8 Aralık 2015 Salı

KAHRAMAN YARATMAK



Yaklaşık on gün kadar önce yeni Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül, “MİT TIR’ları” ile ilgili haber yaptıkları gerekçesiyle tutuklandılar. Ortada suç olsa bile, tutuksuz yargılamak varken iki gazetecinin tutuklanması onaylanacak bir durum değildir.
Adana’da 19 Ocak 2014 tarihinde durdurulan ve Suriye’deki teröristlere silah taşıdığı ortaya çıkan “MİT TIR’ları” ile ilgili haber ve fotoğraflar 21 Ocak 2014 tarihinde Aydınlık Gazetesi’nde yayınlandı. Aydınlık Gazetesi’nde yayınlanan bu haber sonrasında Cumhuriyet Gazetesi de dahil olmak üzere, bütün gazeteler sessizliğe büründü. Ancak 29 Mayıs 2015 tarihinde aynı haber sanki yeni ortaya çıkarılmış gibi “ilk kez yayınlanıyor” başlığıyla Cumhuriyet Gazetesi’nde, yeni birkaç fotoğrafla birlikte yayınlandı.
21 Ocak 2014 tarihinde Aydınlık Gazetesi’nde yayınlanan bu haber için, gazetenin genel yayın yönetmeni hakkında dava açılmadı ve tutuklanmadı. Ama aradan 16 ay gibi bir süre geçtikten sonra, aynı haberi çalan ve yayınlayan Cumhuriyet Gazetesi için, genel yayın yönetmeni Can Dündar hakkında dava açılması ve tutuklanması, üzerinde etraflıca düşünülmesi gereken bir durumdur.
Mahkeme kararıyla da kanıtlanan haber ve eser çalma merakı olan Can Dündar, “ilk kez yayınlanan görüntüler” başlığıyla, bu çalıntı haberle parlatıldı. Cumhuriyet okuyucularının Atatürkçü yazarların gazeteden dışlanması sürecinde Can Dündar'a tepki göstermesini engellemek amacı ile Can Dündar'ın büyük bir gazetecilik başarısı göstermesi ve böylece parlatılması planlanmıştı. Tabii bu küçük plandı, belki büyük planda yeni CHP’nin genel başkanlık koltuğuna oturtulması bile düşünülebilir.
Erdem Gül, 22. Adalet ve Demokrasi Haftası’nda 24 Ocak 2015 tarihinde Çankaya Belediyesi’nin düzenlediği Çağdaş Sanatlar Merkezi’ndeki etkinlikte, Uğur Mumcu’nun yeğeni Evren Mumcu’nun sorusuna; “Türk Milleti demenizi yadırgadım. Türk Milleti diye bir şey yoktur” diye yanıt vermişti. Can Dündar ise, Atatürk imajını bozmaya çalışan “Mustafa” filmi ile ne olduğunu ve ne yapmak istediğini kanıtlamıştır.
Can Dündar'ın, 14 Nisan 2012 tarihinde Milliyet Gazetesi'ndeki 'Başka Kapıya' adlı yazısı şöyleydi: “Dün süngü zoruyla başbakanı eve yollayanlar, bugün polis zoruyla evden toplanıyor. Dün ‘adalet, insan hakları’ diye haykırdığımızda üstümüze tank sürenler, şimdi adalet ve insan hakkı istiyor. Dün düzmece andıçlarla demokratları yok etmeye çalışanlar, bugün düzmece kanıtlarla yargılandığından yakınıyor. Adaletsizliğe, zulme karşı her zaman herkesin yanındayız. Ama dün burnundan kıl aldırmayan mağrurların, bugün mağdur rolü oynamasına cevabımız aynı: ‘Başka Kapıya.”
Bunları yazan Can Dündar kimdir?
 Kemalizm düşmanıdır, orduyu dönüştüren kumpasları destekleyendir, TSK'ye karşı PKK terör örgütünü destekleyendir, Türk Milleti kavramına karşıdır, AKP'yi düne kadar desteklemiş romantik tatlı su solcusudur ve Cumhuriyet Gazetesi’ni yeni Cumhuriyet yapandır.
Ülkemizde yüzlerce gazeteci işsiz bırakılırken, birçok basın emekçisi ceza alırken Can Dündar ve benzerlerinin sesleri çıkmamıştı. İlhan Selçuk başta olmak üzere birçok gazeteci, demokratik kitle örgütü yöneticisi, sendika başkanları, akademisyenler, siyasiler ve subaylar hukuksuzca tutuklanıp cezaevine konulduğunda, Can Dündar ve benzerlerinin tepkisini duyan oldu mu?
Ulusal Kanal, ART, Aydınlık Gazetesi ve Oda TV basıldığında, Can Dündar ve benzerleri ortada yoktu. Ancak geçtiğimiz Ekim ayında operasyon yapılan cemaat medyasına “özgür basın susturulamaz” diye destek veren Can Dündar ve benzerlerinin ikiyüzlülüğü bir kez daha kanıtlanmıştır. Ergenekon ve Balyoz gibi komplonun dibine vuran, hukuk ihlallerinin yaşandığı davalarda, Can Dündar ve benzerleri neredeydiler? Can Dündar; “düzmece kanıtlarla yargılandığından yakınıyor” dediği yurtseverlere karşı acaba bugün utanmakta mıdır? Cumhuriyet Gazetesi'nin yitirdiğimiz çok değerli yazarı Deniz Som, Can Dündar'ın bütün yolsuzluklarını, sahtekarlıklarını mahkeme tutanaklarına dayanarak, belgeleriyle açıklamıştı; bunlar Cumhuriyet Gazetesi arşivlerinde bulunmaktadır Yaratılan ve başka görevler yüklenen bu sahte kahramanlara çok dikkat edilmelidir, senaryo iyi okunmalıdır. Dürüst olmayan birinden kahraman yaratılmasına izin vermemeliyiz.
Cumhuriyet Gazetesi’nin başına getirilmesi özel bir proje olan Can Dündar’ın esas görevi ‘çözüm süreci’ adı verilen ve ulus devleti bitirecek olan bölücü projeye hizmet etmektir. 2007 yılında Fethullahçıların kurduğu The Taraf Gazetesi ne yapmışsa, bugün Can Dündar’ın eline verilen yeni Cumhuriyet Gazetesi de aynısını yapmaktadır. CHP’nin yurtseverlerden alınarak, kimliksizleştirilmesi süreci ile Cumhuriyet Gazetesi’nin dönüştürülmesi, eş zamanlı olarak projelendirilmiştir. Yeni CHP’de güvensizliğin ve başarısızlığın başrol oyuncusu Kemal Kılıçdaroğlu ne ise, yeni Cumhuriyet Gazetesi’nde de Can Dündar aynısıdır.
Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı gibi aydınları her fırsatta anan ancak bir kitabını, bir makalesini bile okumayanlar, Can Dündar ve benzerlerini bu yurtsever insanlarla aynı kefeye koyan aydın insan taklitleri, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya devam etmektedirler.
Can Dündar’lar için protesto gösterileri yapanlar, Cumhuriyet Gazetesi'nin Atatürk ilkelerinden sapan ve değişen çizgisine boyun eğmektedirler. Cumhuriyet Gazetesi yönetimine yapılan bu hukuksuzluğun kınanması gerekir ancak sapla samanı da birbirine karıştırmamak gerektiği de bilinmelidir. Unutmayalım ki, bugün hukuksuzluk yapanlara da yarın hukuk gerekecektir.. 7 Aralık 2015
SUAY KARAMAN
.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder