22 Ekim 2013 Salı

“Milli Cephe” oluşturulamadığı süreç içinde yapılacak olan seçimlerin kazananı hep “Gayrı Milli Cephe” yani AKP- BDP cephesi olacaktır.



AKP, “GAYRİ MİLLİ CEPHE PARTİSİ”DİR


Ülkemiz ve ulusumuz, önümüzdeki birbuçuk yıl içinde,  Sevr Cephesinin ihanet saldırıları altıda gerçekleşmesi kaçınılmaz olan üç önemli seçimin arefesindedir.  Bu seçimler sırası ile yerel seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Genel seçimlerdir.
Türkiye; bir yanda, Atlantik emperyalistlerinin, (ABD ve AB nin) hiç esirgemediği maddi, stratejik, toplumsal katkı ve desteği ile büyüyüp semiren, karşı devrimci, Sevr yandaşı Gayrı Milli Cephe, diğer yanda ise emperyalizme karşı tam bağımsızlıkta, vatanın bütünlüğünde, ulusun birliğinde, devletin tekliğinde, lozan taraftarlığında, emek ekseninde buluşan Milli cephe bu seçimlerde karşı karşıya gelecektir.
Bu seçimler sürecinde, ilk olması nedeniyle yerel seçimler, diğerlerinin, deyim yerindeyse “yazgısını” belirleyecektir. Bu nedenlede yakıcı ve yaşamsal önemdedir.
“Türkiye Cumhuriyeti yıkılmalı!”, “Sevr yaşama geçmeli”, diyen vatan bilincinden yoksun dinci, ikinci cumhuriyetçi, kürtçü ırkçıların ve işbirlikçilerin cepheleri tartışmasız olarak AKP-BDP ittifakıdır.
Yani seçim sürecinin başında Cumhuriyet yıkıcılarının adresleri, cepheleri oluşmuş, amaçları, bu amaçlara ulaşmak için kullanacağı araçları belirlenmiştir. Bu net duruşa birde “Atlantik emperyalistlerinin” desteğini eklerseniz “Haçlı İslam Cumhuriyeti” nin kurulması kaçınılmaz gibi gözükmektedir.
Peki, Bu yaşanan tehlike karşısında, Türkiye’nin yüzyıllık geleceğini, Türk ulusunun yarınlardaki yazgısını belirleyecek bu seçimlerde milli cephenin,  ya da namus cephesinin bir adresi varmıdır? 
Bu yaşamsal soruya “evet vardır” ve genellikle “bizim partimiz” diyenlere, başka türlü soralım. 
Ülkemizde; AB ve ABD’nin silahsız işgal ve egemenliğine, andımızın kaldırılmasına, anadille eğitime, Abece’ye Q, X, W gibi harflerin eklenmesine kamu hizmetinde türbanın kullanılmasına, Tunceli’nin Dersim yapılmasına, Cumhuriyet yıkıcılığına karşı duran, Türk halkının yüzde 60-90 oranındaki ezici çoğunluğunun buluşabıleceği, birleşebileceği bir “cephe” varmıdır?
 Parti yerine “CEPHE” kavramını özenle ve özellikle belirtmemdeki amaç, içinde yaşadığımız somut koşullarda  “ulusun ters giden yazgısını” tek bir partinin belirlemesinin olanakslığı nedeniyledir.  Söz konusu olan Türk ulusunun önümüzdek yüz yılının yazgısı ise bunu tek bir partinin, hele ilkeleri grileşmiş, yozlaştırılmış, omurgası ağır darbeler almış, bir partiye bağlamak, Türk ulusunun göz göre göre intihara sürüklenmesidir. Kemalistlerin, yurtseverlerin böyle bir intihara yani Gayri Milli Cephenin ihanetlerine izin vermeleri düşünülemez.  Peki, ne yapmalı?
Yukarıda sözünü ettiğimiz AB’ci, NATO’cu Haçlı İslam Cumhuriyetçiliğine karşı duran, Milli duruş sergileyen ve Türkiye seçmen nüfusunun oran olarak yüzde 60-90 ını oluşturan ezici çoğunluğu “parti aidiyetlerine” göre oranladığımızda en yüksek birikimi olan partiye olan aidiyet bile yüzde 20 nin üzerine çıkamamaktadır. “Cephe” yerine “bizim partimiz” diyenler, yüzde 60-90 oranındaki toplumsal muhalefeti yüzde 20 olarak algılayarak, yüzde 40-70 oranındaki toplumsal muhalefetin bir cephede örgütlenmesinin önüne bariyer olmaktadırlar.
Diğer yandan Gayri Milli cephenin, yani AKP-BDP cephesinin toplumsal muhalefetin parçalanmışlığını, iktidar olmanın yarattığı olanakları ve toplumsal psikolojiyide kullanarak sahip oldukları oyları korumaları bir olasılık değil, gerçeğin düpedüz anlatımıdır.
İçinde bulunduğumuz tarihsel süreçte, “Gayri Milli Cephe” ve onun siyasal örgütü olan AKP;  ülkenin yazgısını belirlemek, kendilerini iktidar eden ve iktidarda kalmalarını sağlayan ABD - AB emperyalizminin istemlerini karşılamak, devlet gücünü ellerinde tutmak zorundadır. 
Bu nedenledir ki; yükselen toplumsal muhalefet üzerindeki baskı ve egemenliklerini sürdürmek, için kendi yollarında engel olarak gördükleri demokrasiyi,  kitlelerin demokratik siyasi hak ve özgürlüklerini, demokratik kazanımlarını parlamentodaki sayısal güçlerine dayanarak ortadan kaldırmaktadırlar. 
Yani “Gayri Milli Cephe”,  Kemalist Devrim kazanımlarının tümünü ret ve inkâr ederek İslamcı faşizmin bilindik silahları ile Karşı devrim cephesinde mevzilenmiştir.
“Gayri Milli Cephe”; parlamentoyu işlevsizleştirmiş, anayasal özgürlükleri budamış,  hukuk devleti bir yana, yasa devletinin bile karşısında konumlanmış,  toplumsal muhalefeti şiddet ve teröre başvurarak bastırmaya yönelmiştir.
Bu manzara, dünyada örneklerini sıklıkla gördüğümüz “faşizm” den başka bir şey değildir.
Faşist diktatörlüklerin egemen olduğu ülkelerin hiçbirinde, farklı adlar altında da olsa “Milli Cephe” oluşumu sağlanmadan demokratik sisteme geçiş, toplumsal kurtuluş sağlanamamıştır.
Bu nedenle bu günkü halk düşmanı, karşı devrimci, vatansız “Gayri Milli Cephe” iktidarını alaşağı etmek, yerine antiemperyalist, milli bir hükümet oluşturmak, dünya örneklerinde olduğu gibi Milli Cephe içinde halkı bütünleştirmek ve safları sıklaştırmakla olanaklıdır.     

Daha açık bir anlatımla “Milli Cephe” oluşturulamadığı süreç içinde yapılacak olan seçimlerin kazananı hep “Gayrı Milli Cephe” yani AKP- BDP cephesi olacaktır.
Çünkü AKP,  Türk halkı tarafından, bu topraklarda kurulmuş ve halk tarafından seçilmiş bir parti değil, Pentagon dehlizlerinde projelendirilmiş, Haçlı işbirlikçiliği ılımlı islam cübbesi ile örtülmüş bir “Gayri Milli Cephe Partisi”dir.
İşte tüm bu nedenledir ki önümüzdeki seçimlerin sonucunu var olan partiler arasındaki “kayıkçı kavgaları” değil, “CEPHELER” belirleyecektir. Ülkemizin yazgısını belirleyecek olan bu seçimlerde mücadele; sağ- sol örgütlenmeler arasında değil, milli ve gayri milli cephe arasında verilecektir. 
Türkiyede, cumhuriyetçi, ulusalcı, aydınlanmacı siyasi kurumların öncüleri  “Gayri Milli Cephe Partileri” olan AKP-PKK karşısında “Milli Cephe’yi oluşturamazlarsa Türk halkının ters giden yazgısına, yani “Gayri Milli Cephe Partileri” ne katkı ve destek vermek dışında bir işlevleri olmayacaktır. Böylesi bir duruş sergileyenler, Türk halkının gönlünde, aklında ve bilincinde değil “Gayri Milli Cephe” nin işbirlikçileri olarak adlandırılıp, anılacaklardır.
Tüm vatansever, Cumhuriyetçi ve milliyetçi güçleri,  ulusalcıları aydınlanmacıları, emek örgütlerinin öncülerini “Milli Cephe”de, emperyalizme karşı bağımsızlık ve vatan bütünlüğünde saf tutmaya çağırıyoruz. 22.10.2013 Isparta


Mahmut ÖZYÜREK
Ulusal Eğitim Derneği
Isparta Şube Başkanı
Not: Önümüzdeki yazımızda, bu tespitler doğrultusunda ilimiz Isparta da “NE YAPMALI ?” sorusunun yanıtlarını arayacağız.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder