3 Ekim 2016 Pazartesi

BİR EYYAMCI



İlber Ortaylı, Lozan tartışmalarını değerlendirmiş; “Lozan ne zafer ve ne de hezimet değil, sadece tarihi bir uzlaşmadır.  Tartışmaları önemseyenler ise kahvede oturarak ve höpürdeterek şekerli kahvesini yudumlayanlardır!” demiş!..

Bu adam hep "ne şiş yansın, ne kebap" kabilinden "ortaya karışık" bir şeyler söyleyerek kenara çekiliyor. Bu şekilde iktidarla da iktidara kızanlarla da dirsek temasını sürdürüp, hem iki taraftan da nemalanıyor, hem de medyanın aradığı adam oluyor.

Çünkü medyada aynı düşüncede; bir yandan vıcık vıcık yalakalık yapan biri olmadığı için okuyucu ya da izleyicilerini kızdırmıyor, bir yandan da eleştirmediği için iktidarın gazabından kurtuluyor.

Bu sözü de öyle. Elbette uzlaşmadır da, uzlaşmalardan karlı çıkan da vardır, zarar eden de. Lozan'da ne olmuştur?

Buna değinir ise Erdoğan'ı kızdırabilir. Onun için “ortaya karışık" lafını etmiş, kenara çekilmiş.

En son Dolmabahçe Sarayı’nda Meclis Başkanı’nın düzenlediği, “Sultan 2. Abdülhamid Han ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu”nda, İsmail Kahraman’ın solunda otururken gördük.

Yaptığı konuşmada, “ortaya karışık” bile değil, “yuvarlak”, fakat daha çok davet sahibini mutlu edecek laflar etti.

İsmail Kahraman ise konuşmasında Abdülhamit’i öve öve bitiremedi, “hal edilmeseydi Meriç nehri ile Ağrı dağı arasına sıkışmış olmayacaktık” dedi.

Oysa zamanında Osmanlı’nın en çok toprak kaybettiği, Rusların Batı’da Yeşilköy’e, Doğu’da Erzurum’a kadar geldiği padişah hakkında söylenmiş bu sözleri, Sayın Ortaylı’nın düzeltmesini beklerdik. Çünkü bilim etiği bunu gerektiriyor. Fakat o bilim etiğini değil, bir dahaki daveti kaçırmamayı önemsiyor..

Süleyman Çelik

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder