30 Aralık 2014 Salı

ATATÜRK'ün Dil Devrimine dil uzatan Cumhuriyet yazarına yanıt/ Tarık Konal



      Saygın Arkadaşlarım
      Bugün Cumhuriyet'in spor sayfasında Orhan Can adlı yazar (!) Bilge Önder ATATÜRK'ün Dil Devrimi'ne dil uzattı.
      Dilde devrim olmaz, dilde evrim olur ” dedi Orhan Can. Onun bu gülünç tümcesini okuduğumda, şaşırmadım.
      Bu tümce Yazaç (harf) ile Dil Devrimi'nin başlatıldığı günden günümüze “karşıdevrimciler”ce sürekli yinelenmiş, sürekli gevelenmiştir; bu nedenle bu tümce dil devrimcilerine yabancı değildir...
      Ancak gerçek, Orhan Can'ın tanımlamasındakiyle ilintisizdir.
      Devrim, bir ulusun çağın gerisinde kalmasına neden olan kurumlarının yerine çağcıl kurumlar kurması, çağcıl girişimler başlatmasıdır.
      Bunun bilincine varamadığı anlaşılan Orhan Can -bir karşıdevrimci değilse- bir dardağarcıklı olduğunu sergilemiştir bu tümcesiyle...
      Devrim değil de evrim'miş... Türkçe, içine Osmanoğullarınca katılmış Arapça-Farsça sözcüklerin, bir evrimle (kimbilir kaç yüzyıl sürecek bir evrimle) yerlerini Türçeye bırakmasını mı bekleyecekti? Us yoksunu muydu bu ulus?
      Türkçe, Mehter Marşlı Yürüyüş benzeri bir evrimle (!) gelişmeyi mi bekleyecekti, yoksa bir Bilge Önder'in “koşaradım”lı, ardışık devrimlerini mi yeğleyecekti? 
                                                               * * *
       Orhan Can, dardağarcıklı olarak kalmak yerine, Dil Devrimleri konusunda bir araştırma yapsaydı, Dil Devrimlerinin, dünyada ulusal devletlerin kurulmasına neden olmuş çok anlamlı devinimler olduğunu görecekti.
       XV. yüzyılda Avrupa'da Hıristiyan ümmetliğinden kurtulma ile başlayan uluslaşma sürecinde toplumların, öncelikle ele aldıkları konu, ulusal dilleriydi.
       Uluslar, XII. yüzyılda -evrim'i beklemeden- öz kimliklerini kavramaya koyuldular...
       Fransa ile Almanya 1690 -1790 yılları arasında ulusal dillerini Hıristiyanların ortak dili olan Latince'den ayırıp ulusal dilleriyle eğitime geçtiler. Macarlar XIX. yüzyılda dillerinden 10 bin yabancı sözcüğü ayıkladılar, uzaklaştırdılar.
       İtalyanlar ise yazın alanında İtalyancayı -bunlardan çok daha önce- XIII. yüzyılda kullanmaya başladı. Dante, 1310'da İlahi Komedya'sını, Galileo (1564 -1642), gökyüzünde olup bitenleri İtalyan dilinin Padau lehçesiyle yazdı. Galileo, bununla da yetinmedi, Latincedeki tüm gökyüzü terimlerini İtalyancaya çevirdi.
       Dünyada uluslaşma süreci başlamışken, ulusal diller günyüzüne çıkmışken Türkçemizin başına gelenler ise tam bir karabasandı.
       Türkçemiz, Karahanlılar Döneminde (932-1212) İslamla birlikte Arap Abecesi de benimsenince, bir din dili olan Arapçanın saldırısına uğradı. Göktürk Yazıtlarında (700 - 735), Kutadgu Bilig'de (1069) yer alan olağanüstü güzellikteki sözcüklerimiz yerlerini Arapça, Farsçaya bırakır oldu.
       Saygın Ulusumuz, yalnızca din değiştirdiğini sanıyordu; oysa en önemli ulusal kültür öğesini, dilini yitirmeye başlamıştı.
       Dilimize yalnızca Arapça-Farsça sözcükler değil o dillerin dilkuralları da yerleşmeye başladı. Bu olumsuzluk sürdü, gitti. Osmanlı Dönemiyle birlikte öz dilimiz Türkçemiz, bir karmadil olan “16 yamalı bohça Osmanlıca”nın içinde bir azınlık durumuna düştü, düşürüldü...
       Karamanoğlu Mehmet Bey'in buyruğu (1277), Yunus'un (1240-1320), Karacaoğlan'ın (1606-1679) tadına doyulmaz güzellikteki şiirleri, sözcükleri, Türkçemizin tümden yitip gitmesini geciktirdiyse de dilimizdeki yabancı sözcük oranının giderek yükselmesini önleyemedi.
       Göktürk Yazıtlarında % 1, Kutadgu Bilig'de % 2, Yunus Emre'de % 13, Süleyman Çelebi'nin (1351-1422) Mevlit'inde % 24 olan yabancı sözcük oranı, Baki ile Nefi'de (XVI. XVII. yüzyıllarda) % 70'e yükselmişti. 
       Bu utanılası bir durumdu.
       Bu utanılası duruma, bir Bilge Önder “dur” diyecekti, kuşkusuz.
       Ulusuna ulusal bağımsızlığını armağan etmiş olan Bilge Önderimiz, saygın ulusumuzun iyemli dilini de yabancı dillere kölelikten kurtaracaktı kuşkusuz...
                                                   * * *
       1928 yılında “bu ulus, utanmak için yaratılmadı” diyerek Yazaç (harf) Devrimi'ni başlatan Bilge Önder ATATÜRK, 12 Temmuz 1932'de de Türk Dil Kurumu'nu kurarak Dil Devrimi'ni başlattı.
       Türk çocukları, kendilerine “bir müsellesin mesahayı sathiyesi kaidesiyle irtifaının hasılı zarbının nısfına müsavidir” biçiminde, gülünç Osmanlıcayla öğretilen uzambilim (geometri) kuralını “bir üçgenin yüzey alanı, tabanı ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir” biçimde, apak bir Türkçeyle okumaya, yazmaya, öğrenemeye Dil Devrimiyla başladılar...
       Bu konudaki çabalara ilişkin olarak binlerce betik / okunca (kitap) yazılmıştır.
       Burada bunları anmak olanaksız...
       (Yalnızca TDK'nin sayısı 400'e ulaşmış Türk Dili Dergilerini edinse, bunları okusa bir yurttaş, Dil Devriminin görkemiyle tanışır, dardağarcıklılıktan kurtulur...) 
       Sözün özü:
       Dil Devrimi, karşısına çıkarılan tüm engellere karşın ilerledi, gelişti, yüceldi...
       Dil Devrimi'nden önce 1930 yılında, gazete haber dilinde Türkçe sözcükler % 35 oranındayken, 1965 yılında bu oran % 61'e, 1970 yılında % 71'e yükseldi. Günümüzde bu oranın % 80'lere ulaştığı söylenebilir.    
                                                               * * *
       Anadolu Aydınlanma Devrimi'nin güncesi Cumhuriyet'in yazarlarına bu oranı artırmak düşer.
       Cumhuriyet yazarına, Dil Devrimini küçümseyen aymazlar* gibi davranmak düşmez...
       Orhan Can'a kendine gel! demek istiyorum.
       Orhan Can, sen sen ol, Cumhuriyet okuruna, karşıdevrimin tümceleriyle seslenme!
       Orhan Can, bilmiyor olsa da, günümüzde -şimdilik- öğrenmemiş olsa da Bilge Önder ATATÜRK'ün Devrimleri, aymazların küçümsemeleri, aymazların örselemeleriyle sarsılacak denli köksüz değildir...
       Cumhuriyet okuru, bunu ona öğretmek için erinmezse de bu konudaki görev, öncelikle Cumhuriyet yönetimine düşse gerektir!   29 Aralık 2014
                                                                            
                                                                     Bilge Önder ATATÜRK'ün
                                                                     Dil Devrimi'ni doğru alımlamış
                                                                     bir öz Türkçe tutkunu,
                                                                     Cumhuriyet'in 60 yıllık okuru
                                                                     Tarık Konal


* Aymaz. Bu sözcük Dil devrimini küçümsemeye çalışanları tanımlamak ereğiyle, Bilge Önder ATATÜRK tarafından kullanılmıştır. Bu konuya ilişkin bilgiyi, “Bize öz Türkçe yaraşır” adlı betiğimde okurlara sundum.
,    .

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder