18 Ocak 2018 Perşembe

Eğitimde devrim: Tevhid-i Tedrisat


Ümmetten ulusa geçişin temel kanunlarından biridir Tevhid-i Tedrisat; Bir ulus yaratma yolunda atılmış en önemli adımıdır. Sonuçları çok radikal oldu; Dini eğitim kaldırıldı, devrimden 4-5 yıl sonra kız ve erkeklerin ayrı ayrı okutulmasına son verilerek karma bir eğitime geçildi. 2 Mart 1926da Maarif Teşkilatı Hakkındaki Kanun çıkartıldı. Fransız devriminin izinden gidilerek her yurttaş için parasız eğitim kural haline getirildi.
Müfredat ya da öğretim programı, eğitimin bir programa bağlanmasıdır. Türkçesi ile öğretim veya eğitim planı demek. Neden gerekiyor böyle bir plan? Çünkü eğitim bir süredir ulusal ölçekte yapılan bir eylem. 1789un ardından Fransada ortaya çıkmış ve sonra Avrupaya yayılmış o devrimci eylemlerden birinden söz ediyoruz yani.
Bir ulustan olan herkesin askerlik yapması esasına dayanan “Halk ordusu” gibi o da Fransız Devrimi’nin bir icadı. Esası da bütün yurttaşları belirli bir eğitimden geçirmek; Eğitimi belli bir sınıfın ayrıcalığı olmaktan çıkarmak. Bizdeki karşılığı Cumhuriyetin ilanın ardından yapılan Tevhid-i Tedrisat (Eğitim Birliği) Kanunu. 3 Mart 1924’te kabul edilmiş ve bu yasayla ülkedeki bütün eğitim kurumları Maarif Vekaletine (Ulusal-Milli Eğitim Bakanlığı’na) bağlanmış.
Yasadan temel amaç Tanzimat’la birlikte oluşmuş ikili eğitime, mektep-medrese ikiliğine son vermek; eğitimin dini esaslara göre verilmesine son vererek, laik ve çağdaş bir eğitim için bir temel oluşturmak. Ümmetten ulusa geçişin temel kanunlarından biri Tevhid-i Tedrisat. Bir ulus yaratma yolunda atılmış en önemli adımı. Sonuçları çok radikal oldu; dini eğitim kaldırıldı, devrimden 4-5 yıl sonra kız ve erkeklerin ayrı ayrı okutulmasına son verilerek karma eğitime geçildi. 2 Mart 1926da Maarif Teşkilatı Hakkındaki Kanun çıkartıldı. Fransız devriminin izinden gidilerek her yurttaş için parasız eğitim kural haline getirildi.
Cumhuriyet bu adımları atarken -1927 Genel Nüfus Sayımında okuryazar oranı yüzde 10,6 olarak belirlenmişti- 12 milyon nüfusun ancak 1 milyonu okuryazardı. Kadınların yüzde 98’i ümmiydi. Yüzbinlerce çocuk da şartları birbirinden çok farklı ama ortak adları mektep olan eğitim kurumlarına devam ediyordu. Eldeki milli eğitim standartlarına uygu öğretmen sayısı 3-4 bin civarındaydı. Diğerleri medreseden yetişme veya ilkokul öğrenimliydi. Devrim, bu şartların ürünüydü işte.
 İLERİ GERİ KAVGASI
Tevhid-i Tedrisat, Osmanlının son yüzyılına damgasını vuran bir ileri geri kavgasının tezahürüydü. Önce Tanzimatçılar, sonra Jön Türkler ve İttihat Terakki kadroları sistemin içine düştüğü tıkanıklığın en önemli nedenlerinden birinin eğitimsizlik olduğunun bilincindeydi. Aslında İmparatorluk içinde eğitim sorunları birbirinden çok farklı bir görünüm arz ediyordu. Türk-Müslüman nüfus dini eğitimin yanına modern eğitimi iliştirme çabası içindeydi. Bazı azınlıkların ve yabancıların okullarında daha ileri programlar uygulanıyordu. Osmanlı Yahudileri diasporanın maddi desteğiyle bir çağdaşlaşma atılımı yapma çabası içindeydi. Bu karmaşa içinde her okul istediği gibi program yapabilmekte, dilediği insanları öğretmen olarak görevlendirmekteydi. Devletin denetim ve gözetim yetkisi sınırlı ve göstermelikti. Mahalle mektepleri bütünüyle denetimsizdi. İmparatorluğun her yanında yapıları, programları, öğretim kadroları farklı okullar ve medreseler bambaşka amaçlarla öğrenci yetiştirmeye çalışıyordu.
19. yüzyıldaki bu eğitim kaosu Rum ve Ermeni azınlığın lehine işledi, bu iki azınlık İmparatorluk yönetiminde en etkili guruplar oldu. Müslümanlar ve Yahudiler kaybedenler tarafındaydı. Ancak Osmanlı Yahudileri hızla mesafeyi kapatmaya çalışıyorlardı. Ülkenin her yanında kurulan Alyans okulları Fransızcanın yanında Türkçe eğitim veriyor, yeni bir aydın sınıfının ortaya çıkmasına vesile oluyordu. 19. yüzyılın bu kaotik eğitim ortamı 20. yüzyılın başındaki hesaplaşmalarda da belirleyici olacaktı. Türk-Müslüman nüfus içinde ikili eğitim sürüyordu. Tanzimat’tan bu yana süregelen bu ikili eğitim 20. yüzyıldaki muhafazakâr ve devrimci kavgasının temeliydi. Dini eğitimden gelenler devrime direnecek, seküler eğitim alanlar devrimin yanında saf tutacaktı. Cumhuriyet ilk adımlarından biri olan eğitim birliği işte böylesine bir tecrübeden esinlenmişti. Bu atılımın yüz yıllık bir ileri geri kavgasını ilerinin lehine sonuçlandıracağı düşünülüyordu.
TEVHİD-İ TEDRİSAT CUMHURİYETTİR
Görüleceği gibi yasa öylesine radikaldir ki, ilk anda askeri ortaokullar ve liseler bile Maarif Vekâletine bağlanmıştır. Fakat bir yıl sonra Harp Okulu dâhil askeri okullar Milli Savunma Bakanlığı’na bırakılmıştır. Yalnız, İstanbul Dârülfunûnu ile yükseköğretim veren diğer okullar (ilahiyat dışında) yasa kapsamına alınmamıştır.
Maarif Vekâleti emrine verilen 479 medrese yasa çerçevesinde kapatıldı. Yasa kabul edildiğinde medreselerde kayıtlı yaklaşık 18.000 öğrenci olmasına karşın bunlardan yalnızca 6.000i eğitime devam ediyordu. Diğerleri ise II. Abdülhamit döneminde çıkarılan bir yasayla medrese öğrencileri askerlikten muaf tutuldukları için medreselere kayıt yaptıranlardan oluşuyordu.
 Kanun’un 4. maddesi modern anlamda ve üniversite bünyesinde İlahiyat Fakültesi ile imam ve hatip yetiştirecek orta düzeyde okullar açılmasına izin vermekteydi. Açılan ilk İlahiyat Fakültesi 1934 yılında öğrenci sayısı 20ye düşünce İslam Tetkikleri Enstitüsü”ne dönüştürüldü. 1923-1924 yılları arasında açılan 29 İmam-Hatip Okulu ise 1930-1931 öğretim yılında öğrenciler tarafından yeterince ilgi görmemeleri nedeniyle kapatıldı.

 Tevhid-i Tedrisat çağdaş eğitimi, ulusal ve laik öğretim programlarını, örgütsel ve kurumsal yenileşmeyi hedef alarak, eski kurumların yaşatılabilmesi olanaklarını ortadan kaldırmıştır. Okulların Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetimine girmesi ve medreselerin kapatılmasıyla öğretim laik bir tabana oturdu. Yurdun dört bir yanına dağılmış başına buyruk yabancı okullar denetim altına alındı. Bu okullarda tarih, coğrafya, yurt bilgisi derslerinin okutulması, Türkçenin öğretilmesi sağlandı. Nihai adım 1927de atıldı; Türkiyede çeşitli dinlerden insanların varlığı göz önünde bulundurularak ilk, orta ve liselerden din dersleri kaldırıldı. Eğitim alanındaki bu adımlar, 1928deki Harf Devrimi için de uygun ortamı hazırlamıştır.

(Boyun Eğme Dergisinden alıntı)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder