19 Temmuz 2013 Cuma

Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi Neden Hedef olmuştu?(YENİDEN)



Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi Neden Hedefte?

Bu soruya doğru yanıt verebilmek için geçmişi ana başlıkları ile anımsamakta her zaman yarar vardır. Bu anımsatmalardan yola çıkılarak doğru karar verilebilecek ve belki de ders alınacaktır.

AB tartışmalarının yoğunlaştığı 2004 -2006 yıllarında, ADD Genel Başkanlığı yapmış olan Av. L. Ertuğrul KAZANCI, ADD'nin bu tartışmalar içindeki yerini; “Avrupa Birliği ile masaya oturmak dahi bir ihanet-i vataniyedir” söylemi ile özetliyordu.

Gerçekten’de Avrupa Birliği ile Müzakere masasına oturmuş aday ülkenin, hem AB Anayasa'sını hem de Avrupa Birliği Müktesebatı'nın tamamını kabul etmiş olacağı, AB'nin kuruluşunun temel ilkesidir.

Atatürkçü Düşünce Derneği gibi Ülkenin en büyük demokratik kitle örgütünün O dönemdeki Genel Başkanı'nın bu net, kararlı ve onurlu duruşu, “ulusal devletimizi yıkmak, bağımsızlığımızı ve ulusal egemenliğimizi elimizden almak, ülkemizi AB-D’nin sömürgesine dönüştürmek isteyen” AB işbirlikçilerinin ve AB-D mandacılarının telaşa kapılmalarına neden olmuştur.

Bu nedenledir ki, AB-D Mandacıları Atatürkçülüğü yalnızca “laiklikle” sınırlandıracak, antiemperyalist, halkçı, devrimci özünden arındırılmış bir düşün sistemine dönüştürecek bir kadronun denetim ve kontrolüne geçirilmesi için kolları sıvadılar.

1. Bu koşullarda girilen Haziran 2006 Olağan Genel Kurulu ADD için bir dönüm noktası oldu. Dünyada, özellikle yakın çevremizde “renkli” devrimlerin yaşandığı, ülkemizde AB hayranlığının tavan yaptığı bir süreç yaşanıyordu. Bu sürecin ADD’yi etkilememesi, ya da moda söylemle “teğet” geçmesi düşünülemezdi. Gerçekten de yaşadıklarımıza, olup bitene çoğu üyemiz anlam bile veremiyordu.

2. Yerel ve ulusal değerlerimizin yanında Avrupa Birliği değerlerinin paylaşılmasını teşvik etmek” amacıyla kurulmuş “Sağlık Eğitim Vakfı(SEV), Çağdaş Eğitim Vakfı(ÇEV), AMERİCAN BORD- MARMARA GRUBU STRATEJİK VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR VAKFI ” üyeleri, kimi iyi niyetli arkadaşlarımızı da yanlarına alarak ADD de yeni bir Genel Yönetim Kurulunu oluşturdular.

3. 2006-Genel Yönetim Kurulu oluşur oluşmaz yayımlanan ilk genelgede(2006/1), daha önce örgütün ayrıcalıklı simgesi haline gelen (ADD, hiçbir yerli ve yabancı “fon”dan maddi katkı almama onurunu taşıyan örgüttür.) sözünün kaldırılması, AB yanlıları ve AB-D mandacılarının amaçlarına ulaştığının ilk ve önemli bir göstergesidir.

4. ADD Isparta Şubesi olarak; “Temel amacı ulus devletleri ortadan kaldırmak ve ulusların egemenliklerini ellerinden almak olan “Avrupa Birliği”nin yanlısı olmak, bu “emperyalist ittifak”ın ülkemizde oluşturduğu “TRUVA ATI”, NGO (Sivil Toplum) örgütlerine üye olmak, onları yönetmek, etkin olarak o örgütlerin etkinliklerinde görevler almak, ya da hiç gereği yokken AB’ye övgüler düzmek, yazılı ve görsel basında, dolaylı da olsa AB'yi şirin gösterecek konuşmalar ve açıklamalar yapmak “Kemalizm”le bağdaşmadığı gibi, ona “İhanet Suçu” oluşturduğunu, bunu yapan kişi ve örgütlerin “Anadolu'nun bağrına sokulmuş birer Truva atı” olduğu gerçeğini tüm örgütle paylaştık.

Aynı zamanda Araştırmacı –Yazar Sn. Yılmaz Dikbaş’ın, Türkiye’de AB’den para almış toplam 315 sivil toplum örgütünün yer aldığı, Atatürkçü maskesi altında ABD ve AB Mandacılığı yapanları tek tek, isim vererek açıkladığı “Anadolu'nun Bağrına Sürülmüş Truva Atları” araştırmasını kitap haline getirerek yayınladık.

5. ADD Logosu ile özdeşleşmiş: "Yerli ve yabancı hiçbir kuruluştan fon adı altında bile yardım almamakla övünüyoruz." sözünün kaldırılmasına karşı çıkışımız, diğer taraftan, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanlığı'na (ADD) seçilen Emekli Orgeneral Şener Eruygur ve yardımcısı Prof. Dr. Nur Serter’in Çağdaş Eğitim Vakfı'ndaki (ÇEV) faaliyetleri sırasında üç proje için Avrupa Birliği'nden 700 bin Euro'luk fon aldıklarını belgeleri ile ortaya koymamız, kimi şubelerin (Örn. Ankara/Keçiören- Çerkezköy) bu savlarımıza katılmaları hem dava, hem de disiplin konusu oldu.

6. ADD Isparta Şube Başkanı Mahmut ÖZYÜREK ve Araştırmacı Yazar Yılmaz DİKBAŞ, bir yandan Atatürkçü Düşünce Derneğinden “kesin ihraç” istemi ile Yüksek Disiplin kuruluna sevk edilirken, diğer yandan “Anadolu'nun bağrına sokulmuş birer Truva atı” nitelendirmesi nedeniyle, Şener Eruygur ve F.Nur Serter, tarafından 22 Ağustos 2006'da haklarında ayrı ayrı 5'er bin YTL'lik tazminat davası açıldı.

7. ADD Yüksek Disiplin Kurulu tarafından, Mahmut Özyürek hakkında “kınama”, savunma yapma gereği duymayan Sn. Yılmaz DİKBAŞ hakkında ise “kesin ihraç” kararı verildi.

8. Kadıköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesi, 18 Eylül 2007'de verdiği kararla Eruygur'un açtığı tazminat davalarını reddetmiş ve aynı gün Kadıköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesi de Serter'in tazminat talebini geri çevirmiştir. Her iki mahkeme verdikleri kararla “ÇEV için Truva atı nitelendirmesi yapılmasının sakıncasının bulunmadığına” karar verdi.

9. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Isparta Şubesinin, tüm engellemelere karşın, sürdürdüğü çabaları ve kararlı duruşu, büyük bedeller ödenerek kurulup, yüceltilen Atatürkçü Düşünce Derneği’ni, “AB Mandacısı”, “Truva Atı”, “Türk ulusunun içine girmiş BEŞİNCİ KOL” bir örgüte dönüştürmenin o kadar da kolay olamayacağını tüm Atatürkçülere göstermesi bakımından anlamlı ve önemlidir. AB bağımlılığına yakalanmış utangaç AB’cileri deşifre eden, Maskelerini indiren ADD Isparta Şubesi, AB Mandacılarının hedef tahtasına, daha o günlerde oturtulmuştur.

10. ADD Isparta Şubesi, tüm bu davalar, disiplin soruşturmaları, engellemeler altında bile, AKP İktidarının ülkeye dinci bir faşizmi egemen kılma gayretlerine dur demek adına, 10 Mart 2007 de Isparta da “Kemalist Cumhuriyet Mitingi”ni; oluşturulmasına öncülük ettiği ve eşgüdüm sorumluluğunu yürüttüğü “Isparta Ulusal Güç Birliği” bileşenleri ile birlikte düzenlemiştir. Bu Miting; daha sonra ülke geneline yayılan, Ülke içindeki işbirlikçi ve yobazlar kadar, Bürüksel ve Washington gibi emperyalist merkezleri telaşlandıran “Cumhuriyet Mitingleri”nin Kemalist-devrimci fitilini ateşlemiştir.

11. Diğer yandan ADD Isparta Şubesi; Isparta ve yöresindeki her boydan ve her soydan gerici kalkışmaya, meşru zeminde, olağanüstü bir direnç ve kararlılıkla karşı duruş sergilemiştir. Bu nedenledir ki; Şube Başkanı Mahmut Özyürek’i etkisiz, şubeyi işlevsiz kılmak adına her cepheden saldırılar da artarak sürdürülmüştür. Şube ve Şube Başkanı aleyhine davalar birbirini izlemiş, karalama, hakaret ve iftira merkezleri şeytanın aklını zorlayacak tertiplere başvurmaya başlamışlardır.

12. Bu gelişmeler sürerken, artık dış odakların senaryosunu yazıp sahneye koydukları açıklıkla belgelenen “Ergenekon Tertibi” ile ADD Genel Başkanı Şener ERUYGUR’UN tutuklanması, örgütü tedirgin etmiştir. Bu tedirginlik algılaması, ADD üyelerinin hatırı sayılır bir kesiminin korkuya ve yılgınlığa kapılmasına, eylem ve etkinliklerden uzaklaşmalarına neden olmuştur.

Atatürkçü Düşünce Derneği, deyim yerinde ise bu hay-huy arasında 2010 Haziran Olağan Genel Kuruluna kadar, kısmen de olsa yaralarını sararak yol almıştır.

A. 2010 Genel Kurulu, aslında, 2006 genel Kurulunda Genel Başkan adaylarından Prof. Dr. Ahmet SALTIK’IN “ADD Üzerinde okyanus ötesi bir operasyon” öngörüsüne uygun bir biçimde gerçekleşti. Bir farkla ki, bu kez ADD üst yönetimine; utangaç AB’ci ve masonların “Uykuya yatma devri”ni bitirmek, Masonluğu Atatürk’le bağdaştırmak gibi son derece tehlikeli, iğrenç bir oyunun piyonları sızmayı başardılar.(1)

B. Hem AB’ci, hem de Ulusalcı, Hem AB’ci, hem de Atatürkçü, Hem AB’ci, hem de Anti-emperyalist olunamayacağı gibi; hem Mason hem de ulusalcı, hem Mason hem de Atatürkçü, hem Mason hem de Anti-emperyalist! Olunamayacağı siyaset biliminin gereğidir.

Çünkü 1935 yılında Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’E “Meşrik-i azamız olursanız pervane gibi etrafınızda dolaşırız” diyen, Atatürk’e Mason localarına üyelik teklif eden Şükrü Kaya, Doktor Mim Kemal ve Emin Çölaşan’ın dedesi 33. Dereceden mason Refik Şevket İnce’ye Mustafa Kemal Atatürk’ün “Haydi defolun buradan, cehennem olun gidin. Yahudi uşakları. Benim milletim bana kahraman sıfatını verdi, ben sizin gibi Çıfıt Yahudi’ye uşak mı olacağım. Bu gece sabaha kadar Türkiye’deki tüm localarınızı kapatmadığınız takdirde yarın teşkil edeceğim divan-ı harp örfiye hepinizi verir ve astırırım. Haydi defolun karşımdan” yanıtını verdiğini biliyoruz. Tarihsel bir ders niteliğindeki, Mustafa Kemal’in bu tavrı nedeniyle “Uykuya yatma devri” dedikleri dönem başlar. Zorunlu olarak tüm mason locaları kendilerini kapatırlar, mason localarının mallarına el konulur, malları açılacak olan Halkevlerine devredilir.

C. İşte bu olaydan 75 yıl sonra, “Atatürk” soyadını taşıyan bir örgüte sızmayı başaran Masonlar amaçlarına ulaşmak için ADD’yi araç olarak kullanarak harekete geçtiler. Tıpkı 2006 da ilk genelgede "Yerli ve yabancı hiçbir kuruluştan fon adı altında bile yardım almamakla övünüyoruz." İbaresini kaldıranlar gibi, 20.07.2010 tarih ve 2 sayılı genelge ile 12 Eylül 2010 da yapılacak olan referandum çalışmaları, ADD üyelerine adeta yasaklanıyordu.

Genelgede; “Atatürkçü Düşünce Derneği üyelerinin, referandumda tarafsızlıklarını korumak zorunda olmaları nedeniyle herhangi bir propaganda çalışmasında bulunmaları, ilan veya afiş asmaları, seçim sonuçlarını etkileyecek herhangi bir açık veya kapalı salon toplantısı düzenlemeleri olanaklı görülmemektedir” denilmekteydi. Bu Genelgeye, ADD Isparta Şubesinin; 24 Temmuz 2010 tarih ve 2010/40 yazısı ile verdiği yanıt özetle şöyledir; ( Bu durumda “Devrimin yasası, var olan bütün yasaların üzerindedir. Bizi öldürmedikçe, bizim düşüncelerimizi boğmadıkça, başladığımız devrim bir an bile durmayacaktır. Devrimin içerden ve dışarıdan gelecek tehlikelere karşı korunması için, bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi güçlerin bir yerde toplanması gerekir.” Diyen Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN ilke ve devrimlerini korumak, savunmak, geliştirmek amacıyla kurulmuş bir derneğin, Atatürk devrimlerine karşı başlatılan ve son vuruş yapmaya hazırlanılan bir kalkışma karşısında ADD Genel Merkezinin Şubelere “tarafsızlığınızı muhafaza edin” türünden bir genelge göndermesi gerçekten ürkütücüdür.

Kemalizm’in tam bağımsızlıkçı ve devrimci niteliğini kararlılıkla uygulaması beklenen Genel Merkez, bunun yerine şubelerin Atatürk devrimlerine ve cumhuriyete sahip çıkmalarının önüne genelge ile pranga vurmak istiyor.)

Bu yazı, zaten daha önceden ADD Genel Merkezindeki kimi AB Mandacıları ile kan ve doku uyuşmazlığı içinde olan ADD Isparta Şubesinin “suyunun ısınması!” sürecini hızlandırmıştır.


D. ADD“Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Tansel Çölaşan’ın çok sayıda e-gazetede yayınlanan, yaygın basında da yer alan, “Son Kulis” adlı internet gazetesiyle yaptığı söyleşiye, (2) verdiğimiz “KENDİ AYAĞINA KURŞUN SIKMAK”(3) başlıklı yazı, maskelilerin gerçek yüzlerini açığa çıkarttığı gibi, deşifre edilmiş olmanın kini, hırsı ve intikamı ile ADD Isparta Şubesine ve Özellikle Şube Başkanına karşı Saldırıların yoğunlaşmasına neden olmuştur. Bu yazıda özetle;

a) Sayın Genel Başkanın; “Biz özünde bir eylem topluluğu değiliz. Bu derneğin adı Atatürkçü düşüncedir” söylemi, Kemalizm’den kurtulmanın ya da “Kemalizm”in yerine “yeni Kemalizm” propagandasının/şarlatanlığının ADD Genel Başkanı’nı da etkisi altına aldığını göstermektedir. Bu çarpık anlayış bizi, kuşatma tüm acımasızlığı ve her alanda ve anlamda sürerken, kuşatanların/hükümetlerin çizdikleri sınırın bir milim ötesine geçmeme/geçememe, tabanın baskısıyla zorunlu olarak yöneldikleri “mücadeleyi ise, olanaklı en etkisiz” düzeyde tutarak, kuşatanların çıkarlarına en az zarar verecek şekilde ”….mış” gibi yapmanın bir başka anlatımıdır.

b) Sn. Genel Başkanın Dünya tarihinde bir ilk olan, milyonların büyük bir özveri örneği gösterdiği “2007 Cumhuriyet Mitingleri”nin yapılış/yapılabilme gerekçesini “ O dönemde korkunç bir para vardı. O yüzden şimdi yapamıyoruz” şeklinde açıklamasına ise söylenecek söz bulamadık. Bu bir akıl tutulmasıdır. Kendi eylemsizliğine kılıf yaratırken, ADD’yi ciddi zan altında bırakarak, cumhuriyet karşıtlarının ekmeğine yağ sürecek bir karalama ve iftiranın da kapısını aralamaktadır.

c)...“Cumhuriyet Mitinglerinin” para olduğu için yapıldığını/yapılabildiğini iddia etmek on milyonların “NE AB, NE ABD TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE” çığlıklarının önemini küçümseyen ya da önemsemeyen çarpık bir anlayışın ürünüdür.”

ADD Isparta Şubesi; Genel Merkez yönetiminin, ADD’nin kuruluş amaç ve ilkelerine, tüzüğüne ve Kemalist Düşün Sistemine aykırı olarak uygulamaya koyduğu her eylem ve söylemine karşı tepkisini ortaya koymuştur. Örneğin;
  • i. “Ana Muhalefet Partisinin 27 Mart 2012 de, öğleden sonra gurup toplantısını Ankara Tandoğan Meydanında yapacağı tüm kamuoyuna günler öncesinden açıklanmasına karşın, “bu mitingin alt yapısını biz hazırladık” diye açıklama yaparak şubelere, “bu kez etkinliğimiz 27 Mart 2012 öğleden sonra Tandoğan’da” şeklinde genelge gönderen ADD Genel Merkez Yöneticilerine, şubemiz tarafından; “ADD tüzel kişiliği öteleniyor” tepkisinin konması”

  • ii. [19 Mayısta Çelenk ve diğer etkinlikleri yasaklayan AKP iktidarına karşı direnmek yerine “Sanki Atatürk ü anmanın izne bağlanmasını” onaylarcasına şubelere “izin alın” genelgesi göndermeyi yani teslimiyeti “dik duruş” olarak adlandırmak, (Atatürkçüler, Atatürk’ü anmak için Tayyip’in kullarından ille de “icazet” alacaklar ve bunu adı “dik duruş” olacak. Bunun adı “dik duruş” değil, olsa olsa “icazetli duruş” olur.] tepkisi,

  • iii. “Isparta da “Bediüzzaman Said – i Nursi Hazretlerinin yaşadığı topraklardasınız” hukuksuzluğuna karşı, ADD Isparta Şubesi her türlü belgeyi Genel Merkeze ulaştırdığı halde(Genel Başkan “davayı biz açalım” demişti) dava açılmaması, Yasal 60 günlük süre geçtikten sonra, ADD Isparta Şube Başkanı Mahmut ÖZYÜREK’e yetki devredilmesi (“biz yetkiyi devrettik, ama M. Özyürek davayı açamadı” hesabı yapıldığını biliyoruz) Buna karşın ADD Isparta Şb. Davayı açtıktan sonra, Şube Başkanı adeta LİNÇ edilirken gösterilen suskunluk” konusunda verdiğimiz tepki.

Bir konuyu daha özellikle belirtmekte yarar vardır.2010 Haziran Genel Kurulunda Genel Başkanlığa seçilen Tansel Çölaşan, 25 kişilik Genel Yönetim Kurulu listesini kendi hazırlayamamıştır. Çünkü 15/Mayıs/2010'da ADD’ye üye olan Çölaşan, derneğin, ne tüzüğünden, ne üyelerinden, ne de şubelerinden haberdardır.

Bu nedenle; 2010- 2012 Genel Yönetim Kuruluna girebilen ve gerçekten Atatürkçü, Kemalist, duruş sergileyen, ama kararlarda azınlıkta kalıp, son Genel Kurul dada GYK dışında kalan arkadaşlarımızı takdir ve saygıyla anmak gerekmektedir.

Ancak 2012 Haziran Genel Kurulunda ADD içinde deneyim kazanan Çölaşan, kendi dünya görüşüne uygun bir kadro ile GYK’ ya egemen olmayı başarabilmiştir.

SONUÇ:

Gerçek Kemalistler, Cumhuriyetimizin tüm kurumlarının teslim alındığı bir sistemin kabul mekanizmalarından onay alarak, dayatılan turnikelerden geçerek yapılan bir Atatürkçülük algılamasını asla ve asla kabul edemezler/etmezler. Hele ki, sistem sahiplerinden şu veya bu nedenle, “vize” dilenmezler.

Kemalistleri haklı ve meşru kılan; tüm kurumlarıyla işgal edilmiş bir sistemin vereceği “icazet” değil, işgale, gericiliğe ve haksızlığa başkaldırının, Kemalizm’in vazgeçilmez bir gereği ve önkoşulu olmasıdır. Bu tür başkaldırılar, tarihin hiçbir evresinde, meşruiyet sınırlarını; kavgalı olduğu, mücadele ettiği gücün koyduğu kurallara göre oluşturmadı. Meşruiyeti; sistemin “icazetine” indirgemek, düşüncelere ve dile görünmez zincirlerin dolanmasına olanak vermekle aynı anlamı taşır.

2006-2013 döneminde Atatürkçü Düşünce Derneğini, AB-D işbirlikçisi, gerici sistemin içine çekerek “ehlileştirme” amaçlı, özel görevliler, öncelikle ADD içindeki Kemalistleri tasfiye etmeyi, yolda önlerine çıkabilecek engelleri ortadan kaldırmayı amaçlamışlardır. Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesinin yanı sıra, İzmit, Ayvalık, Şişli, vb. şubelerin yöneticilerinin görevlerinden alınmaları bu nedenledir.

Atatürkçü Düşünce Derneğini devrimci, halkçı, tam bağımsızlıkçı, antiemperyalist, özünden arındırarak “Uysal-uyumlu” bir konuma getirenler, Atatürkçülüğü “icazetli Atatürkçülük” olarak anlayıp, anlatanlar, yalnızca tüzüğü ihlal etmekle kalmamış, aynı zamanda, Kurtuluş ve kuruluşumuzun görkemli tarihine karşı da suç işlemişlerdir.

ADD Isparta Şubesi olarak bu aymazlık ve gafletin, icazetli Atatürkçülüğün “uyumlu” bir halkası olmadığımız/olamayacağımız görülüp bilindiği için görevlerimizden alındık.

ADD Isparta Şubesinin; “ADD içine sızmış, deşifre edilmemiş utangaç AB’cileri ve masonları” açığa çıkarması, kimi odakların şiddetli tepkilerine neden olmuş, karalama, iftira, “çamur at izi kalsın” gibi bilinen yöntemlerle ADD Isparta Şubesi yöneticileri önce yıpratılmış, ardından da görevlerinden alınmışlardır.

Ancak bu görevden alınış bizler için yolun sonu değildir. Biz Kemalist Devrim'in savunucuları olarak yolumuza devam edeceğiz.

Tarih gerçek Atatürkçüleri ve Atatürkçü düşünceyi savunur gibi yapıp, Mustafa Kemal'in soyadını taşıyan derneği, küçük olsun, bizim olsun zihniyeti ile yönetenlerin maskelerini düşürerek yazacaktır.

Tek yol Kemalist Devrim'dir...

GÖREVLERİNDEN ALINAN ADD ISPARTA ŞUBE YÖNETİCİLERİ

Mahmut ÖZYÜREK
O.Mümtaz ÇAPÇI
Feray SELEK
Niyazi ÇAMURCU
Abdullah GÖKTAŞ
Muhittin PEKER
Leman ÇAÇUR
Vedat HALICIOĞLU

Bkz:
1- masonlar-yurdunu-seven-ataturk-ilkelerine-bagli-insanlardir-emin-colasan-mahmut-ozyurek-t33199.html
2- isparta-idarrre-mahkemesinden-fetva-gibi-karar-said-kurdi-nursi-islam-alimidir-mahmut-ozyurek-t33450.html


Mahmut ÖZYÜREK, 19 Mart 2013

18 Temmuz 2013 Perşembe

IŞIK OLDU, IŞIKLAR İÇİNDE OLSUN




Ülkemizin yetiştirdiği saygın bilim insanı, yiğit, yurtsever Kemalist  insan, Tüm Öğretim Elemanları Derneği Kurucusu ve Genel Başkanı, 2006-2010 yılları arasında Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Yönetim Kurulu üyesi  Prof.Dr. Alpaslan Işıklı'nın aramızdan zamansız ayrılışı ulusumuz ve ülkemiz için yeri doldurulmaz bir kayıp olmuştur.  Yaşamını antiemperyalist, halkçı, emekten yana, devrimci mücadeleye adayan, kitapları ve çalışmaları ile yazın ve bilim dünyamıza büyük katkılar koyan çağdaş, yurtsever, Atatürkçü Alpaslan Işıklı'ya Tanrıdan rahmet, geride kalan ailesi, yakınları ve ülkemize başsağlığı dileriz. Işığımızdı. Işıklar içinde kalsın.
ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ ISPARTA ŞUBESİ 
YÖNETİM KURULU

7 Temmuz 2013 Pazar

AKP İktidarı Tarafından Dayatılan Gerici - Piyasacı Eğitim Sistemi



  Sayı   :2013/9
  Konu: AKP iktidarı tarafından dayatılan gerici ve piyasacı eğitim sistemi                                                                  07.07.2013
    Kod: 32.011.159
BASIN AÇIKLAMASI
AKP iktidarının aydınlanmaya, çağdaşlığa dönük saldırganlığı,  laik yaşam biçiminin, yaşamın tüm alanlarından silinmesi yönündeki akıldışı girişimleri, her yerleşim biriminden milyonlarca insanın Haziran direnişine katılmalarında ve tepki koymalarında en önemli etkenlerden biri olduğu yadsınamaz.
Haziran Direnişi ile ayağa kalkan ve faşist AKP iktidarını adım adım gerileten toplumsal muhalefetin örgütlü bir şekilde karşı koyması gereken en güncel başlıklardan biri, hatta en önemlisi, AKP iktidarı tarafından dayatılan gerici ve piyasacı eğitim sistemidir.
Çünkü Eğitim sistemimiz;   okul öncesinden yükseköğretime kadar her düzeyde kapsamlı, gerici bir dinci kuşatma altındadır. Kemalist Cumhuriyet ile birlikte bilimsel, demokratik ve laik eğitim yönünde atılan önemli adımlar, kazanımlar bugün AKP tarafından tümüyle tasfiye edilmektedir.
Gelinen noktada, eğitimde dinci kuşatma;  laikliğin en temel düzeyde dahi inkârına,  eğitimin bilimsel ve özgürleştirici niteliğinin ters yüz edilmesi sonucunu yaratmıştır.
Bilimsel verilere ters,  baştan çökmeye mahkûm, 4+4+4 eğitim sistemi dayatmasıyla, türban gibi dinsel semboller okullarda sıradanlaştırılmış, fiili uygulamalarla mescit vb. dinsel mekânları yaygınlaştırılmıştır.   Adına seçmeli denilen ama pratikte birçok okulda zorunlu olarak öğrencilere dayatılan din temelli dersler, imam hatiplere dönüştürülen okullar, karma eğitime son vermek yönünde cüretkârca dile getirilen öneriler,  kılık kıyafet serbestliği adı altında hayata geçirilen uygulamalar bilimselliğin ve laikliğin eğitim sisteminden dışlanmasına, eğitimde gerici uygulamaların frene basmadan, pervasızca sürdüğünün göstergeleridir.  
Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet tarafından Umre ödüllü bilgi, Camilerde çocuklara yönelik “tablet bilgisayar” ödüllü namaz kılma yarışmaları düzenleniyor. Okullarda öğrencilerin yanında artık öğretmenler de fiili olarak derslere türbanla girmeye başladı.  Stajyer öğretmenler Hicret belgeseline yönlendiriliyor.  
Uygarlık Tarihi’nin sakıncalı kitaplar arasına girmesi, Einstein’a pasaklı Yahudi diyen kitapların okullarda dağıtılması, Derslerde Alevi yurttaşlara yönelik hakaret içeren ifadelerin yaygınlaşması, başını örtmeyen öğrencilere yönelik baskı örnekleri, evrim kuramına yönelik saldırılar AKP iktidarının eğitim sistemini tümüyle bilime aykırı, çağdışı niteliğe sürüklediğinin göstergelerinden yalnızca birkaçı.
2013-2014 Eğitim yılında; sayılan uygulamalara ek olarak, birçok okulun dönüşümüne karar verilmiş durumda. Öğrenciler okullarından koparılacaklar, hem onlar hem de velileri mağdur edilecekler. Geçtiğimiz yıl açılan bini aşkın imam hatip ortaokuluna bu yıl yenileri eklenecek. Sözde seçmeli din temelli dersleri zorunlu olarak 11-12 yaşlarındaki çocuklara dayatacaklar, çocuklarımıza yönelik ayrımcı uygulamaların daha da yaygınlaşmasının önünü açacaklar. Çocuklarımız yine eğitim bilimsel verilere aykırı olmasına rağmen, 72 ayın altındayken zorla ilkokula kaydedilecekler.
İşte tüm bu nedenlerle; Kemalist Cumhuriyetin aydınlanma değerlerine sahip çıkmak, laikliği savunmak, 4+4+4 ucubesine boyun eğmeyerek, bu eğitim sisteminin karşısına dikilmenin tam zamanıdır. Çünkü toplumda gericiliğin yaygınlaşmasının en önemli aracı olan eğitim sisteminde gericilikle mücadele etmeden, toplumsal yaşamın diğer alanlarında verilecek mücadele başarısızlıkla sonuçlanacaktır.

YÖNETİM KURULU ADINA:
                                                                                           Mahmut ÖZYÜREK
ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ
ISPARTA ŞUBE BAŞKANI

6 Temmuz 2013 Cumartesi

“Amerikan İslamcısı Müslüman Kardeşler diktatörlüğünü deviren Mısır halkını yürekten kutluyoruz”



  Sayı   :2013/8
  Konu: Mısır halkını yürekten kutluyor ve destekliyoruz                                                                  06.07.2013
    Kod: 32.011.159
BASIN AÇIKLAMASI
“Amerikan İslamcısı Müslüman Kardeşler diktatörlüğünü deviren Mısır halkını yürekten kutluyoruz”
Mısırda Müslüman Kardeşler kökenli Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin devrilmesi ve yerine ABD’de eğitim alan ve ABD yönetimindeki kimi isimlerle yakın ilişkilere sahip Genel Kurmay Başkanı Abdulfettah el Sisi’nin getirilmesi, Uluslararası güç odaklarının maşa değiştirip, makyajlanmış yeni piyonları sahneye çıkarma operasyonudur.
Hiçbir Emperyalist ülke, halkın ezici bir çoğunluğunun açıkça reddettiği bir yöneticiyle iş yapmayı düşünmez. Bu nedenle, Emperyalist yağmacılar çıkarlarını korumak, kapitalist düzeni kurtarmak adına, tıpkı Hüsnü Mübarek gibi, bu kez de Mursi’yi feda etmekten çekinmemiştir.  
Böylece, Tahrir Meydanında milyonların ayaklanmasının sosyal bir devrime dönüşmesini, ayaklanan halkın bizzat kendi iktidarını oluşturmasını ve işbirlikçi kapitalist düzene son vermesini engellemek, halk devriminin içini boşaltmak amacıyla, sömürüye hizmette kusur etmeyen bir kesim aracılığı ile diğer kesimin “devre dışı” bırakılmasını sağlanmıştır.
 “Mısır da Ordu, halkın yanında yer aldı” söylemlerine sarılarak, “halk devrimi” yapıldığı safsatasını öne sürenler, bir yandan ülkemizdeki AKP iktidarının ekmeğine yağ sürerken, diğer yandan Uluslararası güç odaklarının “devrim” kavramının içini boşalma, amaçlarından saptırma çabalarına destek olmaktadırlar.
Mısır ordusu, Mısır halkının değil, ABD’nin safında yer almıştır. Çünkü ABD’den yılda 1,3 milyar dolar yardım alan, Askeri gereksinmelerinin büyük bir kısmını ABD’den karşılayan Mısır ordusundan “devrimci, antiemperyalist”  tavır ve tutum beklemek akıl tutulması değilse, devrimci antiemperyalist mücadelenin anlamını yadsımaktır.
Elbette ki; Mısır halkının; emek ve halk düşmanı, laiklik karşıtı, dinci faşist diktatörlüğe karşı ayaklanması ve onu devirmesi tarihsel önem taşıyan bir gelişmedir. Bu ayaklanma, Amerikan emperyalizminin, karşıdevrimci toplum mühendisliği projesinin de çöküşünün başlangıcı olmuştur.
Ancak unutulmamalıdır ki Mısırda Mursi’nin devrilmiş olması halk devriminin gerçekleştiği anlamına gelmez. Yalnızca halk devriminin başlangıcı, ilk adımıdır.
Mısırda dinci faşist diktatörlüğe karşı ayaklanan geniş halk yığınları, emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin elinden iktidarı ve tüm gücü koparıp almadıkça, halkçı, ulusal egemen bir devlet oluşturmadıkça devrim amacına ulaşmış sayılmaz.
Diğer yandan, devrimci bir seçenek yaratamayan, merkezine  “Antiemperyalizm” ve “Tam Bağımsızlık“ şiarını koymayan/koyamayan, direnişler ve protestolar son tahlilde dönüp dolaşıp uluslararası güç odaklarının amaçları ile örtüşür hale gelecektir.
Bu nedenle Mısırlı yurtseverlerin, devrimcilerin önlerinde halkı her alanda ve her zeminde örgütlemek, başlayan halk ayaklanmasını iktidarla buluşturmak öz görevi ve sorumluluğu duruyor. Halkı laik, demokratik, bağımsız yeni bir Mısır için birleştirmek, bütün ulusal ve demokratik güçlerin ortak cephesini oluşturmak ve güçlendirmek gerekiyor.
Faşist AKP'nin diktatörlüğüne, gericilik, vurgunculuk ve savaş rejimine karşı mücadele eden, Mustafa Kemal Atatürk ün izinden yürüyen bizler, Amerikan İslamcısı Müslüman Kardeşler diktatörlüğünü deviren Mısır halkını yürekten kutluyor ve destekliyoruz. 

YÖNETİM KURULU ADINA:
                                                                                           Mahmut ÖZYÜREK
ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ
ISPARTA ŞUBE BAŞKANI

5 Temmuz 2013 Cuma

MİLLÎ İRADE BİLDİRİSİ -TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE!

http://milliiradebildirisi.org/index.php?s=2

MİLLÎ İRADE BİLDİRİSİ

Son olaylarla Türkiye keskin bir dönemece girmiştir. Hak ve hukuk ihlâli son raddeye varmıştır.
İhanet çeteleri siyasi ekonomik kültürel mekanizma içine çöreklenmiş durumdadır.
Kürtçü, Ermenici, bölücü merkezler oluşturulmuş, batılı istihbaratların uzantısı birçok dernek-vakıf halkı zehirlemek için ‘akıl’ dağıtmaktadır.
Basın yayın organları neredeyse tümüyle batılı çetelere bağlı ve Türk milletine karşı yayın yapmakta, yalan ve ahlâk dışı yayınlarla halkı şekillendirmektedir.


Kısacası uzun yıllardır AB ve ABD tarafından yönetilen bir ekonomi, siyaset, savunma, toplum düzeneği ve kültürel ortam vardır.
Siyasi ortam Türk milletinin iradesini yansıtmamaktadır.
Uzun zamandır sürdürülen terör, baskı, zulüm, akil turları, Suriye olayları, Reyhanlı ve Taksim meydanında yaşanan vahşet, halkın yıllardır bastırdığı tepkinin açığa çıkması sonucunu vermiştir. Ateş, tüm Türkiye’yi sarmıştır. Siyasi tarihimize "Gezi Parkı’na AVM yapılmasını protesto" olarak geçmesine asla fırsat vermeyeceğimiz büyük bir halk hareketi başlamıştır.

Farklı çevrelerden, farklı görüşlerden , farklı sınıflardan insanlar tepkilerini uzun yıllardır ilk kez kitlesel olarak dışa vurmuşlardır.
Bu hareketlilik iç ve dış odaklar tarafından dikkatle izlenmekte, ve nasıl yönlendirileceği düşünülmektedir.
2011'de başlayan ve tüm Kuzey Afrika ve komşularımızı kana bulayan "bahar" hareketi dikkate alındığında, uzun yıllardır küresel odakların örümcek ağında bulunan Türkiye bir tehlikenin eşiğindedir.
Etnik ve mezhepsel çatışma ortamı için birçok istihbarat uzmanı raporlar yayınlamakta, Türk milleti açlık ve işsizliğe gark olmuş, durumu açıklıkla değerlendirecek fırsatı bulamamaktadır.

Bu nedenle başta Şehit Aileleri ve Yörük–Türkmen dernekleri olmak üzere, işçiler, köylüler, esnaf, memur, öğrenci ve aydınlar bir araya gelmiştir.
Bu bir parti hareketi değildir. SİYASİ PARTİLERDEN BAĞIMSIZ BİR DÜŞÜNCE OLUŞUMUDUR.
HAKKIN MÜDAFAASI ve MİLLÎ İRADENİN ORTAYA ÇIKMASI esas amaçtır.
Hedef TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE’dir.
NATO, AB, ABD güdümünden kurtarılmış bir Türkiye’dir.
MİLLÎ savunmayı, MİLLÎ ekonomiyi, MİLLÎ eğitimi yeniden tesis etmektir.
Atatürk maskesiyle ya da Allah’la aldatanlardan uzak, Türk milletinin yanında aydınlık bir geleceği inşa etmek için HER CENAHTAN öngörülü insanlarla fikir üretmek içindir.

Aşağıdaki ilkeler çerçevesinde milletin ve memleketin geleceği konusunda fikir teatisi yapmak, kararlar almak ve uygulamak üzere bir aradayız. Bu ilkeleri lâfta değil samimi olarak kabul eden herkesle bir araya gelmeye hazırız.

Gün BİRLİK günüdür!

1. DEMOKRASİ: Gerçek demokrasinin emperyalizm eliyle değil, emperyalizme başkaldıran milletin iradesiyle gerçekleşeceğine inanıyoruz. Demokrasinin ön koşulu "tam bağımsızlık"tır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir millî devlettir. Bu devletin milleti Türk milletidir. Bağımsızlık Savaşını kazanan bu millettir, Anadolu coğrafyasını vatan yapan bu millettir, vatanda devlet kuran bu millettir. Türk milletinin adı ve kimliği üzerinde oynanan her oyunu bozmak için birleşelim.

2. ANAYASA: Anayasanın ilk dört maddesine dokunulamaz; aksi takdirde Türk milletinin meşru müdafaa hakkı doğar. Anayasa yapmak demek bir devlet kurmak demektir. Anayasalar kurdukları devletin temel direkleridir. Her devlet, anayasasına kendi genetik kodlarını işler. Anayasa tartışmalarının değiştirilemez maddeler üzerinde yoğunlaşması bu maddeleri korumak için değil, bu maddelerde saklanan ruhu korumak içindir. Tam bağımsız olmak demek, emperyalizme kafa tutmak, bu uğurda gerekirse ölmeyi göze almak demektir.

3. MİLLÎ DEVLET: Atatürk’ün 3 misak-ı millîsi ekonomi, savunma ve eğitimdir. Toplumsal yaşamın tüm alanlarında, ekonomi, eğitim, sağlık, savunma vb. tüm hizmetlerin milletimizin ihtiyaçları ve çıkarları doğrultusunda, milletimizin imkânlarıyla ve milletimiz için gerçekleştirilmesi millî devlet olmanın vazgeçilmez koşuludur.

4. TAM BAĞIMSIZLIK: Ulusal Bağımsızlık Savaşımızda bütün vatanseverleri bir araya getiren TAM BAĞIMSIZLIK ilkesinin bugün de hiçbir ayrım yapmadan tüm yurttaşları birleştireceğine inanıyoruz. AB, ABD ve NATO gibi bölgesel ittifaklar içinde olmak millî çıkarlarımıza aykırıdır.


5. İLHAM KAYNAĞIMIZ: Binlerce yıllık Türk tarihi, Atatürk'ün önderliğinde emperyalizmi dize getirdiğimiz Ulusal Bağımsızlık Savaşı ve sonrasındaki Türk Devrimidir.

6. ANDIMIZ: “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” sözünde anlamını bulan Türk Devrimini sürekli kılmaktır. Hedefimiz, Atatürk'ün "Muasır medeniyetler düzeyine ulaşmak, hattâ o düzeyi aşmak" sözü doğrultusunda ulusça akıl ve bilim eşliğinde kalkınmaktır.

Bu bildiriye destek veren ve oluşturulacak Millî İrade Kurultayına katılmak isteyen kişilerin yandaki imza formunu doldurmalarını, kurumsal destek (dernek-platform vb.) verecek olanların aşağıdaki iletişim adresini bilgilendirmelerini rica ederiz.

e-posta adresi: milliiradebildirisi@gmail.com

Facebook: https://www.facebook.com/MilliIradeBildirisi

Twitter: https://twitter.com/milli_irade



İMZACILAR


ŞEHİT AİLELERİ

Pakize AKBABA - ŞEHİT ANALARI DERNEĞİ-İstanbul
Hamit KÖSE - SEHİT AİLELERİ FEDERASYONU- Ankara
Sezai OKAY - Bursa
Neriman OKAY - Bursa
Alp TAŞTAN - Bursa
Nurhan ÖZEN - Trabzon
Muşkinaz AKALIN - Ankara
Ali AKÇA - Ankara
Ayşe ÇELİK- Konya
Fatma BİLGİÇ - Antalya
Sema ERDOĞAN - Adana
Fikriye AVRANOS – Balıkesir
Zekiye TAŞTAN – Bursa
Ömer DOĞAN – GÂZİ
Murat ŞAPÇIOĞLU – GÂZİ

YÖRÜK ÖRGÜTLERİ VE DEMOKRATİK KİTLE VE MESLEK ÖRGÜTLERİ

Durhasan KOCA - TÜRK BOYLARI KONFEDERASYONU GENEL BAŞKANI
Mustafa KÜÇÜKYAMAN - TOROSLAR YÖRÜK TÜRKMEN FEDERASYONU GENEL BAŞKANI
Fahrettin BEŞLİ - HÜDAVENDİGAR YÖRÜK TÜRKMEN DERNEKLERİ FEDERASYONU BAŞKANI
(BURSA-BALIKESİR-KÜTAHYA-ESKİŞEHİR-BİLECİK-KOCAELİ YÖRÜK DERNEKLERİ)
Yusuf YILMAZ – KONYA YÖRÜKLERİ KÜLTÜR DAYANIŞMA VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ BAŞKANI
Davut OKYAR – AFYON YÖRÜKLER SOSYAL YARDIM VE DAYANIŞMA DERNEĞİ BŞK
Muammer TOYKAR – ESKİŞEHİR ERTUĞRUL GAZİ YÖRÜK TÜRKMEN DERNEKLERİ FEDERASYONU BŞK
Ramazan ARSLANALP - İZMİR AKŞEHİRLİLER DERNEĞİ BAŞKANI
Nafi ÇAĞLAR - MAHMATLI HACI ÖMER OYMAĞI KÖYLERİ YARDIMLAŞMA DERNEĞİ BŞK
Osman YILMAZ - KARACAKURT KÖYLERİ YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ BAŞKANI
Orhan AKÇAM - MUĞLA YÖRÜK OBALARI DERNEĞİ BAŞKANI
M. Yaşar BİLGİN - ABA-DER, ABACILI YÖRÜK TÜRKMEN DERNEK BAŞKANI
Mustafa KAYA - YÖRÜK TÜRKMEN KÜLTÜR DERNEĞİ KURUCU BAŞKANI
Ertuğrul TOYGAR - BURSA- SAMSUN YÖRÜKLER DERNEĞİ BAŞKANI
Kudret HARMANDA - YÖRTÜRK VAKFI BURDUR İL BAŞKANI
Yaşar HANGÜN - İSTANBUL AYAKKABI SATICILARI ESNAF ODASI BAŞKANI
Recep ÖZDEMİR - 11 KASIM DERNEĞİ BAŞKANI
Mustafa UĞUR - NEVŞEHİR TÜRK EĞİTİM SEN BAŞKANI
Yunus DURDU - İSTANBUL TEK GIDA İŞ 2 NOLU ŞUBE BAŞKANI
Uğur ÖZEN - ARTVİN KAMU-SEN İL TEMSİLCİSİ
Cem ARICA - İSTANBUL KAPALIÇARŞI ESNAFLAR DERNEĞİ GENEL SEKRETERİ
Rıfat UYSAL – MİLLİ DÜŞÜNCE VE ARAŞTIRMALAR TOPLULUĞU GENEL BAŞKANI
Samed KOCADEMİR – ULUSAL GENÇ SİYASETÇİLER PLATFORMU KURUCUSU
Necati TÜYSÜZOĞLU – DEMOKRATİK HALK KONSEYİ
Yusuf ÖZBEK – ÖZEL BÜRO İNTERNET PAYLAŞIM GRUBU
Nesrin ÇAĞAN – FRANKENTHAL ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ BAŞKANI
Mahmut ÇAĞAN – FRANKENTHAL ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ DENETÇİSİ
Yusuf Ziya HIRA - FETHİYE YÖRÜK TÜRKMEN DERNEĞİ
Zafer FORTACI - YURTTAŞLIK HAREKETİ DERNEĞİ
Taylan BUNARBAŞİ – AVRASYA DOST VE KARDEŞ ÜLKELER DERNEĞİ BAŞKANI
Alim OZAN - DÜZCE BALKAN TÜRKLERİ DERNEKLERİ KURUCU BAŞKANI
Ender FERAHBAŞ - YAŞAM DAMGASI HAREKETİ

KİŞİLER

Banu AVAR - GAZETECİ-YAZAR
Sinan MEYDAN - TARİHÇİ-YAZAR
Meltem D. CANİKLİOĞLU - ANAYASA HUKUKÇULARI DERNEĞİ YÖNETİM KURULU ÜYESİ
Yılmaz DİKBAŞ - KİMYA YÜKSEK MÜHENDİSİ-YAZAR
Ömer Faruk EMİNAĞAOĞLU - YARGIÇLAR SENDİKASI GENEL BAŞKANI
Suay KARAMAN - ÖĞR. GÖR.-TÜM ÖĞRETİM ELEMANLARI DERNEĞİ (TÜMÖD) GENEL SEKRETERİ
Zahide UÇAR - YAZAR
Ömür KURT - YAZAR
İsmail TÜRKMEN - GAZETECİ
Tuna KOLBAŞI - TOPLUMBİLİMCİ
Ziya Kaan KARAKUŞ - SERBEST MESLEK
Güneş ERKUL - İLK KURŞUN İNTERNET SİTESİ YÖNETİCİSİ
Türkân ORHAN - GÜNCEL MEYDAN İNTERNET SİTESİ YÖNETİCİSİ
Arslan BULUT - GAZETECİ-YAZAR
Halûk TARCAN – PİYANİST-BİLİMSEL ARAŞTIRMACI
Sadi TOYGAR - sebinkarahisar.com İNTERNET SİTESİ GENEL KOORDİNATÖRÜ
Buket MÜFTÜOĞLU- TASARIMCI
Barış DOSTER - AKADEMİSYEN-YAZAR
Kurtul ALTUĞ - GAZETECİ-YAZAR
Yaşar UYSAL - EKONOMİST-AKADEMİSYEN
Mustafa ÇINKI - ARAŞTIRMACI- YAZAR
Cihan DURA - EMEKLİ ÖĞRETİM ÜYESİ
Bertan ONARAN - ÇEVİRMEN-YAZAR
Mahiye MORGÜL - EĞİTİMCİ-MÜZİKOLOG
Mustafa ASLAN - GAZETECİ-YAZAR
Fatma Sibel YÜKSEK - GAZETECİ-YAZAR
Bartu SORAL - EKONOMİST-YAZAR
Figen ÖZEN – YAZAR
Naci BEŞTEPE – EMEKLİ TÜMGENERAL-YAZAR
Ali ÇEVİKYİĞİT - ÖĞRETMEN
Ali Tayyar ÖNDER - ARAŞTIRMACI-YAZAR
Göksel BEKMEZCİ – SUNUCU, YAZAR
Serdar NARİN – ANAYASA HUKUKÇUSU-AKADEMİSYEN
F. Murat DOĞAN - AKADEMİSYEN
Gülseren AYTAŞ – AVUKAT
Necmi AKYALÇIN – AKADEMİSYEN
Orhan AYBER - İNŞAAT MÜHENDİSİ-SİYASETÇİ
Gülten AVAR - EMEKLİ
Tevfik BİR – YAZAR
Ali SÖKMENOĞLU – HATAY CUMHUBAŞKANI TAYFUR SÖKMEN’İN TORUNU, İÇ MİMAR
Erkan GÜÇİZ – GÜNCEL MEYDAN İNTERNET SİTESİ YAZARI
Yusuf YAVUZ- GAZETECİ
Erhan SANDIKÇI- ÖĞRENCİ
Çağdaş BAYRAKTAR "Misilleme" - MÜZİSYEN-YAZAR
Ayşe BİLİCİ - FOTOĞRAFÇI
Necati Ulunay UCUZSATAR - EMEKLİ KURMAY ALBAY

Devamı>>

Bu bildiriye destek veren ve oluşturulacak Millî İrade Kurultayına katılmak isteyen kişilerin yandaki imza formunu doldurmalarını, kurumsal destek (dernek-platform vb.) verecek olanların aşağıdaki iletişim adresini bilgilendirmelerini rica ederiz.

e-posta adresi: milliiradebildirisi@gmail.com