2 Ağustos 2016 Salı

Müyesser Yıldız : "Yeni Ordu" Kararnamesiyle Anayasa Değişmeden Erdoğan "Başkomutan" Oldu


Bir kararnameyle TSK'nın yapısı A'dan Z'ye değiştirildi. Medyanın büyük bölümüne göre, bunlar "devrim"... "İşte Yeni Ordu" ve "Milli Ordu" başlıklarını atanlar da var.
Demek, Atatürk posteri assalar da "Türk Milleti" demeye başlasalar da "Yeni Türkiye" sevdasından vazgeçmemişler. "Yeni Türkiye"ye, "Yeni ordu" öyle mi?!.
Ve demek ki, bugüne kadar "milli ordu" diye bildiğimiz TSK "milli" değilmiş!..
-Genelkurmay Başkanı Artık Sıradan Bir Memur-
Son kararnameyle yapılan temel iki değişiklik şöyle:
- Genelkurmay Başkanının görev ve yetkileri değiştirildi.
- Kara, Hava ve Deniz Komutanlıkları Milli Savunma Bakanına bağlandı.
Bunları açarsak;
1970 tarihli Genelkurmay Başkanının Görev ve Yetkilerine Ait Kanun'da yapılan değişikliklerle Genelkurmay Başkanının diğer kuvvetlerle bağı kesildi. Yani Kanunun 1. maddesinde, "Silahlı Kuvvetlerin Komutanıdır" denildiği halde, Genelkurmay Başkanı'nın komutanlığı fiilen elinden alındı. TSK'nın teamülleri terk edilip, iktidarın istediği kişiyi Genelkurmay Başkanı yapmasının önü açıldı.
İkinci düzenleme de bunun devamı. Artık Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri Komutanlarına sadece Milli Savunma Bakanı talimat verecek. Böylece TSK komuta kademesi resmen dağıtılmış oldu.
Bunların anlamını, en yalın haliyle Başbakan Binali Yıldırım şöyle açıkladı:
"Kuvvet Komutanları, Milli Savunma Bakanı’na bağlandı. Genelkurmay Başkanlığı, kuvvet komutanları arasından seçilir maddesi değişti. Orgeneral rütbesi alan herkes Genelkurmay Başkanı seçilebilir."
-Kararname İle Anayasa Değişikliği-
Son kararnamede, önemli bir düzenlemeye daha gidildi. Konu, "Başkomutanlık"...
Yeni düzenlemeyi anlatmadan önce eski anayasalar ile yürürlükteki anayasamızda "Başkomutanlık" meselesinin nasıl ele alındığını hatırlatalım:
1924 Anayasası'nın 40'ıncı maddesi şöyleydi:
"Başkomutanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yüce varlığından ayrılmaz ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur. Harb kuvvetlerinin komutası barışta özel kanuna göre Genelkurmay Başkanlığına ve seferde Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından tâyin edilecek kimseye verilir."
1961 Anayasası'nın "Başkomutanlık ve Genelkurmay Başkanlığı" başlıklı 110'uncu maddesine gelince;
"Başkomutanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisinin mânevî varlığından ayrılmaz ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur... Millî güvenliğin sağlanmasından ve Silâhlı Kuvvetlerin savaşa hazırlanmasından, Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı, Bakanlar Kurulu sorumludur... Genelkurmay Başkanı, Silahlı Kuvvetlerin komutanıdır... Genelkurmay Başkanı, bu görev ve yetkilerinden dolayı Başbakana karşı sorumludur" deniliyordu.
Halen yürürlükte olan 1982 Anayasası'nın "Başkomutanlık ve Genelkurmay Başkanlığı" başlıklı 117'inci maddesi de "savaş" yerine "yurt savunmasına hazırlanmasında" kelimesinin kullanılması dışında 1961 Anayasası'ndaki düzenlemenin aynısı. Bir de şu hüküm var:
"Genelkurmay Başkanı; Silahlı Kuvvetlerin komutanı olup, savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanlığı namına yerine getirir."
Mevcut Anayasa'nın Cumhurbaşkanının yetki ve görevlerini düzenleyen 104'üncü maddesinde de "Başkomutanlık" konusunda, "Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil etmek" deniliyor.
Görüldüğü gibi, Türkiye Cumhuriyet Devleti'in kuruluşundan bu yana, "Başkomutanlık" TBMM'nin uhdesinde. Cumhurbaşkanına ise sadece "temsil" görevi verilmiş.
İşte dünkü kararnameyle Milli Savunma Bakanlığı Görev ve Teşkilat Kanunu'nda yapılan değişiklikle, Kuvvet Komutanlıklarının Milli Savunma Bakanı'na bağlanması dışında bu konuda da düzenlemeye gidildi ve denildi ki;
"Cumhurbaşkanı, Başbakan gerekli gördüklerinde kuvvet komutanları ile bağlılarından doğrudan bilgi alabilir ve bunlara doğrudan emir verebilir. Verilen emir herhangi bir makamdan onay alınmaksızın derhal yerine getirilir."
Başbakan Binali Yıldırım dün gazetelerin Ankara temsilcilerine verdiği kahvaltıda konuyla ilgili olarak, "Bu demokratikleşmede son noktadır. İrade ve idare sınırlarının çizilmesi demektir. Madde neyi ifade ettiğini zaten kendisi söylüyor; doğrudan emir verme" dedi.
Türkçesi bu düzenleme, "Başkomutanlık" denmeden, Anayasa değişikliği yapılmadan, bu müessesenin Meclis'in uhdesinden alınması ve Erdoğan'ın "temsil" görevinin "fiiliyata" dönüştürülmesi değil midir?
Düşünebiliyor musunuz; Erdoğan bu kararname ile kuvvet komutanları veya astlarından doğrudan bilgi alıp, bunlara doğrudan emir verecek. Dahası kuvvet komutanları veya astları verilen emri herhangi bir makama, yani ne Genelkurmay Başkanı ne de komutanlara sormadan yerine getirecek.
Emir-komuta esasına dayanan TSK'da yaşanacak büyük karmaşa bir yana... Bu kararnameler Meclis onayına gelmeden, önümüzdeki haftalarda;
Mesela Erdoğan, Kara Kuvvetleri Komutanına "Suriye'de ŞİD'le savaşa giriyoruz" emri verdiğinde ne olacak? Meclis ve Genelkurmay devre dışı bırakılıp, bu emir yerine mi getirilecek?
Ya da yine Erdoğan KKTC'deki Komutana, "Kıbrıs'tan askerimizi çekiyoruz" dediğinde, o komutan Genelkurmay Başkanı veya Kuvvet Komutanlarına sormadan bunu yapacak mı?
Önemle hukukçuların, siyasilerin ve tüm milletimizin dikkatine sunulur!..
Son bir söz de mevcut komuta kademesine:
15 Temmuz'da sapır sapır döküldüğünüz halde istifa etmediniz.
Son düzenlemelerle, düşürüldüğünüz konum ortada. TSK'yı sizler eliyle yıktıktan sonra, "Yeni Ordu"nun komuta kademesini istedikleri gibi şekillendirecekleri de açık. Şurada 1 seneniz ya var, ya yok.
Allah aşkına, 3 günlük koltuk için değer mi? Hâlâ mı istifa etmeyeceksiniz?
Müyesser YILDIZ
1 Ağustos 2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder