30 Temmuz 2015 Perşembe

ATATÜRKÇÜLERİN SEVDİĞİ YALANCI YAZAR: EMİN ÇÖLAŞAN



Kendilerini “Atatürkçü”, “Ulusalcı” olarak görenlerin çok beğendiği gazeteci Emin Çölaşan, SÖZCÜ gazetesinde 29 Temmuz 2015 Çarşamba günü, “Oylar gitti, operasyonlar başladı” başlıklı bir yazı yazdı. Son günlerde halkımızın gece gündüz acı ve öfkeyle televizyondan izlediği PKK ve IŞİD terör eylemlerini anlattıktan sonra, özellikle PKK terörist eylemlerinin sorumlusu kim, sorusunu sordu.
Emin Çölaşan, bu sorunun yanıtını kendisi şöyle verdi:

“Başka bir sorumlu aramayın, bu ortamı tek başına AKP iktidar yarattı. 2002 yılında iktidar olduklarında sıfır terör vardı.
Ayrılıkçılara, bozgunculara, bölücülere ve terör örgütüne inanılmaz ödünler verdiler.”

Emin Çölaşan’a göre, 2002 yılı öncesi PKK terörü diye bir şey yokmuş!
Her yer güllük gülistanlıkmış, sıfır terör varmış!
Ve PKK terör örgütüne inanılmaz ödünleri AKP vermiş, başka bir sorumlu yokmuş!
Peki, Emin Çölaşan doğru mu söylüyor?

İşte, şimdi bu sorunun yanıtını veriyorum.
Birinci baskısı tükenen, ikinci baskısı çok yakında Nergiz Yayınları tarafından yapılacak olan “TÜRK MİLLETİNE SUİKAST” adlı kitabımdan bazı alıntıları burada sizlerle paylaşarak Emin Çölaşan’nın nasıl yalan yazdığını, nasıl bir “algı operasyonu” yaptığını sizlere sunuyorum.

15 Ağustos 1984, Çarşamba

Terör örgütü PKK, Siirt’in Eruh ilçesinde ve Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde saldırılarda bulundu. Bir Türk jandarma eri şehit oldu, 3’ü sivil 9 Türk yaralandı.

17 Ağustos 1984, Cuma

Genelkurmay Başkanlığı şu açıklamayı yaptı:
“15 Ağustos 1984 Çarşamba gecesi bir grup PKK teröristi Siirt’in Eruh ilçesindeki jandarma karakol binasına bombalı ve silahlı saldırıda bulunmuştur. Bu saldırı sonucunda 1 Türk jandarma eri şehit olmuş, 6 er ve 3 sivil yaralanmıştır.
Hakkâri ili Şemdinli ilçesinde de, başka bir PKK terör örgütü grubu, jandarma açık hava gazinosu, subay lojmanları ve ilçe jandarma karakoluna silahlı saldırı düzenlemiş ve 1 subay, 1 astsubay ve 1 er yaralanmıştır.”

22 Ocak 1987, Perşembe

Hakkâri’nin Uludere ilçesi Ortabağ köyünde PKK teröristleri bombalı saldırıyla 8 Türk vatandaşını öldürdü.

23 Ocak 1987, Cuma

PKK teröristleri Midyat’ı bastı ve 10 Türk vatandaşını öldürdü.

22 Şubat 1987, Pazar

Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Taşdelen köyüne PKK teröristleri silahlı saldırdı. Silahsız ve savunmasız 14 Türk vatandaşını öldürdü, 6 Türk vatandaşını yaraladı.

20 Haziran 1987, Cumartesi

Mardin’in Ömerli ilçesinde Pınarcık köyüne saldıran PKK teröristleri, silahsız ve savunmasız 16 ‘sı çocuk, 6’sı kadın, 8’i erkek toplam 30 Türk vatandaşını öldürdü.

8 Temmuz 1987, Çarşamba

PKK teröristleri, Şırnak’ın Pençenek köyünü bastı. Silahsız ve savunmasız 16 Türk vatandaşını öldürdü, 6 Türk vatandaşını yaraladı.

9 Temmuz 1987, Perşembe

Terör örgütü PKK, Mardin’in Midyat ilçesinde silahlı saldırıda bulundu, 16’sı çocuk 31 Türk sivil vatandaşı öldürdü.

20 Temmuz 1987, Pazartesi

Olağanüstü Hal (OHAL) Yasası yürürlüğe girdi.

18 Ağustos 1987, Salı

Eruh’un Kılçkaya köyüne silahlı saldırıda bulunan PKK teröristleri, silahsız ve savunmasız 23 Türk vatandaşını öldürdü, 1 Türk vatandaşını yaraladı.

10 Ekim 1987, Cumartesi

PKK teröristleri, Şırnak’ın Meşeiçi köyüne silahlı saldırdı. Silahsız ve savunmasız 13 Türk vatandaşını öldürdü.

29 Mart 1988, Salı

Eruh’un Yağızöymek köyünde PKK teröristleri 9 çobanı boğarak öldürdü.

2 Mayıs 1988, Pazartesi

PKK teröristleri, Hakkâri’nin Uludere ilçesine bağlı Ortabağ köyünde silahsız ve savunmasız 6 Türk vatandaşını öldürdü.

7 Mayıs 1988, Cumartesi

Şırnak’ın Dereler köyüne silahlı baskın yapan PKK teröristleri, silahsız ve savunmasız 16 Türk vatandaşını öldürdü.

8 Mayıs 1988, Pazar

Siirt’in Şırnak ilçesine bağlı Taraklı ve Üçkardeşler mezralarını basan silahlı PKK teröristleri, 4’ü kadın 11 Türk vatandaşını öldürdüler, 3 kişiyi de kaçırdılar.

9 Mayıs 1988, Pazartesi

Mardin, Nusaybin ilçesi Taşköyü’ünü basan silahlı PKK teröristleri, bir Türk aileden 8’i çocuk, 2’si kadın, 11 kişiyi öldürdüler, 2 çocuğu ağır yaraladılar.
PKK teröristlerinin dün Şırnak baskınında kaçırdıkları 3 kişi de ölü bulundu.

12 Aralık 1989, Salı

Mardin’in Cevizlik köyüne yolcu taşıyan bir minibüse, PKK teröristleri ateş açtı. 6 Türk vatandaşı öldü, 1 yaşındaki bir bebekle 3 Türk vatandaşı ağır biçimde yaralandı.

22 Mart 1990, Perşembe

Elazığ’da PKK teröristleri 9 Türk mühendisini öldürdü.

Mardin’in Nusaybin ve Cizre ilçelerinde PKK terör örgütünün son saldırıları ve bugün Elazığ’da 9 sivil Türk mühendisinin PKK teröristleri tarafından öldürülmesi konusunda Anavatan Partisi (ANAP), Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) ve Doğru Yol Partisi (DYP) liderleri olaylardan üzüntü duyduklarını, olayların bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini söylediler.

9 Nisan 1990, Pazartesi

Van’ın Çatak ilçesine bağlı Övecik köyüne baskın düzenleyen PKK teröristleri, 5 sivil Türk vatandaşını öldürdü.

11 Haziran 1990, Pazartesi

Türk Milletine suikast düzenleyenler tarafından kurulmuş olan terör örgütü PKK, Şırnak’ın Çevrimli köyünü basarak, silahsız ve savunmasız 27 Türk vatandaşını öldürdü.
Öldürülenlerin 12’si çocuk, 7’si kadındı.
PKK teröristlerini kovalayan 4 korucu şehit oldu, 1 terörist öldürüldü.

14 Temmuz 1991, Pazar

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Çağlayancerit ilçelerinde köyleri basan PKK teröristleri, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 9 sivil Türk vatandaşını öldürdüler.
Silahsız ve savunmasız sivil vatandaşlara karşı otomatik silah ve bombalar kullanan teröristler, öldürdükleri sivil Türklerin cansız bedenlerini de yakarak kaçtılar.

22 Temmuz 1991, Pazartesi

PKK teröristleri, Mardin’in Midyat ilçesinde sivil araçlara saldırdı, 19 Türk vatandaşını öldürdü, 5 Türk vatandaşını yaraladı.

20 Ekim 1991, Pazar

Milletvekili Genel Seçimi yapıldı.
Seçim sonuçlarına göre hiçbir parti tek başına salt çoğunluğu sağlayamamıştı.
Bu nedenle Başbakan Süleyman Demirel, SHP ile bir karma hükümet kurma zorunda kalmıştı.
Süleyman Demirel’in bu karma hükümetinde 8 mason bakan yer almıştı.
Mason Başbakan Süleyman Demirel, hükümetin en önemli bakanlıklarını masonlara vermişti.

Bu seçimin en önemli sonuçlarından başta geleni şu olmuştur.
Terör örgütü PKK’nın temsilcileri Halkın Emek Partisi (HEP) adlı bir partide bir araya gelmişlerdi. Tek başlarına seçimlere girseler, yüzde 10 barajını aşmaları mümkün değildi.
Onların yardımına SHP koştu!
İsmet İnönü’nün oğlu, SHP Genel Başkanı Prof. Dr. Erdal İnönü; terör örgütü PKK’nın temsilcilerini, kendi seçim listelerine koyarak Meclis’e taşıdı. Bu yolla, terör örgütü PKK’nın 22 temsilcisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmiş oldu.
ABD ve AB’nin siyasi, askeri ve parasal yardımlarla desteklediği, Türkiye’yi bölüp parçalamak isteyen PKK terör örgütü; sözde demokrasi adına, dolaylı yoldan da olsa Meclis’e adımını atmıştı.
Erdal İnönü, Atatürkçü değil miydi?

Erdal İnönü’nün Kürtlere gösterdiği yakınlığın başka bir nedeni olabilir miydi?
(Bu sorunun yanıtını belgeleriyle “TÜRK MİLLETİNE SUİKAST” adlı kitabımda bulabilirsiniz.)

25 Ekim 1991, Cuma

Hakkâri’nin Çukurca ilçesi yakınlarındaki 3 jandarma karakoluna PKK teröristleri saldırdı. Saldırıda 17 Türk askeri şehit oldu.

11 Haziran 1992, Perşembe

Bitlis’in Tatvan ilçesinde PKK teröristleri bir minibüsü durdurarak içinde bulunan 13 Türk vatandaşını kurşuna dizerek öldürdü.

27 Haziran 1992, Cumartesi

Silvan’ın Yolaç köyünü basan PKK teröristleri, camide namaz kılan vatandaşları dışarı çıkarıp kurşuna dizdi. 10 Türk vatandaşı öldürüldü.

5 Eylül 1992, Cuma

Bingöl-Genç karayolunu kesen PKK teröristleri, çeşitli araçlardan indirdikleri 7 Türk vatandaşını kurşuna dizerek öldürdüler.

15 Eylül 1992, Salı

PKK teröristleri Batman’ın Kozluk ilçesi yakınlarında bir minibüse bombalar ve silahlarla saldırdı, 4’ü köy korucusu 10 Türk vatandaşını öldürdü, 6 Türk vatandaşını yaraladı.

1 Ekim 1992, Perşembe

Bitlis’e bağlı Cevizdalı köyünü basan PKK teröristleri, aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 30 Türk vatandaşını öldürdüler, 25 Türk vatandaşını da yaraladılar.
Köyü ateşe veren teröristler, 13 köy korucusunu da kaçırdılar.

20 Ekim 1992, Salı

Bingöl’ün Solhan ilçesi Hazarşah köyü yakınlarında, PKK teröristleri bir otobüsü durdurup içindeki 19 Türk yolcuyu kurşuna dizerek öldürdü, 6 Türk vatandaşını da yaraladı.

10 Kasım 1992, Salı

200 PKK teröristi Diyarbakır’ın Hani ilçesine roketatarlar ve havan topları ile baskın yaptı, 1 Türk Astsubay ve 2 Türk polisi şehit oldu, 1 yerel Türk muhabir ve 9 sivil Türk vatandaşı öldürüldü.

15 Kasım 1992, Salı

Iğdır’ın Ortaalican ve Mardin’in Mazıdağı ilçesi Balpınar köyüne baskın yapan PKK teröristleri 8 Türk vatandaşını öldürdüler, 13 Türk vatandaşını yaraladılar.

7 Aralık 1992, Pazartesi

Mardin’de bir minibüse pusu kuran PKK teröristleri 4 sivil Türk vatandaşını öldürdü, 12 Türk vatandaşını yaraladı.

24 Mayıs 1993, Pazartesi

PKK teröristleri, Bingöl’de silahsız 33 Türk askerini kurşuna dizerek öldürdü.
Raporlar, PKK’nın Bingöl’de yol kesip eylem yapacağının daha önceden bilindiğini, buna karşın 33 askerin bölgeye silahsız ve korumasız gönderilmiş olduğunu ortaya çıkardı.
Olayın sorumlusu askeri yetkililer askeri mahkemede yargılandı ve tümü beraat etti.

4 Haziran 1993, Cuma

Bingöl ve Hakkâri’de köyleri basan PKK teröristleri 7 Türk vatandaşını öldürdü, 3 kadını kaçırdı.

15 Haziran 1993, Salı

Siirt’in Şirvan ilçesi Gözlüce köyü ile Bingöl’ün Ilıcalar ilçesi Üçpınar köyünü roket atarlarla basan PKK teröristleri, 9 Türk vatandaşını öldürdü ve 4 kişiyi kaçırdı.

6 Temmuz 1993, Salı

PKK teröristleri Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Babağlar köyüne silahlı baskın yaptılar. Aralarında kadınların da bulunduğu silahsız ve savunmasız 28 Türk vatandaşını öldürdüler, 3 Türk vatandaşını da yaraladılar.
Teröristler, köydeki 57 evi ateşe verip kaçtılar.

19 Temmuz 1993, Pazartesi

Van’ın Bahçesaray ilçesi Venizer köyünde Sündüs Yaylası’na baskın yapan PKK teröristleri, 22’si kadın ve çocuk olmak üzere, 26 Türk vatandaşını öldürdüler.

4 Ağustos 1993, Çarşamba

Bitlis’in Mutki ilçesine bağlı Kavakbaşı ve Yenidoğan köyleri arasında yol kesen PKK teröristleri, iki yolcu minibüsünü durdurup yolcuları aşağı indirdiler ve 28 kişiyi kurşuna dizdiler.
15 sivil Türk vatandaşı öldü, 13 sivil Türk vatandaşı yaralandı.

10 Ağustos 1993, Salı

Bingöl Valisi Fevzi Yılmaz şu bilgiyi verdi:
“Genç ilçesi yakınlarında bir yolcu minibüsünü pusuya düşüren PKK teröristleri, minibüste bulunan silahsız ve savunmasız 8 sivil Türk vatandaşını öldürmüş, 10 sivil Türk vatandaşını da yaralamıştır.”

29 Ağustos 1993, Pazar

Elazığ’ın Kovancılar ilçesinde köy basan PKK teröristleri, kaçırdıkları 14 Türk vatandaşından 9’unu öldürdüler.

30 Eylül 1993, Perşembe

Batman’ın Kozluk ilçesinde bir mezrayı basan PKK teröristleri, köy korucusu bir aileden 7 kişiyi öldürdü, 3 kişiyi yaraladı.

Batman ve Diyarbakır’da da PKK teröristleri 2 kişiyi öldürdüler.

4 Ekim 1993, Pazartesi

Olağanüstü Hal (OHAL) Valiliği’nden bir açıklama yapıldı.
Bu açıklamaya göre; Mardin’in Midyat ilçesinde PKK teröristlerinin köy yoluna döşediği mayınlara çarpan bir yolcu otobüsünde bulunan 26 sivil Türk vatandaşı ölmüş, 4 sivil Türk vatandaşı da yaralanmıştır.

5 Ekim 1993, Salı

Siirt, Batman ve Hakkâri’de köy ve mezralara saldıran PKK teröristleri, silahsız ve savunmasız çoğu kadın ve çocuk, 35 sivil Türk vatandaşını öldürdü, 10 sivil Türk vatandaşını yaraladı.
PKK teröristleri 22 evi de yaktı.

25 Ekim 1993, Pazartesi

PKK teröristleri, Erzurum’un Çat ilçesine bağlı Yavi beldesini bastılar.
Silahsız ve savunmasız halkı, evlerinden silah tehdidiyle çıkardılar ve hepsini bir kahvehanede topladılar.
Silahsız ve savunmasız bu vatandaşlara, PKK lehine slogan attırdılar.
Daha sonra, aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da bulunduğu 35 Türk vatandaşını kurşuna dizerek öldürdüler, 50 Türk vatandaşını da yaraladılar.
PKK teröristleri, evleri de ateşe verdikten sonra kaçtılar.

30 Ekim 1993, Cumartesi

Erzurum’un Pasinler ilçesine bağlı Çiçekli köyü, PKK teröristleri tarafından basıldı.
Silahsız ve savunmasız köy halkına silahlarla saldıran PKK teröristleri, 6 Türk vatandaşını öldürdü, 5’i ağır 13 Türk vatandaşını da yaraladı.

29 Aralık 1993, Çarşamba

PKK teröristleri, Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrenci kahvehanesine 2 bomba yerleştirirler.
Bombalar patlar ve 23 Türk öğrenci yaralanır.

21 Ocak 1994, Cuma

Mardin’in Ormancık köyüne silahlı saldırıda bulunan PKK teröristleri, 16 Türk vatandaşını öldürdü, 4 Türk vatandaşını yaraladı.

12 Şubat 1994, Cumartesi

İstanbul’da Tuzla tren istasyonundaki çöp kutularına PKK teröristleri tarafından konulan bombalar patladı. Tuzla Piyade Okulu yedek subay öğrencilerinden 2 Türk, 1 sivil Türk vatandaşı şehit oldu, 29 Türk vatandaşı yaralandı.

1 Ocak 1995, Pazar

Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Hamzalı köyüne PKK teröristleri baskın yaptı. Silahsız ve savunmasız 5’i çocuk, 4’ü kadın toplam 18 Türk vatandaşını öldürdüler, 9 Türk vatandaşı yaralandı.

19 Mart 1995, Pazar

PKK teröristleri Tunceli’den Ovacık ilçesine doğru yol alan 50 araçlık askeri konvoya roket atarlarla saldırdı. 18 Türk askeri şehit oldu, 10 Türk askeri yaralandı.

25 Mayıs 1995, Perşembe

Batman’da bir minibüs durağına PKK teröristleri tarafından yerleştirilmek istenen bomba, teröristin elinde patladı. Teröristle birlikte 8 Türk vatandaşı öldü, 20 Türk vatandaşı da yaralandı.

24 Temmuz 1995, Pazartesi

Van’ın Gürpınar ilçesine saldıran PKK teröristleri, 12 sivil Türk vatandaşını öldürdü, 2 Türk güvenlik görevlisi şehit oldu, 20 sivil Türk vatandaşı da yaralandı.

5 Ağustos 1995, Cumartesi

Hatay’ın Hassa ilçesine bağlı Akbez beldesine roket atarlarla saldıran PKK teröristleri, 3’ü çocuk 8 Türk vatandaşını öldürdüler, 4 Türk vatandaşını yaraladılar.

7 Eylül 1995, Perşembe

Hatay’ın Samandağ ilçesinde bir krom madenini bansa PKK teröristleri, maden ocağında çalışan 9 Türk vatandaşını kurşuna dizdiler.

23 Nisan 1996, Salı

Kahramanmaraş’ın Ekinözü ilçesinde, silahsız ve savunmasız 3 Türk öğretmen, PKK teröristleri tarafından kurşuna dizilerek öldürüldü.

22 Haziran 1996, Cumartesi

PKK teröristleri Diyarbakır’da yayın yapan Söz TV stüdyolarını ve aynı binada bulunan Altındağ Dinlenme Tesisi’ni uzun namlulu silahlarla taradı. 6 Türk vatandaşı öldü, 16 Türk vatandaşı yaralandı.

13 Ağustos 1996, Salı

Sivas’ın Kangal ilçesi Akçaşehir köyü Demiriz tren istasyonunu basan PKK teröristleri silahsız ve savunmasız 6’sı Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları (TCDD) çalışanı 8 Türk vatandaşını öldürdü.

20 Ağustos 1996, Salı

PKK teröristleri Sivas’ın Koyulhisar ilçesi yakınlarında yol kesti, uzun namlulu silahlarla 4 aracı taradı, 3 kişiyi öldürdü, 7 kişiyi yaraladı.

22 Eylül 1996, Pazar

Elazığ Alacakay ilçesi yakınlarındaki Etibank Şark Krom İşletmesi Müessese Müdürlüğü’ne saldıran PKK teröristleri, 5 Türk çalışanını öldürdü.

25 Ekim 1996, Cuma

PKK teröristleri, Adana Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı çevik kuvvet binası önünde bombalı intihar saldırısında bulundu. 3’ü polis, 4 Türk öldü, 12 Türk vatandaşı da yaralandı.

29 Ekim 1996, Salı

Sivas’ta Çarşı Karakolu önünde, PKK teröristleri bombalı intihar saldırısında bulundu. 3’ü polis 4 Türk öldü.

8 Kasım 1996, Cuma

PKK teröristleri, Hakkâri’nin Çukurca ilçesi Köprülü köyünde bir minibüse roketli saldırıda bulundu. 12 korucu şehit oldu, 5 Türk sivil vatandaş öldü.

15 Aralık 1997, Pazartesi

Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı Yoncalı köyünde bir sivil araca silahlı saldıran PKK teröristleri, 12 Türk vatandaşını öldürdü, 13 Türk vatandaşını yaraladı.

16 Şubat 1999, Salı

Terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan, Kenya’da ABD gizli istihbarat servisi CIA ajanları tarafından Türk yetkililere teslim edildi.

Peki, elebaşı teslim alındı, ama terör örgütü PKK’nın kökü kazındı mı?
Terör örgütü PKK’nın Kuzey Irak ve İran’daki toplam 23 kampı, başta Kandil olmak üzere, Zap, Harkurk, Gara, Metina, Avaşin-Basyan kampları bulundukları yerlerde güç ve konumlarını sürdürdüler.
PKK’nın Türkiye’deki teröristleri ve işbirlikçileri bulundukları yerlerde sindiler, tam siper oldular.
Bir süre sessiz kalıp ABD-AB’nin silah ve parasal desteğiyle yeniden harekete geçtiler…

Ne diyordu Emin Çölaşan, AKP’nin iktidar olduğu 2002 yılına kadar Türkiye’de sıfır terör vardı, her yer güllük gülistanlıktı!
PKK terörünün tek sorumlusu olarak AKP’yi gösteren Emin Çölaşan, SHP Genel Başkanı Erdal İnönü’nün 22 PKK temsilcisini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşımasından hiç söz etmiyordu!
Emin Çölaşan, 1984 – 2002 sürecinde görev yapmış cumhurbaşkanlarını, başbakanları, bakanları, milletvekillerini, siyasi partileri de PKK teröründen sorumlu tutmuyor, niçin bu terör belasını önlemediniz, diye sormuyordu!
Emin Çölaşan, 1984 – 2002 sürecinde görev yapmış genelkurmay başkanlarını, yüksek komutanları da PKK teröründen sorumlu tutmuyor, onların yakasına yapışıp, nasıl oldu da 700 bin kişilik Türk ordusunun başında, 7 bin kişilik terör örgütüne yenildiniz, diye soramıyordu!

Değerli Dostlar,
Siyaseten AKP karşıtı olmak, yalan söyleyip yalan yazmayı doğal kılmaz!
Namuslu, dürüst, ahlâklı bir gazeteci önce doğruları yazar, sonra da kişisel yorumlarını yapar!
Gerçekleri saptıran, okuyucularına yalan bilgiler veren Emin Çölaşan’ın dürüst, ahlâklı bir gazeteci olduğunu söyleyebilir misiniz?
Peki, Emin Çölaşan gibi bir gazeteciyi, çoğu Atatürkçülerin, Ulusalcıların pek çok sevmelerini nasıl açıklıyorsunuz?

Yılmaz Dikbaş
29 Temmuz 2015 Çarşamba
dikbas@kalinka.com.tr
0532 233 31 52

24 Temmuz 2015 Cuma

Lozan’da kurulan Cumhuriyeti, Kaçaksaray’da yıkma tezgâhı



Sayı   :2015/17
 Konu: “LOZAN ANTLAŞMASININ 92. YILI”                                                                             23.07.2015                                                                                                                                    
 Kod: 32.011.159

BASIN AÇIKLAMASI

Mustafa Kemal’in önderliğinde gerçekleştirilen ulusal kurtuluş savaşı, batılı emperyalist sömürgeci güçlere karşı savaşarak, çöken imparatorluğun küllerinden tam bağımsızlık ve kayışız koşulsuz ulusal egemenliği temel alan yeni bir devlet ve millet yaratarak Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur
Batılı emperyalist sömürgeci güçlerin Sevr’le parçaladığı Anadolu’yu, Lozan’la bütünleştiren -Çılgın Türkler- Batılı emperyalistlere hazmetmeleri olanaksız bir ders vermiştir.
Türkiye Cumhuriyetinin kurtuluş ve iç içe devam eden kuruluş aşamasında Mustafa Kemal ve arkadaşlarına karşı olanlar, yalnız emperyalist sömürgeci batı değil, içteki padişah-halifeci dinci yobaz ve Kürtçü örgütlenmelerin olduğu yadsınamaz tarihi bir gerçekliktir.
Mustafa Kemal Lozan Antlaşmasını: “Bu antlaşma, Türk Milleti aleyhine yüz yıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın sonuçsuz kaldığını bildirir bir belgedir” diye tanımlar.
Bu “büyük suikastın” planlayıcılarının, yani Batılı büyük devletlerin Türkiye üzerinde kararlılıkla birleştikleri tek nokta Lozan’a karşıtlıktır. Bu nedenle emperyalist için de Şeriatçı için de, Kürtçü için de Rumcu için de temel saldırı noktası Lozan’dır.
Türkiye üzerinde oynanan “Türk Milleti aleyhine yüz yıllardan beri hazırlanmış büyük suikast” bu gün Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) adıyla ABD – AB /PKK-PYD/IŞİD eliyle yeniden yürürlüğe sokulmaktadır.
 8 Ocak 1918’de ABD’de yayınlanan Wilson İlkeleri 12. Maddesine göreTürk egemenliği altında bulunan diğer uluslara da özerk bir gelişme için tam ve engelsiz bir fırsatın sağlanması” yani Fırat’ın doğusunda bağımsız bir Kürt Devleti, doğu Anadolu topraklarında bağımsız bir Ermeni devletinin kurulması planlanmıştı.
Yine 1920 Yılında Damat Ferit ve Vahdettin tarafından kabul edilen ve onaylanan Sevr Antlaşmasının 62 – 64. Maddelerinde Batılı ülkelerin Anadolu toprakları üzerinde kurmayı tasarladıkları “Büyük Kürdistan” ve “Büyük Ermenistan” kabul edilmişti.
“PKK ve onun siyasal uzantısı Parti,  Sevr de belirtilen “Büyük Kürdistan” devletini kurma amacında. Küresel güçler Akdeniz’e ulaşan enerji koridorunu güvence altına almayı ve Türkiye’nin Araplarla irtibatını kesmeyi planlıyor.”  
Bu amaçla Suriye, Ürdün ve Türkiye bölünecek. Haritalar yıllar önce çizilmiş. Şimdi o haritaları, gerçeğe dönüştürüyorlar. İşte IŞİD, burada devreye giriyor. IŞİD terör örgütü aracılığı ile Irak, Suriye ve Ürdün bölünecek. PKK, aracılığı ile de Türkiye bölünecek. PKK ile yapılan açılım pazarlığın amacı budur. Hatırlanacağı üzere, bu coğrafyada, küçük devletçikler oluşturulması  “KAKINMA ajansları” ile yasalaşmıştı.
IŞİD, PKK, PYD, El Kaide, El Nusra, Müslüman Kardeşler ve Özgür Suriye Ordusu vb. terör örgütleri Türkiye Cumhuriyetine karşı planlanan bu “büyük suikastın” gerçekleşmesi için Emperyalist Batılı devletler tarafından kullanılan piyon örgütlenmelerdir.
İşte 2015 yılının Türkiye’sinde yaşanan kavga ve oynanan oyunların tümünün ardındaki basit çelişki: Lozan yaşayacak mı yoksa Sevr hortlayacak mı? Günümüz Türkiye’sindeki tüm siyasi mevzilenme bu temel ölçütle tanımlanabilir: Sevrciler ve Lozancılar…
Lozan bizim bağımsızlık bildirgemizdi. Lozan, Türkiye’nin bir kez daha emperyalizmin pençesine düşmemesinin garanti belgesiydi.
Ne yazık ki; Sevr’de Türk’ün idam fermanını yazıp kalemlerini kıranlar, Lozan’da ulusun dirilişini acıyla kabullenmek zorunda kalanlar,
Kemalist devrimin yıkıp yok ettiği SULTAN/HALİFE şirk düzenini yeniden kurma peşinde olan işbirlikçi dinci faşistlerle, Şeriatçı, Kürtçü, Rumcu, Ermenici ne kadar dönme, devşirme, ihanet erbabı varsa yanlarına alarak Lozan’a saldırılarını daha da yoğunlaştırmışlardır.
Küresel güçler Lozan’a imza atarken, “şimdi imzalayalım, ileride nasılsa yırtarız” şeklinde planlama yapmışlardı.  Bu gün adını koymadan Lozan’ı yırtmaya çalışmaktır yaptıkları; ermeni sözde ‘soykırım’ tasarıları, PKK desteği hep bu nedenledir. Lozan’ı yırtıp, Sevr’i hortlatma amacındalar.
ABD/PKK-PYD/IŞİD ortak projesinin ürünü olan Suruç’taki patlama  Çocuklara Kütüphane, oyuncak götürme adı altında düzenlenen dünya çapında bir tezgâhın kanlı bir parçasıdır. Olaydan sonra Suruç tezgâhını Protesto eylemlerinde PKK Bayraklarının, Apo posterlerinin açılması, Öcalan’a özgürlük sloganlarının atılması bir rastlantı değildir.
Seçimden önce Tayyip ile korkutulan batıdaki seçmen HDP'ye yönlendirilmişti. Şimdi de IŞİD ile korkutulup PKK'ya yönlendiriliyor insanlar. Türk siyaseti ve Türk halkı PKK ile IŞİD arasında sıkıştırılmak isteniyor.
Suruç ve benzeri saldırıların hedefi, Türkiye’yi bir savaş ortamına sürüklemek ve savaş atmosferinde bir erken seçim yapmaktır.
7 Haziran’da halkın dur dediği diktatör, Türkiye’yi yeniden bir seçime sokmak istemektedir. Bu amaçla kirli ve kanlı bir savaş oyununu tezgâhlanmaktadır.  AKP-PKK-IŞİD kumpasının ve provokasyonların altında yatan temel nedenlerden biride budur.
Diktatörün ve yandaşlarının hedefinde; Lozan’da kurulan Cumhuriyeti, Kaçaksaray’da yıkma tezgâhı var. Lozan’da kurulan devleti Küresel güçlerin, Büyük Ortadoğu Projesinin kanatları altında parçalamak var. Lozan’ı parçalamak onlar için ulus devleti tasfiye etme projesinin en önemli kilometre taşı.
Ama kimse fazla hayal kurmasın. Emperyalizmin ve işbirlikçilerin hevesleri kursaklarında kalacak. Soylu Türk Ulusu bu toprakları dün Küresel çete ve işbirlikçilerine çiğnetmedi, bu gün de çiğnetmeyecek. 23 Temmuz 2015 Isparta

YÖNETİM KURULU ADINA :                                                             Mahmut  ÖZYÜREK
Ulusal Eğitim Derneği
Isparta Şube Başkanı

14 Temmuz 2015 Salı

Derin devletin milliyetçileri!



Zaman gazetesinde Ali Bulaç’ın bir yazısı ile başlayan ve Mümtaz’er Türköne’nin yazılarıyla devam eden  “devletin İslamcıları” tartışması Türkiye’nin geleceği bakımından önemli.
Eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın bir defa daha Yeni Zemin dergisine dikkat çekmesi ve ardından o dergide çalışanlardan HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın  “İslami basındaki yazarların ve Kürt siyasetinde yer alanların en az yarısı devletin adamıdır”  diye konuşması, fincancı katırlarını ürküttü mü henüz belli değil ama Radikal’den Murat Yetkin de  “Derin devletin soldaki ajanlarını merak eden yok mu?”  diye sordu...
* * *
Sahi derin devlet, sadece İslâmcıların ve solcuların arasına mı ajan yerleştirdi? Milliyetçiler arasında da etkin görevlerde ajanlar yok muydu?
 “Milliyetçiler zaten devletin gönüllü elemanlarıydı, içlerine ajan yerleştirmeye gerek var mıydı?”  diyenler olabilir. Bu, basit bir yaklaşım olur.
Devlet elbette milliyetçilerin arasına da elemanlar yerleştirmişti. Altan Tan da,  “44 yıllık tecrübemin sonucunda şunu diyebilirim; İslami, sosyalist, Kürt, Türk milliyetçisi... Tanıdığım tüm yapıların içinde, devletin olmadığı bir yapı görmedim”  diyor.
Zaten Özel Harp Dairesi eski başkanlarından, Sabri Yirmibeşoğlu da bütün siyasi partilere vatansever elemanlar yerleştirdiklerini kabul etmiş, yine aynı dairenin başkanlarından Kemal Yamak da milletvekilleri arasında çok sayıda adamlarının bulunduğunu yazmıştı... Beşiktaş MHP İlçe Sekreteri Ergin Örgügören’in MİT görevlisi olduğunu da bizzat Alparslan Türkeş açıklamıştı. Gerçi Sabri Yirmibeşoğlu’nun  “Çankırı Gerilla Okulu” ndaki hocası da Alparslan Türkeş idi.
* * *
Eski Anavatan Partisi Diyarbakır Milletvekili Abdulbaki Erdoğmuş ise AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun  “İslamcı ajanlar”  tarafından kuşatıldığını öne sürdü.
AKP veya siyasal İslâmcı hareketin kuşatılmış olduğunu, 1997 yılında Attila İlhan, bizzat bana anlatmıştı:
İLHAN: Ülkücü-komünist meselesi bitti, bu defa laik-anti laik işi çıkardılar. O kadar tertipli götürüyorlar ki... Çocuklar, bunların hepsinin içinde provokasyon var. Refah’ın kapatılmasında da provokasyon var. O çok sert konuşan, parti aleyhine tefsir edilebilecek konuşmalar yapanların ajan olmasından hep şüphelendim.
BULUT: Kimin ajanı, yabancıların mı, bizimkilerin mi?
İLHAN: Ha orası pek belli değil, yabancıların da olabilir, bizimkilerin de... Veya her ikisinin birden... Ama o konuşmalar mutlaka provokasyon... Çünkü, Refah’ın militan tipi o değil... Refah’ta şarklı rahatlığı var genellikle... Efendi havalı adamlar... En başta Necmettin Erbakan... Bunlar ise öyle değil... Bunlar edepsiz, küstah... O tipler çıktı ortaya... Bunlar o hareketin içinde yoktu. Her hareketin içine musallat olur bu garip tipler. Bir hareket en çok bunlara dikkat etmelidir. İşe yarayacak gibi görünür, ağzı çok laf yapar, güvenirsin, çağırırsın, her şeyi berbat ederler...
* * *
2003 yılında Yeniçağ’ı ziyaret eden Ramiz Ongun’a MHP iddianamesinin son sayfasında adları geçen ve yurt dışına kaçmalarından dolayı  “davadan tefrik edilenler” in daha sonra neden yargılanmadığını sormuştum. Ongun, kendisi ile ilgili bölümü cevaplandırmış ve  “İdamla yargılandım ve beraat ettim” demişti.  Ongun, davaya dahil bile edilmeyen başka isimleri sorduğumda  “Ebediyen susma hakkımı kullanıyorum”  diye cevap vermişti.

Bana göre devletin milliyetçisi olmaz, memuru olur. Devlet yanlış ellerdeyse,  “görevli milliyetçi” ye yaptırılacak iş de yanlış olur. Yapılan iş, milletin varlığına, geleceğine zarar verebilir. Tıpkı bugünkü işlerin devletin altını oyması gibi...

Bu bakımdan derin devletin milliyetçilerinin kim olduğunu, önce milliyetçilerin bilmesi gerekir.
Arslan BULUT

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/derin-devletin-milliyetcileri-35057yy.htm