31 Ağustos 2016 Çarşamba

BASIN AÇIKLAMASI 30 Ağustos’un 94. yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere verdiği görevin bilincindeyiz



30 Ağustos utkusunun 94. yıldönümündeyiz,
30 Ağustos Utkusu, dünün işgalcisi o haçlı emperyalizme karşı vatan- millet ve hürriyet adına onurluca karşı durulup kanla irfanla elde edilen büyük bir Ulusal Utku’dur..
30 Ağustos; emperyalist planların bozulduğu, Anadolu’nun paylaşım girişiminin durdurulduğu, Mazlum ulusların emperyalizme karşı savaşımına ışık olan, umut aşılayan bir başkaldırının adıdır.
30 Ağustos; bir ulusun tarih sahnesinden silinirken topyekûn “bağımsızlığını imhaya karar veren emperyalizme”  karşı yeniden dirildiği, tarihte örneğine ender rastlanan bir savaşın adıdır.
30 Ağustos utkusu, işgalden “Kurtuluş” tan “Kuruluş”a, 29 Ekim 1923’e giden yoldur..
97 yıl önce 19 Mayısla başlayan, 30 Ağustos’ta “Ya istiklal ya ölüm!” parolasıyla süren bağımsızlık savaşı ile bu topraklardan kovulanlar ve emperyalistlerin işbirlikçileri, bu gün yine bu topraklarda cirit atıyorlar. Yeni Sevr özlemiyle yanan AB-D Emperyalistleri ve onların işbirlikçileri Vahdettinlerin, Damat Feritlerin, Şeyh Saidlerin, Ali Kemallerin torunları 23 Nisan’ın, 29 Ekim’in, 30 Ağustos’un, Çanakkale Zaferi’nin ve 19 Mayıs’ın izlerini silmeye çalışıyorlar. 30 Ağustos'ta, Afyon Kocatepe-Dumlupınar'da emperyalizmin Türk ulusunun ayağına taktığı prangalar sökülüp atılmıştır; ama 94 yıl sonra bugün emperyalizm yeniden Türk ulusunu prangalamak, yakın köklerinden kopararak, yeniden emperyalizmin kucağına itmek istemektedir.
Emperyalist Batı, savaşla elde edemediği sonucu ya bizzat kurdurduğu ya da değişik yollardan desteklediği bir takım “Truva atı” örgütlenmelerle elde etme yolunu seçmiştir.
Mustafa Kemal’in aşama aşama unutturulması-değersizleştirilmesi, Milli Bayramların, 19 Mayısların 30 Ağustosların kutlamalarının engellenmesiyle amaçlanan da Türk halkının tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik bilincini yavaş yavaş yok ederek, Yeni Sevr’i, günümüzdeki adıyla “BOP” projesini yürürlüğe koyma amaçlıdır.
Bu gerçeği gören ve gereğini yapmayı düşünen yurtseverler, tertiplerle bir şekilde susturulmakta, TSK ABD’nin isteği ile “tasfiye” edilmektedir. Yazılı ve görsel basın dinci gericilik tarafında denetim altına alınmakta, böylece Türk halkının gerçeği görmesi engellenmektedir. Özetle söylemek gerekirse ülkemiz ve ulusumuz yeniden işgal yıllarının o boğucu karanlığıyla karşı karşıyadır.
Kayıtsız Şartsız Ulusal Egemenlik ilkesine karşı duran siyasal iktidar 30 Ağustos dâhil tüm ulusal bayramlarımızı kutlamak istemediğini açıkça sergilemektedir. Ulusal bağımsızlığımız, özgürlük ve barışımız ve yurt güvenliğimiz için zorunlu olan kurumların en önemlilerinden birisi olan CUMHURİYET Ordusu’nun itibarsızlaştırılması, onursuzlaştırılması ve etkisizleştirilmesi için, eski bilinen senaryolar yeniden piyasaya sürülmektedir.
Genelkurmay Başkanlığı Cumhurbaşkanlığına, Kuvvet Komutanlıklarının Milli Savunma Bakanlığı’na, Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın İçişleri Bakanlığı’na bağlanmıştır. Askeri liseler, astsubay hazırlama okulları ve Harp Akademileri’nin kapatılmıştır.
Tüm bunlar 15 Temmuz darbe girişimine tepki olarak alınan önlemler değildir. AKP iktidarının emperyalizmle işbirliği içinde uzun vadeli “devleti ordusuzlaştırma” projesinin gereğidir. 15 Temmuz iktidara tam da bu projeye uygun bir ortam yaratmıştır/yaratılmıştır
Askeri okulların kapatılması aslında bir “Sevr Projesi”dir. Sevr’de bile 168. maddesi ile askeri okulların kapatılması değil küçültülerek gözetim altına alınması istenirken, FETÖ’cü darbe girişimi gerekçe edilerek bu okulları tümüyle kapatmak, Serv projesini bir adım öte taşımaktır.
Birbirinin "paraleli" olduklarını itiraf eden iki ÇAĞDAŞ UYGARLIK DÜŞMANI VE ABD/AB/BOP destekli siyasal örgütlenmenin 15 Temmuz 2016'da birbiriyle girdikleri çıkar kavgasında, kavgayı kazanmış "görünen" AKP iktidarının, BOP'un eş başkanlığını sürdüren özelliği ile haçlı emperyalizmin çıkarları doğrultusunda Türkiye’yi yeniden Sevr (günümüzdeki adıyla BOP) paylaşımına sürüklemektedir.
Siyasi iktidar FETÖ'cülerle değil, Cumhuriyetle, Cumhuriyetimizin kazanımları ile 15 yıldır sürdürdüğü hesaplaşmayı 15 Temmuz kalkışmasını gerekçe yaparak hızlandırmıştır. Yıllardır FETÖ ile ortak yürüttüğü Atatürk Cumhuriyeti'ne karşı verilen savaşı şimdi OHAL uygulamaları ile sürdürmektedir.
Söylem ve eylemleri ile yalnız bu günümüze değil yarınlarımıza ışık tutan Mustafa Kemal Atatürk bu günkü durumu anlatıyor.
 Ordumuzu tamamen lağvederek, milleti, bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler. Bir taraftan da müdafaasız, ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de, izzetinefsine, her türlü haklarına ve mukaddesatına taarruzla, milleti alçaklığa, boyun eğmeye alıştırmak planını takip ettiler ve ediyorlar.”
"Saraylarının içinde Türk'ten başka ögelere dayanarak, düşmanla birleşerek Anadolu'nun, Türklüğün aleyhinde yürüyen çürümüş gölge adamların Türk yurdundan kovulması, düşmanların denize dökülmesinden daha kurtarıcı bir devinimdir.”
Bizler, Vahdettinlerin, Damat Feritlerin, Ali Kemallerin değil, Mustafa Kemal’in yolundan gidenleriz. Bize Mustafa Kemal Atatürk;    “Saraylarının içinde Türk’ten başka ögelere dayanarak, düşmanlarla birleşerek Anadolu’nun, Türklüğün aleyhine yürüyen çürümüş gölge adamların Türk yurdundan kovulması, düşmanların denize dökülmesinden daha kurtarıcı bir devinimdir” görevini vermiştir.
30 Ağustos un 94. yılında emperyalizmi dize getiren, çağdaş Türkiye’nin mimarı, Mustafa Kemal Atatürk'ü ve arkadaşlarının bizlere verdiği görev bilinciyle,   bağımsızlık savaşımızın yüce şehitlerini derin saygı, gönülden bağlılıkla bir kez daha anıyoruz.

YÖNETİM KURULU ADINA:                                                            Mahmut ÖZYÜREK
ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ
ISPARTA ŞUBE BAŞKANI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder