17 Şubat 2016 Çarşamba

Erdoğan’ın sigara takıntısı



 Erdoğan’ın sigara takıntısı
Daha önceleri gerek vatandaşın cebinden paketini alarak, gerek zorla yemin ettirerek, gerekse bağırıp çağırarak Tayyip Erdoğan sigara konusunda takıntı düzeyinde hassas olduğunu tüm kamuoyuna göstermişti. Daha önceleri tepkisini ayaküstü ortaya koyan Erdoğan, bunun yeterli olmadığına kanaat getirmiş olmalı ki bu konuda bir kabul töreni düzenleyip görüşlerini uzun uzun anlatmayı uygun görmüş anlaşılan
Sigaraya karşı kabul töreni
Bu maksatla “9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü’nde Kaçaksaray’da verilen resepsiyonda eski sigara tiryakilerine konuştu. Daha önce onlarca kez muhtarları, farklı meslek gruplarını, sivil toplum örgütlerini ve şimdi sayamadığımız pek çok yandaş yapıyı ağırlayan Kaçaksaray’ın konukları bu kez sigarayı bırakan eski tiryakilerdi.
Dünyada böyle bir resepsiyonu vermek sanırız ilk kez Tayyip Erdoğan’a nasip oldu. (Ayrıca “9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü” nün Türkiye’ye özgü olduğunu belirtelim. Yani “Dünya Liderimiz” ne kadar evrensel ise “Dünya Sigarayı Bırakma Günü” de o kadar evrensel.) Erdoğan sigaranın zararlarından bahsettiği konuşmasına sigara yasağını bir anda özgürlük mücadelesine çevirdi: “Sigara içme özgürlüğü diye bir özgürlük asla olamaz. Asıl olan sigara içenin değil sigara içmeyenin özgürlüğünü korumaktır. Devlet hırsıza karşı nasıl mal sahibini, teröriste karşı nasıl masum vatandaşı korumak mecburiyetindeyse, tütüne, alkole, uyuşturucuya karşı da vatandaşını o şekilde kollamak zorundadır. Bu çerçevede yürütülen tüm çalışmaların cumhurbaşkanlığı adına hem de şahsi olarak sonuna kadar arkasındayım. Bugüne kadar kimin cebinde bir sigara paketi gördüysem hemen pakete el koydum. Kendisine de sigarayı bırakması için telkinde bulundum.”
Tabi Erdoğan’ın hedefinde sadece sigara yoktu. Erdoğan sigara gibi alkolün zararlarından, hatta hızını alamayıp şiirin, romanın insanı nasıl bağımlı yaptığından uzun uzun bahsederek hepimizi aydınlattı. Erdoğan’ın vatandaşın sağlığı konusundaki hassasiyeti gözlerimizi yaşarttı. Ancak kendisinin bu konuşmayı yaptığı gün Güneydoğu’dan 9 şehidimizin haberinin geldiğini de hatırlatalım.
Sigara karşıtlığının sağlıkla ilgisi yok
Siyasette bulunduğu 20 küsur yıl Tayyip Erdoğan’ı yakından tanımamız için fazlasıyla yeterli bir süre. Kendisini tanımlamak için pek çok ifade kullanabilirsiniz ama “vatandaşın sağlığına önem vermesi” bunlardan biri değil.
7 Haziran seçimlerinden bugüne bombaların patladığı, her gün şehit haberlerinin geldiği bir ülkede yaşıyoruz. Dökülen bunca kanın, yitirilen bunca canın tek sebebinin bir adamın sarayı ve iktidar hırsı olduğunun artık çocuklar bile farkında. Biraz daha geriye gidelim. Gezi olayları sırasında polis terörü ile ölen gencecik insanlar için Erdoğan’ın “Polise talimatı ben verdim.”, “Polisimiz destan yazdı.” açıklamalarını, miting meydanlarında, 14 yaşında ölen Berkin’in annesini yuhalattığını hiç birimiz unutmadık. Bu yüzden kendisinin sigara hassasiyetinin sağlığımız ile değil yaşam tarzımızla ilgili olduğunun da farkındayız.
Toplumun yaşam tarzına müdahale etme
Erdoğan’ın sigara konusundaki takıntısını insanların günlük hayatına müdahale etme çabası olarak ele almak gerekir. Çünkü Erdoğan’ın yürüttüğü sıradan bir sigara karşıtı kampanya değil. Normal bir sigara karşıtı kampanyada insanlara sigaranın zararları anlatılır, bununla ilgili toplantılar faaliyetler düzenlenir. Oysa burada insanların ceplerinden sigaralarını alan, zorla yemin ettiren bir şahıs var karşımızda.
Tayyip Erdoğan için asıl mesele sigaranın zararları değil. Asıl mesele sözünün dinlenmesi, bireylerin kişisel tercihlerine göre değil onun istediği şekilde yaşamalarıdır.
Sigaranın zararlı olması, bırakmanın doğru bir davranış olması, bu gerçeği değiştirmez. Bu sadece arkasına sığınılan meşru zemindir. Zaten böyle bir zemin olmasa istenilen baskı da yaratılamaz.
Buna benzer bir takıntı da kendisinin “3 çocuk” takıntısıdır. 3 çocuk doğru bir devlet politikası olabilir, ancak buradaki mesele çocuk sayısı değil sözünün dinlenmesidir.
Erdoğan’ı rahatsız eden ne içilen sigara ne de 2 çocuklu ailelerdir. Onu rahatsız eden kendi kararlarını alan bireylerdir. Onun istediği toplum itaat eden, söz dinleyen ve söylenileni yapan birey değil robotlardan oluşan bir toplum olmalıdır. (Bakınız Bilal.) Ne yenileceğine, ne içileceğine, nasıl yaşanacağına o karar vermelidir. Vatandaştan beklenen talimatlara uymasıdır. Bireylerin kişisel tercihlerine karışma konusunda sigara iyi bir başlangıç mevziisidir çünkü zararlı olduğu için kimse sigarayı savunamaz.
Ancak Erdoğan özelinde bir başka etken de kendisinin her türlü kültüre karşı olan duruşudur. Kimileri bunu başarısız eğitim hayatının yarattığı eziklik olarak yorumluyor. Hatta sahte üniversite diploması buna delil olarak gösteriliyor. Diplomasının sahteliğini bilemeyiz ama kendisinin siyasi hayatı boyunca üniversiteler başta olmak üzere her türlü eğitim kurumuyla olan çatışmasını gayet iyi biliyoruz. Ayrıca kendisinin hışmına uğramayan yazar, çizer, sanatçı sanırız yoktur.
Şiir, roman, film…
Erdoğan’ın konuşmasında öfkesinden nasibini alan sadece sigara olmadı. Hızını alamayan Erdoğan filme, romana ve şiire olan nefretini de kustu. Bu unsurların insanları bağımlı yaptığını söyledi. (Bunu söyleyen “Zat’ın şiir okuduğu için hapis cezasına çarptırıldığını da hatırlatalım.) Erdoğan da biliyor ki film seyretmek, şiir ve roman okumak kimseyi bağımlı yapmaz, ama birey yapar. Erdoğan için toplumda bireylerin olması bağımlıların olmasından daha kötü bir tablodur. Sadece şiir, roman, film değil, her türlü sanat dalı insanları çizilen şablonların dışına taşıyacak, itaat etmelerini zorlaştıracak öğelerdir. Bu da baskıcı her türlü rejimin kâbusudur. Bu sebepten baskıcı her rejim sanata düşmandır.
Faşizm tekerrür ediyor
Erdoğan’ın sigaraya karşı açtığı savaş tarihte ilk değil. Tam 80 yıl önce benzer bir mücadeleyi kendisi ile sık sık kıyaslanan bir isim Adolf Hitler de yürütmüş. İktidarı boyunca 50 milyona yakın Alman’ın ölümüne sebep olan Hitler “Sağlıklı Ari Irk” yaratmak için sigaraya ciddi bir savaş açmıştır. Nazi Almanya’sında sigaraya ciddi yasaklar getirilmiş, Ari Irka mensup olanların sigara içmesinin önüne geçilmeye çalışılmıştır. Hitler’in sigarayı bırakan dostlarına altın saat hediye ettiği bilinir. Almanya’daki kadar güçlü olmasa da Faşist İtalya’da da sigara karşıtı kampanya yaygındır.
Kendi uluslarına büyük acılar çektiren her iki rejimin sigara konusundaki hassasiyetlerinin özünde “itaat eden insan modelini yaratma” kaygısı yatar. Sigara içmemek bir disiplin örneğidir. Ama faşist rejimlerin sigara karşıtı mücadeleleri hüsranla sonuçlanmıştır. Hitler’in kampanyası ters tepki vermiş, tüm yasaklamalara rağmen Almanya’da sigara tüketimi artmıştır. Hitler’in bu konudaki takıntısından olsa gerek hem 2. Dünya Savaşı sırasında hem de sonrasında sigara anti-faşist hareketlerin sembolü olmuştur. Sol hareketler içerisinde sigaranın sembol olmasını sağlayarak Hitler ölümünden sonra anti-faşist hareketlere belki de en büyük zararı vermiştir.
Faşizm sağlığa zararlıdır
Dünyada her yıl 6 milyon kişi sigaranın sebep olduğu hastalıklar yüzünden ölüyor. Faşizmin karnesi ise çok daha karanlık: Sadece 2. Dünya Savaşı’nda 75 milyonun üzerinde insan yaşamını yitirdi. Sigaranın sağlığa zararlı olduğu aşikâr. Ancak sağlıklı, huzurlu bir yaşam istiyorsak Faşist’ ten kurtulmak daha elzem.
HAZAR ARISOY
arisoyhazar@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder