9 Ocak 2014 Perşembe

GOYGOYCU SERA ATATÜRKÇÜLERİ



Not: Bu yazı Ocak 2013 te yayınlandı. Güncelliği nedeniyle bir kez daha yayına koyduk..

Goygoycu Sera Atatürkçüleri; Tıpkı sera sebzeleri gibidirler. Mandacı ve yandaş medya tarafından özel olarak parlatılmışlar ve Atatürkçülerin en ön saflarına servis edilerek konumlandırılmışlardır. Dava için, varsıllığından, rahatından asla vazgeçmezler. Ne eline taş alırlar, ne de ellerini ceplerine atarlar.
Goygoycu Sera Atatürkçülerinin; Yaşantıları hep dingin sularda geçmiştir. Karşı çıktıkları sistemi temelinden sarsmak yerine, kenarından dolaşmayı tercih ederler. Çok konuşurlar ama boş konuşurlar. Söylemleri genellikle eleştiri ve başkalarına saldırıdan ibarettir. İyi birer demagoji uzmanıdırlar. Nasıl ki, sera ürünleri damağınızda özgün bir tat bırakmazsa, bunların söylemlerinden de hiçbir tat alamazsınız.
Goygoycu Sera Atatürkçüleri;Tam Bağımsızlığın, Antiemperyalist, halkçı bir devrimle değil, parmak hesabıyla sağlanabileceğine halkı inandırma adına, şeytanın aklını zorlayacak hokkabazlıklar yaparlar. Mevcut iktidarın bir araç olduğunu, zamanı gelince o aracın kullananlarca deliğe süpürüleceğini, yedeklerinin daima hazır tutulduğunun üzerini hep örterler. Mevcut iktidar giderse, “yerine kim gelirse gelsin daha iyi olur” yalanını yığınlara şırınga etmekle görevlidirler.
Goygoycu Sera Atatürkçüleri Olayları çarpıtarak aktarırlar, yalan-yanlış olgularla olayları tahlil ederek zihinleri bulandırmakta ustadırlar. Bir yanlışı kabullendirmek için yanında “dokuz doğru” söylerler ki, o yanlış da doğrulardan görülsün. Bunları tanımayan, yeterli bilgi ve bilince sahip olmayanlarsa “Ne kadar doğru söylüyor” diye düşünür. Çünkü dokuz doğrunun tuzağına düşmüş, yanlış bilgi beyinlere enjekte edilmiştir.
Goygoycu Sera Atatürkçüleri; İktidar olma, koltuk edinme aşkına İlkelerini pazarlamaktan çekinmezler. Hak etmediği yerlere gelmek için düzenin kayığına binmeye teşnedirler. Her dönemde iktidardırlar ve mutlaka her iktidar döneminde bir yerlerde “dayıları” vardır.
Goygoycu Sera Atatürkçüleri Sürekli olarak “laiklik” sorununu gündemde tutarlar. İşsizlik, yoksulluk, yolsuzluk pek umurlarında değildir. Çünkü kendilerinin böylesine küçük ve önemsiz! sorunları yoktur. Böylece bilerek ya da bilmeyerek geniş halk yığınlarının Atatürk sevgisini ve devrimlere olan bağlılığını yok etmektedirler. Çünkü İşsizlik, yoksulluk, yolsuzluk bataklığında çırpınan milyonlar, sorunlarının çözümünü Atatürkçülükte değil, din tacirlerinin kokuşmuş karanlığında aramaya başlarlar.
Goygoycu Sera Atatürkçülerinin; Atatürk devrimciliğinden anladıkları, ellerinde karanfillerle Anıtkabir’e “dalalet ve hıyanetle”le suçladıkları halkı şikâyet etmektir,
Goygoycu Sera Atatürkçüleri; goygoycudurlar, yaygaracıdırlar, bağırarak seslerini yüksek tutup karşılarındakini susturmak isterler. Ama bir o kadar da korkak ve pısırıktırlar. Zoru görürlerse bukalemun örneği “araziye uyma” konusunda kimse ellerine su dökemez.
Goygoycu Sera Atatürkçüleri; Halkı (yani işçiyi, köylüyü, emeğiyle geçinenleri) günahları kadar sevmezler. Kendi halkından utanırlar, onu aşağılarlar. Tepeden bakarlar, kibirlidirler. Onlar için “halk”, salonlarda, kokteyllerde, balolarda boy gösteren entel-dantel salon zübükleridir.
Goygoycu Sera Atatürkçüleri; Yaşamlarında bir kez bile bir işçinin nasırlı elini sıkmamışlardır. Bir hamala bir bardak çay ısmarlayıp, iki laf edip dertleşmemişlerdir. Amale sofrasında kuru soğan – pilava kaşık salladıklarını duyan gören olmamıştır. Ama Onlar, lüks salonlarda, konken partileri, çay günleri düzenleyip “şekerim vallahi boşuna uğraşıyoruz! bu halktan adam olmaz ….’’ Diyerek, ne denli özverili Atatürkçü olduklarını birbirlerine ballandıra, ballandıra anlatırlar.
Goygoycu Sera Atatürkçüleri; Atatürkçülük adına salonlarda, kokteyllerde sabahtan akşama ahkâm keserler. Türkiye’nin tüm sorunlarının tek çözümü onlardadır. Laiktir, Çevrecidir, insan hakları savunucusudur vs.. Ama halkçı, devrimci, devletçi, antiemperyalist ve ATATÜRKÇÜ asla değildir ve olamazlar. Bu konularda örtülü olarak “küresel sermayenin peçetecisi” olma görevini eksiksiz yerine getirirler. Küresel çetenin halkın boynuna vurduğu Zinciri, peçeteleri ile öylesine parlatırlar ve güzelleştirirler ki, oyunun farkına varma bilincinden yoksun hale getirilmiş olan halk, zincirlerini beğenmeye, onunla birlikte yaşamanın gerekliliğine inanmaya başlar.
Goygoycu Sera Atatürkçüleri; Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’cıdır, gözü, gönlü davada değil, ikbaldedir. Bu nedenle Sera sebzeleri gibi “dölsüz” dürler. Yani “demagoji” dışında bir şey üretmezler. Ama kendilerini gelmiş, geçmiş en büyük filozof sanırlar.
Goygoycu Sera Atatürkçüleri; Eğitim, sağlık başta olmak üzere ülkenin tüm değerleri, küresel sermayecilere peşkeş çekilirken seslerini çıkarmayan, çocuklarına malum “Kolejlerde” eğitim aldıran, “hastaneler beş yıldızlı otel gibi oldu” diyerek, soğuk algınlığında bile “özel hasta hanelere” koşan, kısaca yıkım ekibinin taşeronları ile al-gülüm ver gülümcülük oynayanlardır. Maskeli, mandacı ve vesayetçidirler.
Goygoycu Sera Atatürkçüleri; Gelmiş geçmiş hatipleri bile yok sayarak, en güzel sözü kendilerinin söylediklerini sanırlar, ne söylediklerini sorarsanız, kendileri bile anlamamıştır ki size anlatabilsinler.
Goygoycu Sera Atatürkçüleri; Yüksek zekalıdır! Zekalarını . amaçlarına ulaşmak için çevresindekilerin zayıf taraflarını kullanmakta gösterirler. Eleştiriye tahammülsüzdürler, sürekli övülme ihtiyacı içindedirler ve bu ihtiyaç temel gıdalar gibi yaşamsal değerdedir onlar için. Bu nedenle dalkavukları çok severler ve onları yanlarından ayırmazlar. Kendilerinin “üstün”, “özel” ve “ayrıcalıklı” olduğu düşüncesindedirler. Pişmanlık duymazlar, hep doğru yaptıklarını ama başkalarının onları anlamadığını düşünürler. Konuşmak, ahkâm kesmek, her şeyi ben bilirim demek, dedikodu, rehavet, dalkavukluk, çıkarcılık en ayrıcalıklı meziyetlerindendir.
Goygoycu Sera Atatürkçüleri; omurgasızdır, fırdöndüdür. Nabza göre şerbet verir, ahlak nedir, etik nedir düşünmez. “ışığı halkın önüne değil, gözüne tutarlar” ki halk önünü, yolunu, yönünü göremesin.
Son söz; Goygoycu Sera Atatürkçüleri, sahte Atatürkçüler, baş tacı edilmiş olabilir. Ülkemizin her köşesi ele geçirilmiş, yönetim organlarının çivisi çıkmış olabilir. Aymazlık –Gaflet- İhanet tavan yapmış olabilir. Ancak gerçek Atatürkçülerin/Kemalistlerin kitabında “umutsuzluk” diye bir kavram yazmaz. Umutsuzluğa kapılırsak, Goygoycu Sera Atatürkçülerini üretip servis edenlerin oyunlarına gelmiş oluruz. Kimse oyuna gelmeyecek. Meydanı Goygoycu Sera Atatürkçülerine asla bırakmayacağız. Göreceksiniz “BİZ KAZANACAĞIZ!” 21.01.2013- ISPARTA
Mahmut ÖZYÜREK
İLK KURŞUN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder