım 2001 tarihinde İstanbul’da Pera Palas Oteli’nde yapılan bir törenle şu kişilere ödül vermiştir:
Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu (Genelkurmay Başkanı), Emin Çölaşan (Hürriyet Gazetesi), Mine Kırıkkanat (Radikal Gazetesi), Can Dündar (Milliyet Gazetesi), Mustafa Balbay (Cumhuriyet Gazetesi), Prof. Dr. Nur Serter (İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı), Prof. Dr. Osman İnci (Trakya Üniversitesi Rektörü), Güngör Mengi (Sabah Gazetesi), Prof. Dr. Mahmut Adem, Prof. Dr. Suna Kili, Bekir Coşkun (Hürriyet Gazetesi), Mehpare Çelik ( TRT Prodüktörü), Turgay Demirel (Basketbol Federasyonu Başkanı), Osman Ak (Ankara Emniyet Eski Müdür Yardımcısı), Hüseyin Buzoğlu (Hukukçu).
Kitabımda, AB’den hibe alanlar için “Anadolunun bağrına sokulmuş Truva Atları” tanımını yapmış, “Gâvurun ekmeğini yiyen, gâvurun kılıcını sallar” atasözünü hatırlatmış ve ÇEV’in Türkiye’de “Hıristiyan Protestan Misyonerliği” yaptığını yazmıştım.
ÇEV, 29.09.2006 tarihinde Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak hakkımda davacı oldu.
Davacı: Çağdaş Eğitim Vakfı
Vekili: Av. M. Hüseyin Buzoğlu
Davalı: Yılmaz Dikbaş
Talep Konusu: Manevi tazminata hükmedilmesi istemidir.
Sonuç ve İstem: Davalı hakkında 20.000 YTL manevi tazminatın, 29.09.2006 tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faiziyle hesaplanarak tahsili, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin de davalıya yükletilmesi.
Dava, T.C. Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görüldü.
T.C. ANKARA
1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Esas No: 2006/462 Esas
Karar No: 2007/224
Davacı: Çağdaş Eğitim Vakfı
Vekili: Av. Mustafa Hüseyin Bozoğlu, Ankara
Davalı: Yılmaz DİKBAŞ, Antalya
Dava: Tazminat
Dava Tarihi: 13.11.2006
Karar Tarihi: 10.07.2007
HÜKÜM:
1. Davanın REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13,10 YTL harcın peşin alınan 270 YTL’den mahsubu ile artan 256,90 YTL’nin karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine,
3. Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına,
4. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesap edilen 450 YTL maktu vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile kendisini vekille temsil ettiren davalıya ödenmesine,
Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen tefhim edildi.
Davayı kaybeden ÇEV, temyize gitti.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’ne “Duruşma İstemli” başvuruda bulunarak Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 10.07.2007 tarihli kararının bozulmasını talep etti.
T.C. YARGITAY 4. Hukuk Mahkemesi dosyayı görüştü.
T.C. YARGITAY
4. Hukuk Dairesi
YARGITAY İLAMI
Mahkemesi: Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih: 10.07.2007
Numarası: 2006/462 – 2007/224
Davacı: Çağdaş Eğitim Vakfı Adına Avukat M. Hüseyin Buzoğlu
Davalı: Yılmaz Dikbaş
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlerle, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve davalı yararına takdir olunan 550,00 YTL duruşma avukatlık ücreti ile aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine 16.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HARÇ
14.00 YTL., OH.
13,10 YTL., PH.
00.90 YTL., TGH
Çağdaş Eğitim Vakfı, hakkımda açtığı tazminat davasını kaybetmiş, karar Yargıtay tarafından oybirliğiyle onanmıştı,
14 Ocak 2011’de TRT programcıları telefonla arayarak benimle AB Hibeleri, Çağdaş Eğitim Vakfı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği hakkında bir söyleşide bulunmak istediklerini, söyleşinin “Büyük Takip” programında yayınlanacağını bildirdi. İsteklerini kabul ettim. Program yapımcıları, kameramanları ile birlikte Antalya’ya geldiler, büromda söyleşiyi yaptık.
İstedikleri bilgileri daha önce yayımlanmış “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi” kitabımda yazmıştım. Yaptığımız söyleşi, TRT’de 14.01.2011 günü akşamı yayınlandı.
Bu programı izledikleri anlaşılan Çağdaş Eğitim Vakfı yöneticileri, başta Genel Başkan Gülseven Yaşer, T.C. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunup hakkımda suç duyurusunda bulundular.
Savcılık’tan çağrıldım ve “şüpheli” olarak ifade verdim.
T.C. Ankara
Cumhuriyet Başsavcılığı, Basın Bürosu
Basın Soruşturma No: 2011/731
Basın Karar No: 2011/464
Karar Tarihi: 14.03. 2001
Şikâyetçiler: 1- Çağdaş Eğitim Vakfı, 2- Gülseven Yaşer
Vekili: Av. Mustafa Hüseyin Buzoğlu
Şüpheli: Yılmaz Dikbaş
Suç: Hakaret, İftira, Adli Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs
Suç Tarihi: 14.01.2012
Soruşturma Evrakı İncelendi: Şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına, kararın bir örneğinin müştekiler vekili ile Cumhuriyet Savcıığında savunması alınan şüpheliye tebliğine, TRT ve RTÜK’den temin edilen görüntü CD’lerinin delil olarak dosyada muhafazasına, itiraz yolu açık olmak üzere C.M.K.’nun 172/1. maddesi gereğince karar verildi.
ÇEV ve Gülseven Yaşer, bir kez daha davayı kaybetmişlerdi.
2. Şener Eruygur, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı
Avrupa Birliği’nden (AB) hibe aldığını yazdığım Çağdaş Eğitim Vakfı’nda genel başkan yardımcılığı yapmış, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı olmuş, eski Jandarma Genel Komutanı, emekli Orgeneral Şener Eruygur, İstanbul-Kadıköy Sulh Mahkemesi’ne 14.08.2006 tarihinde başvurarak benden davacı oldu.
ADD Isparta Şube Başkanı Mahmut Özyürek de ADD Genel Başkanı’nın AB hibelerinden yana olduğunu açıklayan yazılar yazmış bu yazılarını doğrudan ADD Genel Başkanlığı’na gönderdiği gibi Sosyal Medyada da yayınlamıştı.
İşte bu nedenle Şener Eruygur, benimle beraber Mahmut Özyürek’ten de davacı oldu.
İşte, davacı vekilinin mahkemeye verdiği dilekçe:
KADIKÖY SULH HUKUK MAHKEMESİ
SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE
Davacı: Şener ERUYGUR, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı
Vekili: Av. Filiz ESEN, Kadıköy/İstanbul
Davalı: 1. Yılmaz DİKBAŞ, Antalya
2. Mahmut ÖZYÜREK, Isparta
Dava Konusu: Müvekkilin kişilik haklarının ihlal edilmesi nedeniyle duyduğu derin üzüntüye karşılık olarak davalıların 5.000 YTL (beş bin Yeni Türk Lirası) manevi tazminatla cezalandırılmasına hükmedilmesi talebidir.
Açıklamalar:
Müvekkilimi “Anadolu’nun bağrına sokulmuş Truva Atı” olarak niteleyerek “vatana ihanete teşebbüs halindedirler” diyecek kadar cüretkâr olan davalılar, hakkında asılsız ve belgeye dayanmayan karalama kampanyası çerçevesinde dernek başkanlığından ayrılmaya zorlamak nedeniyle yapılan bu isnatlardan dolayı hayatını ülkesine hizmet etmeye adamış olan müvekkilimin duyduğu üzüntünün karşılığı olmasa da davalının parasal olarak ceza görmesi amacıyla sayın mahkemenizden bu davayı açmış bulunmaktayız.
Sonuç: Yukarıda açıkladığımız nedenlerle davamızın kabulü ile davalıların 5.000,00 YTL manevi tazminata dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte mahkûmiyetine karar verilerek, dava masraflarının da davalılar tarafından ödenmesine karar verilmesini sayın mahkemenizden saygılarımızla arz ve talep ederiz. 14.08.2006
Davacı Vekili
Av. Filiz Esen
Dava, T.C. Kadıköy 3. Sulh Mahkemesinde görüldü.
18.09.2007 günü karar açıklandı.
T.C. KADIKÖY
3. SULH HUKUK MAHKEMESİ
KARAR
Esas No: 2006/1342
Karar No: 2007/1432
Davacı: Şener ERUYGUR
Vekili: Av. Filiz ESEN, Kadıköy/İstanbul
Davalılar: 1. Yılmaz DİKBAŞ, Antalya
2. Mahmut ÖZYÜREK, Isparta
Vekilleri: Av. Murat Deha BODUROĞLU, İstanbul
Dava: Manevi Tazminat
Dava Tarihi: 23.08.2006
Karar Tarihi: 18.09.2007
HÜKÜM:
1- Davanın reddine,
2- Alınan harca göre fazla alınan 54,40 YTL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine.
3- Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına.
4- Davalılar vekili için 250,00 YTL Vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
İlişkin temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 18.09.2007
Açtığı davayı kaybeden Şener Eruygur, temyize başvurdu, kararın bozulmasını talep etti.
Yargıtay, kararı ONADI.
İşte, Yargıtay İlamı.
T.C. YARGITAY
3. Hukuk Dairesi
YARGITAY İLAMI
Esas No: 2007/20336
Karar No: 2008/1812
İncelenen Kararın Mahkemesi: Kadıköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarihi: 18.09.2007
Numarası: 2006/342 – 2007/1432
Davacı: Şener ERUYGUR ve Av. Filiz ESEN
Davalı: Yılmaz DİKBAŞ ve Av. M. Deha BODUROĞLU
Dava gerekçesinde 5.000 YTL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafınca temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ve usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 0,90 YKR bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine 12.02.2008 günü oybirliğiyle karar verildi.
Eski Jandarma Genel Komutanı, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı, Emekli Orgeneral Şener Eruygur; benimle beraber Mahmut Özyürek hakkında açtığı tazminat davasını kaybetmiş, hükmü temyize taşımış ancak mahkeme hükmü Yargıtay tarafından da onanmıştır.
3. Prof. Dr. Fatma Nur Serter, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcısı
Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fatma Nur Serter, 22.08.2006 tarihinde Kadıköy Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak benden ve ADD Iparta Şube Başkanı Mahmut Özyürek’ten davacı oldu.
T.C. KADIKÖY
1. SULH HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE
Davacı: Fatma Nur SERTER, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcısı
Vekili: Av. Filiz ESEN, Kadıköy/İstanbul
Davalı: 1. Yılmaz DİKBAŞ, Antalya
2. Mahmut ÖZYÜREK, Isparta
Dava Konusu: Müvekkilemin kişilik haklarının ihlal edilmesi nedeniyle duyduğu derin üzüntüye karşılık davalılardan 5.000,00 YTL (Beş bin Yeni Türk Lirası) manevi tazminatla cezalandırılmasına hükmedilmesi talebidir.
Açıklamalar: Müvekkilemi, “Anadolu’nun bağrına sokulmuş Truva Atı” olarak niteleyerek “vatana ihanete teşebbüs halindedir” diyecek kadar cüretkâr olan davalılar, hakkında asılsız ve belgeye dayanmayan karalama kampanyası çerçevesinde dernek üyeliğinden ayrılmaya zorlamam nedeniyle yapılan bu isnatlardan dolayı hayatını ülkesine hizmet etmeye adamış olan müvekkilenin duyduğu üzüntünün karşılığı olmasa da davalıların parasal olarak ceza görmesi amacıyla sayın mahkemenizde bu davayı açmış bulunuyoruz.
Sonuç: Yukarıda açıkladığımız nedenlerle davamızın kabulü ile davalının 5.000,00 YTL manevi tazminata dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte mahkûmiyetine karar verilerek, dava masraflarının da davalı tarafından ödenmesine karar verilmesini sayın mahkemenizden saygılarımızla arz ve talep ederiz. 22.08.2006
Dava, T.C. Kadıköy 3. Sulh Mahkemesinde görüldü.
18.09.2007 günü karar açıklandı.
HÜKÜM:
1- Davanın reddine.
2- Alınan harca göre fazla alınan 54,40 YTL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine.
3- Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına.
4- Davalı vekili için 250,00 YTL Vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
İlişkin temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.
Davacı Prof. Dr. Fatma Nur Serter, temyize başvurdu, kararın bozulmasını talep etti.
Yargıtay, kararı ONADI.
4. Prof. Dr. Murat Belge
Prof. Dr. Murat Belge’nin kurucu üyesi olduğu Helsinki Yurttaşlar Derneği’nin Avrupa Birliği’nden toplam €107.414 hibe aldığını “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi” kitabımda yazmıştım.
Prof. Dr. Murat Belge, 14 Aralık 2008 tarihinde yaygın medyada ve sosyal medyada yayımlanan “Ermenilerden Özür Dileyenler” arasında da yer aldı. Türklerin Ermeni Soykırımı yaptığını iddia edip Ermenilerden özür dileyen Prof. Dr. Murat Belge’nin bu girişimini de ayrıntılarıyla “İĞFAL” adlı kitabımda yazmıştım.
Prof. Dr. Murat Belge ile ilgili benim vermiş olduğum yukarıdaki bilgileri ele alan Vatan gazetesi köşe yazarı Can Ataklı, 07.01.2009 tarihinde “Bu Paralar Ne İçin Alındı?” başlıklı bir yazı yazdı.
Prof. Dr. Murat Belge, bu yazıyı esas olarak bir dizi mahkeme başvurusu süresini başlattı:
• 19.01.2009 tarihinde İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurarak yazının tekzip edilmesini talep etti.
• Mahkeme, 29.01.2009 tarihinde, Prof. Dr. Murat Belge’nin talebini reddetti.
• Prof. Dr. Murat Belge, bu kez İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’ne başvurarak bir önceki mahkemenin kararına itiraz etti.
• Prof. Dr. Murat Belge’nin itiraz talebini inceleyen İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi itirazın reddine karar verdi.
• Prof. Dr. Murat Belge bu kararla da yetinmedi. Kendi deyimiyle “son çare” olarak Adalet Bakanlığı’na başvurdu.
• Adalet Bakanlığı, da öteki yargıç kararlarını onadı.
Tüm yargı yollarına başvuran Prof. Dr. Murat Belge, tüm iddialarının reddedildiğini görmüş oldu.
5. Bülent Kuşoğlu, CHP Parti Meclisi (PM) Üyesi, Ankara Milletvekili
“Atatürkçüler Yenildi” adlı kitabımda Bülent Kuşoğlu’nun Mason olduğunu yazmış ve şu sözlerine yer vermiştim:
“Tekke ve zaviyeler yeniden açılsın.
Bugün mühendis, doktor gibi çağdaş bilimleri bitirmiş insanların gidip bu tür kurumlarda (yani Tekke ve Zaviyelerde) mürit olarak bulunmaları gerekmektedir.”
Kitabımda kendisiyle ilgili bölümü okuyan Bülent Kuşoğlu, Samsun Haber adlı gazetede “Atatürkçüler Yenildi İftirası” başlığı altında yazdığı uzunca makalede şunlar söyledi:
“Bizim dinimizde de, kültürümüzde de gıybet, dedikodu, iftira büyük günahlardan ve çok kınadığımız eylemlerdendir.

Atatürkçüler Yenildi adlı bir kitap çıkmış. Yazarı Yılmaz Dikbaş. Kitabı aldım. 700 küsur sayfa. İsmet İnönü’den, Bülent Ecevit’e, Menderes’ten Kılıçdaroğlu’na kadar herkesi ihanetle suçluyor… Beni de bir bölümde mason, bir bölümde tarikatçı olarak gösteriyor.

Bu kitap ileriye dönük bir birikim sağlama amaçlı diye düşündüm.
‘Çamur at, izi kalsın, ileride kullanılır’, çok geçerli bir taktiktir.
Allah hepimizi iftiradan korusun!

Hemen avukatıma bildirdim, dava açıyor.”
Bülent Kuşoğlu, hakkımda dava açmak üzere Eylül 2012’de Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
15.01.2013 tarihinde, T.C. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nda “Şüpheli” olarak sorgulandım, sözlü ve yazılı ifade verdim. Yazdıklarımın tamamının belgelere dayandığını vurgulayıp belgeleri sundum.
06.02.2013 tarihinde, Başsavcılık kararını verdi:
T.C. İSTANBUL
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
BASIN BÜROSU
Soruşturma No: 2012/157017
Büro No: 2012/687
Karar No: 2013/7543
KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR
Davacı: K.H.
Müşteki: Bülent KUŞOĞLU
Vekili: Av. Arif KAPLAN, Ankara
Şüpheli: Yılmaz DİKBAŞ, Antalya
Suç: Basın Yoluyla Hakaret
Suç Tarihi: Eylül 2012
Soruşturma Evrakı İncelendi:
Demokratik toplumlarda varlığı tartışmasız kabul gören “eleştiri yapma hakkı” anayasada kişinin hak ve ödevleri başlığı altında yer alan “düşünce açıklama ve yayma hürriyetinin” bir parçası olup AİHM ve Yargıtay Ceza ve Hukuk Genel Kurulunun muhtelif kararlarında değinildiği gibi; eleştirinin, ancak toplumu irkitmesi ve yanılgıları çarpıcı bir biçimde ortaya koyabilmesi için yapılması ve bir ölçüde saldırıyı içermesi doğaldır. Bunun sonucu olarak onurları ve saygınlıkları örselenecek kadar şiddetli olsa bile, eğer eleştiri hakkının kullanılması söz konusu ise, suçta hukuka aykırılık öğesi oluşmayacaktır.
Savunma ve sunulan belgeler doğrultusunda şikâyete konu, 696 sayfadan ibaret olan ‘Atatürkçüler Yenildi’ adlı kitap incelendiğinde; günümüzde kendisini Atatürkçü olarak görenlerin ortak özelliklerini, Türkiye’yi son 60 yılda yönetmiş olan üst düzey sivil-asker yöneticilerin asıl bağlılıklarının Türk ulusuna ve yurduna olmadığını ispat amacıyla, 1. Bölümde, ordunun da içine sızdığı CIA’nın devşirdiği ileri sürdüğü ajanları güncel davalardan da örnekler vererek aktardığı, “Masonlar” başlıklı 2. Bölümde, masonluğun tarifi, Türkiye’de yapılanması, Atatürk’ün tavrı ve muhtelif meslek gurupları, siyasiler arasındaki masonları, son altmış yılda milletvekili olup TBMM’ye giren değişik partilere mensup milletvekillerinin listesine, CHP’nin masaya yatırıldığı 3. Bölümde, yeni CHP’nin yöneticilerini tanıtırken müştekinin Tekke ve Zaviyelerle ilgili konuşmasına, 4. Bölümde Suriye konusundaki izlenimlerine, ABD ve AB’nin Suriye Devlet Başkanı’na karşı tutumları ve nedenlerini aktarıp “Bir Kurtarıcı Beklerken” başlıklı bölümde, Kurtuluş Savaşı’nın tarihsel sürecini, Birinci Meclis’in kuruluşunu kısaca ele alıp bu savaşın bağımsızlık savaşı olduğunu bilmeyenlerin Atatürkçü olamayacağını vurgulayıp kamuoyunun Atatürkçü şair, yazar, TV programcısı olarak tanıdığı kişileri eleştirip Kemalizm’in tarifini yaparak, Atatürkçülerin Kemalist olamadıkları için yenildikleri sonucuna vardığı görülmüştür.
“Atatürkçüler Yenildi” adlı kitabın bütünlüğü ele alındığında, doğrudan müştekinin hedef alınmadığı, kendisini bir Kemalist olarak kabul eden ve Atatürkçülerin yenildiğini kendi görüşleri doğrultusunda değerlendiren şüphelinin, kamuoyunun yakından tanıdığı kişi ve kuruluşları da eleştirerek ortaya koyduğu düşüncelerinde, ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkının sınırlarını aşmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, şüpheli hakkında kamu adına KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA, kararın bir örneğinin ifadesi alınan şüpheliye ve tebliğinden itibaren on beş gün içinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz hakkı saklı kalmak üzere müşteki vekiline tebliğine CMK 172–173. Madde uyarınca karar verildi. 06.02.2013
6. Zekeriya Bekar, Hemşin Sosyal Sorumluluk ve Gelişim Derneği Başkanı ve Rize Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi
Rizeliler Kültür ve Dayanışma Derneği’nin Avrupa Birliği’nden (AB) hibe alacağını bir gazetede okudum, derneğin başkanı Zekeriya Bekar’a telefonla ulaştım.
Telefonda, Zekeriya Bekar’a AB hakkında bazı temel bilgileri verdikten sonra sordum:
“Kim kime karşılıksız para verir?”
Sorumu bir adım öteye götürdüm:
“Beş yüz yıldan beri Türklere ve Müslümanlara düşman olan ve şimdi kendisi büyük bir ekonomik bunalım içinde bulunan AB, size neden Hibe, yani karşılıksız para versin?”
Zekeriya Bekar, alacakları hibe içinde Türkiye Cumhuriyeti devletinin de katkısı bulunduğunu söyleyince hemen karşılık verdim:
“Sakın bu yalana inanmayınız! Bu yalanı AB hibeleriyle iğfal edilenler ortaya atmıştır! Sözlerimin doğruluğunu Ankara’da bulunan “Avrupa Birliği Genel Sekreterliği”nden öğrenebilirsiniz.”
Bunları söyledikten sonra Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nin Başbakanlığa bağlı bir devlet kuruluşu olduğunu bildirip bu kuruluşun telefon numaralarını da verdim.
Yarım saati aşkın süren bu konuşmamı şöyle sonlandırdım:
“Lütfen hemen bu kuruluşu arayınız, benim size söylediklerimin doğru olup olmadığını bu resmi kuruluştan öğreniniz, AB hibelerini reddediniz ve bana da lütfen haber veriniz”.
Bir süre Zekeriya Bekar’dan ses çıkmadı. Ama bir gazete haberinden Zekeriya Bekar’in başkanı olduğu Rizeliler Kültür ve Dayanışma Derneği’nin AB’den toplam €81.934,00 hibe almış olduğunu okudum.
Tüm bu bilgileri, ilk basımı Ocak 2011’de yapılmış olan, 623 sayfalık “İĞFAL” adlı kitabımda yazdım.
Zekeriya Bekar, kişilik haklarına saldırıda bulunduğumu iddia ederek beni ve “İĞFAL” adlı kitabımın yayıncısı Berfin Basın Yayın ve Ticaret Ltd. Şirketi’ni 19.02.2013 tarihli dilekçesiyle mahkemeye verdi.
ANKARA 19. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Sayın Hâkimliğine
Davacı: Zekeriya BEKAR, Ankara
Davacı Vekili: Av. N. Alper KEŞMER, Ankara
Davalılar: 1. Yılmaz DİKBAŞ, Antalya
2. BERFİN Basın Yayın ve Tic. Ltd. Şti., İstanbul
Konu: Davalılar tarafından yazılıp yayınlanan eser ile müvekkilimizin kişilik haklarına yapılan saldırı nedeniyle manevi tazminat talebimize ilişkin dava dilekçemizdir.
Harca Esas Değer: 20.000 TL.
Önce, “Şüpheli” sıfatıyla Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifade vermeye çağrıldım.
Davacı Zekeriya Bekar’ın ve şüpheli olarak benim ve Berfin Basın Yayın ve Tic. Ltd. Şirketi adına İsmet Arslan’ın vermiş olduğumuz ifadeleri ve sunduğumuz belgeleri değerlendiren savcılık şu kararı verdi:
T.C. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
Basın Bürosu
Müşteki: Zekeriya Bekar
Vekili: Av. Nuri Alper Keşmer
Şüpheli: Yılmaz Dikbaş
Suç: Basın Yolu ile Hakaret, Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etme
Suç Tarihi: Ocak 2011
KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR
Soruşturma Evrakı İncelendi:
Demokratik toplumlarda varlığı tartışmasız kabul gören “eleştiri yapma hakkı” anayasada kişinin hak ve ödevleri başlığı altında yer alan “düşünce açıklama ve yayma hürriyetini” bir parçası ve uzantısı olup, AİHM ve Yargıtay Ceza Kanunu’nun 11.7.2006 tarih, 2006/181 sayılı kararlarında değinildiği gibi; eleştirinin ancak toplumu irkiltmesi ve yanılgıları çarpıcı bir biçimde ortaya koyabilmesi için yapılması ve bir ölçüde saldırıyı içermesi doğaldır. Bunun sonucu olarak onurları ve saygınlıkları örselenecek kadar şiddetli olsa bile eğer eleştiri hakkının kullanılması söz konusu ise, suçta hukuka aykırılık öğesi oluşmayacaktır.
Kaldı ki, İĞFAL adlı kitabın yayımlanmasından sonra ortaya çıkan somut bir tehlike de söz konusu değildir.Toplum kesimleri arasında oluşmuş ve ortaya çıkan bir infial, herhangi bir taşkınlık saptanmamış, kamu güvenliğini bozan herhangi bir somut olgu da meydana gelmediğinden, halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun da oluşmadığı, kitapta yazılanlarla ilgili olarak, müşteki dışında şikâyette bulunulmamış, hibenin alınmadığı belirtilmeyip sadece, şüphelinin hibenin toplum yararına ve alınan amaca uygun faaliyette bulunulmadığını ileri sürmesi şikâyet konusu yapılmıştır ki, kitapta pek çok kişi ve kurumun adının geçmesi, verilen hibeler ve sonuçlara yönelik görüşlerin eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, doğrudan müştekinin hedef alınmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle şüpheli hakkında kamu adına KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA, kararın bir örneğinin ifadesi alınan şüpheliye ve tebliğden itibaren on beş gün içinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine itiraz hakkı saklı kalmak üzere müşteki vekiline tebliğine CMK. 172–173. Madde uyarınca karar verildi. 06.06.2013
Zekeriya Bekar bu karara Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nde itiraz etti.
Mahkemede duruşmalı görüşme talep etti. Onun bu talebi kabul edildi ve dava 19. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde duruşmalı olarak görüldü.
16.10.2014 tarihinde bu mahkeme kararını açıkladı.
T.C. ANKARA 19.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
Esas No: 2013/96
Karar No: 2014/439
Davacı: Zekeriya Bekar, Ankara
Vekili: Av. Nuri Alper Keşmer, Ankara
Davalılar: 1. Berfin Basın Yayın ve Tic. Ltd. Şti., İstanbul
2. Yılmaz Dikbaş, Antalya
Vekili: Av. Okan Gökay Emgengil, İstanbul
Dava: Tazminat
Dava Tarihi: 18.02.2013
Karar Tarihi: 16.10.2014
Karar Yazım Tarihi: 26.10.2014
HÜKÜM:
1. Davacının davasının REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu’nun 15. maddesi gereğince hesaplanan Red harcı 25,20 TL olduğundan peşin alınan 341,55 Tl harçlardan mahsubu ile FAZLA ALINAN 316,35 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3. Davacının davası reddedildiği için davacı tarafından yapılan mahkeme masraflarının davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4. Davalı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü yazılı bulunan 45,00 TL mahkeme masrafının davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
5. (Avukatlık ücretine esas değer 20.000,00 TL olduğundan) Davalı vekilinin sarf ettiği emek ve masraf dikkate alındığında Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. maddesi gereğince tayin ve takdir edilen 1.500,00 TL Avukatlık Ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
6. Karar kesinleştiğinde, H.M.K’nün 33. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansın davacıya İADESİNE,
7. Tarafların iş bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük süre içersinde Yargıtay’a başvurmalarında MUHTARİYETLERİNE,
Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalının gıyabında açıkça okunup usulen anlatıldı. 16.10.2014
Zekeriya Bekar, bu karardan sonra Yargıtay’a başvurdu.
İşte, Yargıtay’ın kararı:
T.C. YARGITAY
4. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/1022
Karar No: 2016/1456
YARGITAY İLAMI
Mahkemesi: Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarihi: 16.10.2014
Numarası: 2013/96 – 2014/439
Davacı: Zekeriya Bekar
Vekili: Avukat Nuri Alper Keşmer
Davalı: 1. Barfin Basın Yayın ve Tic. Ltd. Şti.
2. Yılmaz Dikbaş
Vekilleri: Avukat Okan Gökay Emgengil
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlerle, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olarak hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yüklenmesine 09.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HARÇ
29.20 TL. OH.
25,20 TL. PH.
04,00 TL. TGH
Kararlaştırıldı.
7. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu
Anayasa uzmanı Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, Avrupa Birliği’nden (AB) hibe almış bazı sivil toplum örgütlerinde kurucu üyelik, yöneticilik yapmıştı.
Kitaplarımda, AB’den hibe almış kişi ve kuruluşları “Truva Atı” olarak nitelemiştim. Bu bağlamda, Prof. Dr. İbrahim Özden’in adı da geçmekteydi.
26.11.2006 günü Kanal Türk televizyonunda yayınlanan Hulki Cevizoğlu’nun programına Prof. Dr. İbrahim Özden stüdyo konuğu olarak katılmıştı. Hulki Cevizoğlu’nun daveti üzerine ben de programa telefonla katıldım.
Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nun kurucusu, yöneticisi, üyesi olduğu sivil toplum örgütlerinin adlarını saydım, bu kuruluşların AB’den kaç para hibe almış olduklarını açıkladım. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, AB’den alınan hibeleri kastederek, “bununla gurur duyduğunu” belirtti.
Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’na, “Gâvurun ekmeğini yiyen, gâvurunu kılıcını sallar” deyimini hatırlatarak kendisinin bir Erasmus profesörü, AB mandacısı ve bir Truva Atı olduğunu söyledim.
Bundan sonra gelişen olayların kısa bir özeti şudur:
• Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, hakkımda şikâyetçi oldu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
• Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nda “şüpheli” olarak ifade verdim.
• Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan suç duyurusuna TAKİPSİZLİK kararı verdi.
• Hapis cezası ile cezalandırılmamı talep eden Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, bu karara, Manavgat Ağır Ceza Mahkemesi’nde itiraz etti.
• Manavgat Ağır Ceza Mahkemesi, itirazı REDDETTİ.
• Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nun avukatı, Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dilekçe vererek hakkımda tazminat davası açtı.
• Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar verdi.
• Avukatım, bu karara itiraz ederek Yargıtay’a başvurdu.
• Yargıtay, Mahkeme’nin davayı kısmen kabul eden kararını BOZDU.
• Dava yeniden Mahkeme’de görüşüldü. Bu kez davanın tümden REDDİNE karar verildi.
• Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu bu karara itiraz etti, kararı temyiz etti, yani Yargıtay’a başvurdu.
• Yargıtay, Mahkeme kararını oybirliğiyle ONADI.
Beni önce hapsettirmek isteyen, bunu başaramayınca tazminat davası açan Prof. Dr. İbrahi Kaboğlu sonuçta davayı kaybetti.
İşte bu evrelerin belgeleri:
KADIKÖY 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE
Dosya No: 2010/121 Esas
Davacı: İbrahim Özden KABOĞLU
Vekili: Avukat Dr. Tuncer ÖZYAVUZ, İstanbul
Avukat Hüseyin Doğan, İstanbul
Davalı: Yılmaz DİKBAŞ
Vekili: Avukat Okan Gökay EMGENGİL
Konu: Delil listemizin ve listeye konu bazı delilerimizin sunumuna ilişkindir.
Prof. Dr. Özden Kaboğlu’nun avukatı Dr. Tuncer Özyavuz, 31.05.2010 tarihinde benim şu kitap ve yazılarımı mahkemeye delil olarak sunmaktaydı:
“Gaflet, Dalalet, Hıyanet”, “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi”, “Mandacı Profesörler”, “İsrailli Siyonist Korsanlar”, “Altın Vererek İğfal Etmek”, “Cahillere Avrupa Anayasalarında Anadil Kavramı”.
Mahkeme bu dilekçe üzerine dava açılmasına karar verdi.
T.C. İSTANBUL
ANADOLU 9. ASLİYE MAHKEMESİ
TENSİP ZAPTI (BOZMA)
Esas No: 2013/442 Esas
Davacı: İbrahim Özden KABOĞLU, İstanbul
Vekili: Avukat Tuncer ÖZYAVUZ, İstanbul
Davalı: Yılmaz DİKBAŞ, Antalya
Vekili: Avukat Okan Gökay EMGENGİL, İstanbul
Dava: Tazminat/Kişilik Haklarına Saldırı Nedeni
Dava Tarihi: 15.03.2010
Yenileme Tarihi: 20.12.2013
Mahkememizden verilen 01.03.2012 tarih ve 2010/124 Esas 2012/130 sayılı kararı Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 05.12.2013 tarih ve 2013/1424 Esas 2013/19174 Karar sayısı ilamıyla Karar Düzeltme Talebinin Reddine Karar verilmekte dava Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
1. Taraflara Duruşma gününü bildiren davetiye gönderilmesine
2. Bozma kararına uyulup uyulmama konusunun duruşmada dikkate alınmasına
Bu nedenle duruşmanın 14.03.2014 günü saat 09.50’a bırakılmasına tensiben dosya üzerinde karar verildi. 24.12.2013
T.C. ANKARA
19. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DURUŞMA TUTANAĞI
Esas No: 2013/96
Celse No: 3
Celse Tarihi: 19.11.2013
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
1. Avrupa Birliği Bakanlığına yazılan 30.09.2013 tarihli müzekkere cevabının beklenmesine,
2. Yargıtay emsal ilamları gereğince 818 sayılı Borçlar Kanunun 53. maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. maddesi ve 6100 sayılı H.M.K.’nun 165 maddeleri uyarınca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/39714 Basın Soruşturma nosunda hazırlık evrakının sonucunun Mahkememizce bekletici sorun sayılmasına, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda, karar kesinleştiğinde kesinleşen karardan bir suretin gönderilmesi konusunda ilgili savcılığa müzekkere yazılmasına,
3. Davalı vekilinin mazeretinin kabulüne, yeni duruşma günün ve duruşma zaptının dava vekiline tebliğine,
4. Bu nedenle duruşmanın (hazırlık dosyasının kesinleşme süreci de dikkate alındığından) 18.02.2014 günü saat 10:45’e bırakılmasına karar verildi. 19.11.2013
T.C. YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2012/10183
Karar No: 2013/8849
YARGITAY İLAMI
Mahkemesi: İstanbul Anadolu 9. (Kapanan Kadıköy 2) Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih: 01.03.2012
Numarası: 2010/121-2012/130
Davacı: İbrahim Özden Kaboğlu
Vekili: Avukat Tuncer Özyavuz
Davalı: Yılmaz Dikbaş
Vekili: Avukat Okan Gökay Emgengil
Davacı İbrahim Özden Kaboğlu vekili Avukat Tuncer Özyavuz tarafından davalı Yılmaz Dikbaş aleyhine 15.03.2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istemesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne dair verilen 01.03.2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dosya kapsamında davalı tarafından kaleme alınan ve yukarıda isimleri belirtilen kitaplar ve yazıların ilgili bölümlerinde yer alan ibarelerin, konu ve yazıların bütünlüğü göz önünde bulundurulduğunda, düşünce açıklaması ve ağır eleştiri kapsamında olduğu ve kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Mahkemece bu yön gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C. İSTANBUL
ANADOLU 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Esas No: 2013/442
Karar No: 2014/115
Davacı: İbrahim Özden KABOĞLU, İstanbul
Vekili: Avukat Tuncer ÖZYAVUZ, İstanbul
Davalı: Yılmaz Dikbaş, Antalya
Vekili: Avukat Okan Gökay EMGENGİL, İstanbul
Dava: Tazminat (Kişilik Haklarına Saldırı Nedenli)
Dava Tarihi: 15.03.2010
Karar Tarihi: 11.03.2014
Taraflar arasında mahkememizde görülen ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 05.12.2013 tarihli 2013/14241 esas 2013/19174 karar sayılı ilamı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verilerek iade edilen Tazminat davasında ilama uyularak yeniden yapılan açık yargılama sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesini duruşmada tekrar ederek; müvekkilinin saygın bir kişiliği bulunduğunu, davalı Yılmaz DİKBAŞ’ın “Gaflet Dalalet Hıyanet”, “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi” isimli kitaplarında ve sahibi olduğu www.kalinka.com.tr adresinde 03.11.2004 tarihinden 15.09.2009 tarihine kadar yayınlanan “Mandacı Profesörler”, “Altın Vererek İğfal Etmek”, “İsrailli Siyonist Korsanlar”, “Özür Dileyenler”, “Cahillere Avrupa Anayasalarında Ana Dil Kavramı”, “İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine Duyur” isimli yazıları ile müvekkilimin şeref ve saygınlığını zedeleyecek ithamlarda bulunduğunu iddia ederek 20.000 T manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesini duruşmada tekrar ederek müvekkilinin “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi” isimli kitabının birçok yazar tarafından övgüyle karşılandığını, söz konusu kitaptaki hibelerle ilişkin açıklanan bilgilere bugüne kadar davacı dâhil hiçbir itiraz gelmediğini, davacının 06.05. 2009 tarihinde Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusu sonrası verilen takipsizlik kararına ilişkin itirazın Manavgat Ağır Ceza Mahkemesince reddedildiğini, yazılarında kullandığı “AB Mandacısı” söyleminin siyasi görüş açıklayan bir söylem olduğunu, davacı için fahişe benzetmesi yapmadığını, yazılarının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında sert eleştiriler niteliği taşıdığını, ama hakareti amaçlamadığını savunarak davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
GEREKÇE VE SONUÇ:
Dava, B.K. 49. maddesi gereğince manevi tazminat talebine ilişkindir.
Deliller toplanmıştır.
Davalının gerek basılı iki adet kitabı, gerekse de internet üzerinde 6 adet olarak yayınladığı kitap ve yazılarındaki ifadelerin kapsamlı olması nedeni ile dökümü yapılması yönünde dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği.

Mahkememizce davanın kısmen kabulüne dair karar Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bozma ilamında belirttiği üzere yazılan yazıların bütünlüğü göz önünde bulundurulduğunda düşünce açıklaması ve ağır eleştiri kapsamında olduğu gerekçeleri, tarafların konumları dikkate alındığında ağır eleştiri niteliğinde bulunduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Alınması gereken 25,20 TL harçtan peşin alınan 297,00 TL’nin mahsubu ile istek halinde fazla alınan 271,80TL harcın davacıya iadesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davalı vekil için takdir olunan 1.500,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11.03.2014 (Kararın yazım tarihi 21.03.2014)
T.C. YARGITAY
4. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/7863
Karar No: 2015/9925
YARGITAY İLAMI
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİH: 11.03.2014
NUMARASI: 2013/442-2014/115
DAVACI: İbrahim Özden Kaboğlu
VEKİLİ: Avukat Tuncer Özyavuz
DAVALI: Yılmaz Dikbaş
VEKİLİ: Avukat Okan Gökay Emgengil
Davacı İbrahim Özden Kaboğlu vekili Avukat Tuncer Özyavuz tarafından davalı Yılmaz Dikbaş aleyhine 15.03.2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine dair verilen 11.03.2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakîmi tarafında hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma gereğince karar verilmiş olmasına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA 16.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
8. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD)
ÇYDD’nin başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan ile önce İnternet ortamında yazıştık. Sonra benden davacı oldu. Ölümünden sonra da çocukları hakkımda suç duyurusunda bulundu.
Tüm bu olayları ayrıntılarıyla ve belgeleriyle “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi” ve “Gaflet Dalalet Hıyanet” adlı kitaplarımda yazdım.
Burada, ÇYDD ile ilgili bilgilerin ana başlıklarını vereceğim.
Önce ÇYDD’yi Kasım 2006 tarihi itibariyle tanıyalım.
ÇYDD Yönetimi:
Genel Başkan: Prof. Dr. Türkan Saylan
Genel Başkan Yardımcıları: Prof. Dr. Türkel Minibaş, Prof. Dr. Filiz Meriçli
Genel Sekreter: Nur Gerçel Özeren
Genel Sayman: Perran Yorgancıgil
Yönetim Kurulu Üyeleri: Nihal Kızıl Öztorun, Ali Gürbüz, Gülsün Kaya, Lale Platin.
Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri: Prof. Dr. Cihan Demirci, Prof. Dr. Şeyda Ozil, Olcay Yezdan Ekinci, Sema Murat, Melek Erman Aşkın, Yasemin Keskiner, Osman Karaduman, Leyla Sürmeli, Ali Naci Kılıç.
Denetleme Kurulu: Oktay Demirkan, Oktay Hortoğlu, Hikmet İşler, Bahriye Canan Dinçer, Sabahattin Keskin.
Onur Kurulu: Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Prof. Dr. Ayşe Yüksel, Saliha Esen, Aykut Ergül, Perihan Sarıoğlu.
ÇYDD, Avrupa Birliği’nden, 2004 yılında toplam €193.548,78 tutarında Hibe aldı.
Bu bilgiye Türkiye’de ilk kez ben ulaşıp kitaplarımda ben yazdım.
Milli Eğitim Bakanlığı MEGEP adlı bir proje hazırlamıştı. Projenin toplam değeri €58,2 milyon Avro olarak açıklanmıştı. Altısı yabancı sekiz ortaklı bir topluluğun bu projeyi üstleneceği bildiriliyor, ÇYDD’nin adı da bu sekiz ortaktan biri olarak gösteriliyordu.
ÇYDD’nin payına ne kadar para düştüğünü öğrenmek istedim.
ÇYDD Genel Başkanı Türkan Saylan’a bu soruyu sormak amacıyla telefon ettim, ancak kendisiyle konuşma olanağı bulamadım.
21 Eylül 2005 tarihinde Prof. Dr. Türkan Saylan’a bir e-posta gönderdim ve derneğine €58,2 proje bedelindn ne kadar pay düştüğünü sordum.
Türkan Saylan, 22 Eylül 2005 tarihli e-posta ile cevap verdi.
MEGEP’de adımız geçmektedir, ama herhangi bir para asla almadık, diyordu.
Aynı gün Türkan Saylan’a bir e-posta daha gönderdim.
Sekiz ortaktan Türk olanı sözü edilen projeden para aldığını açıkça söylediği halde, diğer ortak olarak gösterilen ÇYDD nasıl olmuş da hiç para almamış, diye sordum.
Uzun süre Türkan Saylan’dan cevap gelmeyince, 28 Kasım 2005 tarihinde kendisine bir e-posta daha gönderdim.
Avrupa Birliği’nden (AB) proje karşılığı almış oldukları Hibeleri sıraladım, İnternetteki sitelerinde neden bu hibelerle ilgili hiç bilgi verilmediğini sordum.
AB’den almış olduğu Hibeler ve yapmış oldukları projeler hakkında ayrıntılı bilgi rica ettim. Alınan hibeler, nerelere harcanmış, kimlere dağıtılmış öğrenmek istediğimi belirttim.
Prof. Dr. Türkan Saylan bu mektubuma yanıt vermedi.
Türkan Saylan, telefonlarıma da çıkmadı.
ÇYDD, Amerika’da kurulu Hıristiyan Protestan Kilisesi’nden de Hibe talebinde bulunmuştu.
ÇYDD’nin Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) ile birlikte Türkiye’de Hıristiyan Misyonerliği yapmış olduğunu da yazdım.
Bunun üzerine hakkımda tazminat davası açtılar.
Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi davanın REDDİNE karar verdi.
Davacılar temyize gittiler.
Yargıtay, hükmü ONADI.
TRT’de yayınlanan “Büyük Takip” isimli programcılar, ÇYDD ve ÇEV hakkında bir program hazırladıklarını, bu bağlamda benimle de görüşmek istediklerini bildirdiler.
İsteklerini kabul ettim. Antalya’ya geldiler, benim büromda söyleşide bulunduk, çekim yaptılar.
Söyleşide, ÇYDD ve ÇEV ile anlattıklarım daha önce yayınlanmış olan kitaplarımda verilmiş olan bilgilerdi.
Bu söyleşi, 14 Ocak 2011 günü saat 20.20’de TRT’de yayınlandı.
ÇYDD ve ÇEV hakkında başka konuşmacılar da konuşmuştu.
Prof. Dr. Türkan Saylan’ın oğulları Çağlayan Örge ve Çınar Örge, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak hakkımda suç duyurusunda bulundular.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nda “şüpheli” olarak ifade verdim.
İşte, verilen karar:
T.C. ANKARA
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
Basın Bürosu
Basın Soruşturma No: 2011/834
Basın Karar No: 2011/465
KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞI KARARI
Davacı: K.H.
Müşteki: 1. Çağlayan ÖRGE, İstanbul
2. Çınar ÖRGE, İstanbul
Vekilleri: Av. Hüseyin Karataş, İstanbul,
Av. İ. Çağrı Karataş, İstanbul,
Av. Yıldız Köker Yenen, İstanbul,
Av. Burcu Yılmaz, İstanbul,
Av. Ferfana J. Öztürk, İstanbul,
Av. Cem Karamustafa, İstanbul,
Av. Ümpe Başaran, İstanbul.
Şüpheliler: 1. Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu,
2. Yılmaz DİKBAŞ, Antalya,
3. Ömer ÖZKÖK, Programa katılan,
4. Aziz Nafiz ÜSTEL, İstanbul,
5. Adnan ODABAŞ, İstanbul,
6. Adnan ZENCİR, Programa katılan,
7. Ali Galip YİĞİT, İstanbul.
Suç: Kişinin Hatırasına Hakaret, İftira, Adli Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs
Suç Tarihi: 14.01.2011
Soruşturma Evrakı İncelendi:
Yapılan soruşturmada, TRT ve RTÜK’den suç itibarıyla “Büyük Takip” programının yayın kayıtları getirtilerek, bilirkişi marifeti ile yaptırılan çözüm tutanaklarında;
YILMAZ DİKBAŞ: Avrupa Birliği’nden hibe alan bütün kuruluşlara, yalnızca ÇYDD ve ÇEV’e değil; dernekler, odalar, sendikalar ve meslek odalarının hepsine birden şu yaftayı yapıştırdım: Avrupa Birliği’nden hibe alanlar, Anadolu’nun bağrına sürülmüş birer Truva Atı’dır, dedim. İşte bu nedenle, önce benim hakkımda şikâyetçi olup beni mahkemeye verdiler ÇEV ve ÇYDD. Bunlar, Yılmaz Dikbaş bize Truva Atı diyor, biz vatan haini değiliz, diye beni mahkemeye verdiler ve tazminat talep ettiler. Her ikisi de mahkemede tazminat davalarını kaybettiler.
ÇYDD ve ÇEV’in yaptıkları sadece Hıristiyan misyonerliği değildir. Yani, Hıristiyanlığı Türk halkına tanıtma misyonerliği değildir. Onların yaptığının çok başka bir boyutu, siyasi boyutu vardır. Yaptıkları şudur: Özellikle fakir aile çocuklarına, işsiz gençlere ve çocuklara kendi tarihlerine, yani Türk tarihine, Türk diline, Türk geleneklerine, Türk karakterine ters ve bu değerleri küçümseyen, aşağılayan bir eğitim verdiler. Yani, istediler ki, çocuklar kendi ulusal kimliğini dışlasın, ulusal kimliğinden çıksın.
Şimdi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYYD) Türkiye’nin hemen hemen her tarafına yayılmış, birçok yerde şubesi olan ve tabanda birçok insanımızın samimi duygularla katıldığı bir örgüttür. Tabandaki bu iyi niyetli insanlarımızın tepede olanlardan haberi yoktur. Bu nedenle o insanlarımızı, o samimi sevgi dolu insanlarımızı kırmadan, onları incitmeden ÇYDD ile ilgili bilgiler ortaya çıkarılmalıdır. ÇYDD ile ilgili benim yazdıklarımın, benim konuştuklarımın hedefi, tabandaki o iyi niyetli insanlar değildir. Onlar sömürülmüştür, kullanılmıştır. Duygu sömürüsü yapılmıştır.
Türkan SAYLAN’ın iyi bir hekim olduğundan yola çıkılarak Atatürkçü olduğu söyleniyor. Türkan SAYLAN, bir Atatürkçü değildi. Kitabımda kişilikleri ayrıntılarıyla yazılı daha başka kişiler gibi Atatürkçülüğü bir maske olarak kullanmıştı. Kendisine ‘Atatürkçüyüm’ deyince tabii dokunulmazlık kazanacağını sanmıştı. Ne benim yazdıklarımda ne de başkalarının yazdıklarında Türkan Saylan’ın hekimliğiyle ilgili bir bölüm vardır. Hiç kimse onun hekimliğiyle ilgili bir eleştiride bulunmadı.

Müşteki iddialarında belirtilen suçların yapılan değerlendirilmesinde;
1. Yukarıya içeriği yazılan beyanların kişinin hatırasına hakaret ve iftira suçu ya da Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs suçunun unsurlarını oluşturmadığı, iftira suçunun ölmüş bir kişiye karşı işlenemeyeceği,
2. Bir kısım şüphelilerin iddialarla ilgili alınan savunmasında suçlamaları kabul etmedikleri ve hatta şüpheli Aziz Üstel’in böyle bir programa katılmadığını beyan ettiği,
3. 2954 sayılı TRT Kanununun 28/son maddesinde soruşturma ile ilgili 60 günlük hak düşürücü süre belirtilmiş olmakla, diğer şüphelilerin de ifadelerinin alınması konusunda süreç tamamlanmadığı gerekçeleri ile,
Şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına, kararın bir örneğinin müştekiler vekili ile Cumhuriyet Savcılığında savunması alınan şüphelilere tebliğine, TRT ve RTÜK’dan temin edilen görüntü CD’lerinin delil olarak dosyasında muhafazasına, itiraz yolu açık olmak üzere C.M.K’nın 172/1 maddesi gereğince karar verildi. 14.03.2011
9. Mine Kırıkkanat
14 Aralık 2008 tarihinde kendi kendilerine aydın diyen bazı kişiler medyada İnternet ortamında bir kampanya başlattılar. Kamuoyuna duyurdukları bildiride şunları yazdılar:
“1915’te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı Büyük Felaket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor.
Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum.”
Türklerin Ermeni soykırımı yapmış olduğunu kabul edip özür dileyenlerin öncülüğünü şu kişiler yapıyordu:
Prof. Dr. Ahmet İnsel, Prof. Dr. Baskın Oran, Dr. Cengiz Aktar ve gazeteci yazar Ali Bayramoğlu.
Özür dileyen 19 akademisyenin, 7 sivil toplum örgütü yöneticisinin, 57 yazar, çizer ve gazetecinin, 17 tiyatro, sinema, televizyon ve ses sanatçısının ve 10 siyasetçinin adlarını tek tek yazdığım yazım, “İĞFAL” adlı kitabımda da yer aldı.
Ermenilerden özür dileyenlerden biri de, Fransız pasaportlu gazeteci Mine Kırıkkanat idi.
Ermenilerden özür dileyenler listesini incelediğimde, bazılarının arasında şu ortak noktanın bulunduğunu gördüm: Hepsi de doğrudan veya dolaylı olarak Avrupa Birliği’nden (AB) Hibe almışlardı.
AB tarafından “karşılıksız” olarak verilen paraya Hibe denilmekteydi.
İşte, Ermenilerden özür dileyen AB Hibecilerinin adları, AB’den alınan Hibe miktarları ve yorumum:
1. Prof. Dr. Ahmet İnsel (Helsinki Yurttaşlar Derneği): €107.414,00
2. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu (ÇYDD): €193.548,73
3. Mine Kırıkkanat, Gazeteci Yazar: €74.000
4. Prof. Dr. Atilla Yayla (Liberal Düşünce Derneği): €449.620,40
5. Şerafettin Elçi (Helsinki Yurttaşlar Derneği): €107.414
6. Prof. Dr. Halil Berktay (Helsinki Yurttaşlar Derneği): €107.414
7. Ertuğrul Kürkçü (İPS İletişim Vakfı): €809.760
8. Etyen Mahçupyan (Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı). €1.032.921
9. Mehmet Ali Birand (Helsinki Yurttaşlar Derneği). €107.414
10. Adalet Ağaoğlu (Helsinki Yurttaşlar Derneği): €107.414
11. MAZLUMDER: €81.735,15
12. Prof. Dr. Murat Belge Helsinki Yurttaşlar Derneği): €107.414
Paris’in Pigal’inde, Londra’nın Soho’sunda ve Amsterdam’ın Kırmızı Fenerli sokağında iletişim kurmak için yabancı dil bilmeye gerek yoktur.
Aslında, çok konuşmaya da gerek yoktur.
İngilizce bir tek deyim bilin, yeter.
“How much?”
Yani:
“Kaç para?”
Gerisi kendiliğinden gelir.
Türkiye’de Cumhuriyeti yıkmak isteyenlerle, Kemalizm karşıtlarıyla, ABD uşaklarıyla, AB Mandacılarıyla ve şimdilerde ortaya fırlayan Özür Dileyenlerle uzun uzun tartışmaya hiç gerek yoktur.
Kısaca sorun:
ABD’den, Soros’tan ya da AB’den kaç para?
Gerisi kendiliğinden anlaşılır.
Bu yazımı 20 Aralık 2008 günü İnternetteki sitemden yayınladım.
Mine Kırıkkanat, 26 Aralık 2008 günü, İnternetten şu cevabı yayınladı:
“Ben kimseden beş kuruş almadım, almam.
Beni tanıyanlar 700 bin Avroya satılmayacağımı bilir, 70 bin Avroya da gülerler.”
Hemen, ayrıntılı bir cevap yazdım, Tuncay Özkan’ın Kanal Türk televizyonunda yaptığı AB yanlısı dizi program için AB’den 74 bin Avro Hibe almış olduğunu belgeleriyle İnternette yayınladım.
Benim cevabımın İnternette yayınlanmasından birkaç gün sonra Mine Kırıkkanat, Vatan Gazetesi yazarı Can Ataklı’ya şu itiraflarda bulundu:
“Evet, sevgili Can Ataklı, AB fonlarından bu para alındı ama benim cebime girmedi.
Bir kere paranın büyük bölümü Kanal Türk TV’de kaldı. Bunun dışında yönetmeninden ışıkçısına, kameramandan set işçisine, makyajcısından berberine kadar çalışan herkes minik minik paralar aldı. Programı yapan bizlerse sembolik ücretler aldık.”
Mine Kırıkkanat’ın bu acıklı ve ibret verici itiraflarını tüm ayrıntılarıyla, “İĞFAL” adlı kitabımda anlattım. AB’den 74 bin Avro hibe almış olan Mine Kırıkkanat’ın bir AB Mandacısı olduğunu vurguladım, AB Mandacılarının Anadolu’nun bağrına sokulmuş Truva Atları olduğu gerçeğini bir kez daha tekrarladım.
Mine Kırıkkanat, bu yazışmalardan sonra mahkemeye başvurdu, hakkımda tazminat davası açtı.
Peki, Mine Kırıkkanat açtığı davada ne iddia ediyordu:
“Yılmaz Dikbaş, bana fahişe dedi!” diyordu.
Şaşırmıştım!
Yılmaz Dikbaş, bana AB Mandacısı diyor, Truva Atı diyor, AB’den 74 bin Avro hibe aldığımı söylüyor, demiyordu!
Ben AB’den 74 bin Avro hibe almadım, demiyordu!
Kendisine “Fahişe” dediğimi iddia ediyordu.
Kitaplarımın, yazışmalarımın ve konuşmalarımın hiçbirinde hiç kimse için “fahişe” sözcüğünü kullanmamıştım.
Evet, AB’den hibe alanları Truva Atı’na benzetmiştim.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yabancılardan karşılıksız para almayı “iğfal” edilmekle eşdeğer görmüştür, diye de yazmıştım.
Ama hiç kimseye hiçbir nedenle “fahişe” dememiştim.
“Fahişe” davasının evrelerini görelim.
NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE/BEYOĞLU
Davacı: İclal Mine Kırıkkanat
Vekili: Av. Başar Yatlı, İstanbul,
Davalı: Yılmaz Dikbaş, Antalya
Konu: Müvekkilimizin kişilik haklarına saldırıda bulunarak ağır zarar veren Davalıdan, 20.000 TL manevi tazminatın, yazının İnternette yayınlandığı 20.12.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte alınmasına ve ayrıca kararın Türkiye çapında dağıtım yapılan tirajı en yüksek 3 gazete ile Davalının İnternetteki ilgili sayfasında yayınlanmasına karar verilmesi dileğidir.
Av. Başar YALTI, Davacı Vekili, 06.02.2009
Beni savunan avukatım Murat Deha BODUROĞLU, mahkemeye bir dilekçe vererek davanın reddedilmesi talebinde bulundu.
Mahkeme, bu dilekçeye karşı şöyle karar verdi:
T.C. BEYOĞLU
3. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
Değişik İş No: 2011/60
Hakim: Ümit Yaşar EKŞİOĞLU 24240
Yazı İşleri Müdürü: Mine TURGUTLU 53349
Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/1360 Esas sayılı dosyası Mahkememize gelmekle;
Yılmaz Dikbaş vekilinin dilekçesi ve dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre; Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesinin kararı 5651 sayılı yasaya uygun olduğundan yerinde olmayan itirazın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Yılmaz Dikbaş vekilinin yerinde olmayan itirazın REDDİNE,
2. Kararın taraflara tebliğine,
3. Dosyanın Mahkemesine iadesine,
Kesin olarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda karar verildi. 14.01.2010
İHTARNAME
İhtar Eden: İclal Mine Kırıkkanat
Vekili: Av. Başar Yatlı
Muhatap: Yılmaz Dikbaş, Antalya
Konu: Düzeltme ve cevap yazısının yayınlanması isteğidir.
Açıklama:
1. www.kalinka.com.tr adresinde yayınlanan Yılmaz Dikbaş adlı sitenin Ana Sayfası, ‘Son Eklenen Makaleler’ bölümünde, “AB MANDACISI KIRIKKANAT YALAN SÖYLEMEYİ SÜRDÜRÜYOR” başlığıyla bir yazı yayınlamaktadır.
2. Müvekkilim bakımından kabul edilmez bir içeriğe sahip, gerçeklere tümüyle aykırı ve kamuoyunu yanlış bilgilendiren bu yazının derhal yayından kaldırılmasını talep ediyoruz.
3. Gerçekleri açıklayan cevap ve düzeltme yazısı ektedir.
4. 5651 sayılı Yasa hükümlerine göre ekli “cevap ve düzeltme yazısı”nın yayınlanmasını, aksi taktirde yasal yollara başvurulacağı hususunu ihtaren saygıyla bildiririm. 06.10.2010
Av. Başar YALTI
Keşideci Vekili
Sayın Noter, işbu ihtarname ve ekinin Muhataba usulüne göre tebliğini rica ederim. 06.10.2010
Yukarıdaki ihtarnamede söz edilen “AB MANDACISI MİNE KIRIKKANAT YALAN SÖYLEMEYİ SÜRDÜRÜYOR” başlıklı yazımı www.kalinka.com.tr adresindeki sitemden kaldırmadım.
Bu yazım, birinci baskısı Ocak 2011 tarihinde yapılan “İĞFAL” adlı kitabımda da aynen yer aldı.
Mine Kırıkkanat’ın kendisine “fahişe” dediğim iddiasıyla açılan, 20.000 TL tazminat talep edilen davaya bakıldı:
T.C. BEYOĞLU
2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DURUŞMA TUTANAĞI
Esas No: 2009/51 Esas
Celse No: 5
Celse Tarihi: 25.02.2010
Hâkim: Ayla AKDÜZEN 28121
Kâtip: Necla ÇİFTÇİ 99188
Belirli gün ve saatte celse açıldı.
Davacı/Vekili Av. Başar YALTI ile Davalı/Vekili Av. Murat BODUROĞLU geldiler.
Açık yargılamaya devam olundu.
Dosyanın bilirkişiden döndüğü taraf vekillerine rapordan birer suret tebliğ edildiği, davacı vekilinin 22.02.2010 tarihli beyanlarını içeren dilekçesini sunduğu görüldü, Dilekçesinden bir suret davalı vekiline tebliğ edildi.
Davacı vekili, bilirkişi raporu iddialarımızı doğrulamaktadır, davamızın kabulüne karar verilsin dedi.
Davalı vekili, bilirkişi raporuna itiraz ediyoruz, itirazlarımı içeren dilekçemi sunuyorum, yeniden bilirkişi yapılmasını talep ediyorum dedi.
Dilekçesinden bir suret davacı vekiline tebliğ edildi.
Davacı vekili, dilekçe süresinde verilmemiştir, bu nedenle kabul etmiyoruz, ayrıca sunulan örneklerinde bizim olayımız ile ilgisi yoktur, dedi.
Davalı vekili, yazıların hiçbirinde doğrudan hakaret bulunmamaktadır, yorum yolu ile yapılan bilirkişi raporunda belirtilen benzetme manevi tazminatı haklı kılmaz dedi.
Dosya incelendi duruşmaya son verildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
1. Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile takdiren 5.000 TL manevi tazminatın 20.12.2008 tarihinden işleyerek yasal faizi ile davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine
Dair, tebliğden itibaren 15 gün içinde temyizi kabil karar davacı vekili ile davalı vekili yüzüne açıkça okunup, anlatıldı. 25.10.2010
Hâkim 281212
Kâtip 99188
Bu duruşmada avukatım Murat Deha BODUROĞLU yaptığı sözlü savunmada şunları söyledi:
“Müvekkilim hiçbir yazısında veya ifadesinde, iddianın aksine, davacıya yönelik “Fahişe” kelimesi veya benzeri bir açık hakaret anlamında hakaret kullanmamıştır.
Dosyayı inceleyen bilirkişi de verdiği raporda, müvekkilimin “Fahişe” sözcüğünü kullanmadığını kabul etmekle beraber, bunu ima ettiğini, bu niyetle yazdığını sezdiğini belirtmektedir.
İşte bu nedenle bilirkişi raporunu da reddediyoruz.
Mahkemenizin, ortada maddi delil, somut delil olmadan “niyet okuyarak” karar vermemesini talep ediyoruz.”
Ne yazık ki, tam da böyle olmuş, mahkeme davayı KISMEN KABUL KISMEN REDDEDERKEN, “Fahişe” sözcüğünü hiçbir yerde kullanmadığım halde “niyet okumuş”, benim bu sözcüğü ima ettiğime, bu sözcüğü söylemeye niyet ettiğime karar vermiştir.
Avukatım Murat Daha BODUROĞLU bu kararı temyiz etti.
Yargıtay şu kararı verdi:
T.C. YARGITAY
4. Hukuk Dairesi
Esas No: 2010/6599
Karar No: 2011/5507
YARGITAY İLAMI
Mahkemesi: Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih: 25.02.2010
Numarası: 2009/51 – 2010/51
Davacı: İclala Mine KIRIKKANAT Vekili Avukat Başar YALTI
Davalı: Yılmaz DİKBAŞ Vekili Avukat Reşit GÜRPINAR
Dava konusu yayının tarihi, olayın gelişim biçimi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen manevi tazminat tutarı fazladır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek davacı yararına daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere KARARIN BOZULMASI GEREKMİŞTİR.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11.05 2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay’ın bozma kararından sonra dava İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüşüldü.
Mahkeme, davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ kararına uyarak, Davacının istediği 20.000 TL manevi tazminat miktarını fazla buldu ve 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.
Şimdi bu davayı özetleyelim:
Gazeteci yazar Mine Kırıkkanat’ın AB’den 740 bin Avro Hibe aldığını yazmıştım.
Mahkeme, bu bilginin yanlış olduğuna karar vermedi.
Mine Kırıkkanat’ın AB Mandacısı olduğunu yazdım.
Bu nitelemem de davada görüşülmedi.
Mine Kırıkkanat’ın Anadolu’nun bağrına sokulmuş bir Truva Atı olduğunu tekrar tekrar vurguladım.
Duruşmalarda bu konudan da söz edilmedi.
Dava, Mine Kırıkkanat’a “Fahişe” dediğim iddiası üzerinde görüşüldü ve karar bu iddiaya bağlı olarak verildi.
İlk kez hakkımda açılan bir tazminat davasını; yazmadığım, söylemediğim “Fahişe” sözcüğü iddiasıyla kaybettim, 4 bin TL ödemek zorunda bırakıldım.
Bugünkü tarih itibarıyla, gazeteci yazar Mine Kırıkkanat hakkındaki söylemlerimi şöyle sürdürüyorum:
1. Mine Kırıkkanat, AB’den 74 bin Avro Hibe almıştır. Hibe, karşılıksız para demektir. Kim kime karşılıksız para verir?
2. Mine Kırıkkanat, Tuncay Özkan’ın Kanal Türk televizyon kanalında yaptığı programlarda AB Mandacılığını savunmuştur. AB Mandacısı Mine Kırıkkanat, daha sonraları Cumhuriyet gazetesinde de AB Mandası yanlısı yazılar yazmıştır.
3. Mine Kırıkkanat, yazdığı yazılarla Türk halkına kin ve nefret saçan ifadeler kullanmıştır. Türk halkının en az yarısını “geviş getirenler” diye tanımlayarak Sığır’a benzetmiş; uzun kolları ve kısa kolları kıllı yaratıklar diyerek de Maymun’a benzeterek hakaretler etmiş, ırkçılık yapmıştır.
4. Benden 4 bin TL manevi tazminatı, kendisine “Fahişe” dediğim asılsız iddiasıyla almıştır.
5. Mine Kırıkkanat ile ilgili yazılarım tüm ayrıntılarıyla ve belgeleriyle “İĞFAL” adlı kitabımda yer almaktadır.
Bilgilerinize sunarım.
Saygılarımla,
Yılmaz Dikbaş
12 Nisan 2016, Salı
dikbas@kalinka.com.tr
www.kalinka.com.tr
www.yilmazdikbastv.com
Facebook: Yılmaz Dikbaş
Twitter: @antalyakalinka
0532 233 31 52

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder