29 Eylül 2018 Cumartesi

ABDÜLHAMİT KURNAZLIĞI


Sizlere Osmanlı tarihinden bir yaprak açacağım.

1876 yılında Osmanlı padişahı Abdülaziz tahttan indirildi.
Abdülaziz, bir süre sonra, bileklerini kesmiş intihar etmiş olarak bulundu.
Bu intiharı bazı kişiler kuşkuyla karşıladı.
Abdülaziz’den sonra V. Murat tahta çıktı, ancak üç ay sonra, ruhsal bunalım geçirdiği görüşüyle tahttan indirildi.
31 Ağustos 1876 tarihinde II. Abdülhamit padişah ilan edildi.
Abdülhamit, kendisinin tahta çıkmasına yardımcı olan Mithat Paşa’yı sadrazam (başbakan) yaptı.
Abdülhamit, tahta çıkmadan önce Mithat Paşa’ya verdiği söz gereği 23 Aralık 1876 tarihinde ilk Osmanlı anayasasını ilan edip Meclis-i Mebusan ve Ayan Meclisi üyelerinden oluşan iki meclis açtı.
Ülke yönetiminde hem padişahın hem de meclisin bulunduğu bu sisteme “Meşrutiyet” adı verildi.

Abdülhamit, kendisine anayasayı ilan ettirip Meşrutiyeti kurdurtan Mithat Paşa’dan kurtulmanın yolunu arıyordu. Sonunda o yol bulundu.
Mithat Paşa, Sultan Abdülaziz’i öldürtmekle suçlandı.

Mithat Paşa, Yıldız Sarayı’nda uydurma bir mahkemede, padişahın kulları olan yargıçların önünde, görevli yalancı şahitlerin tanıklığında yargılanır.
Düzmece ve uydurma suçlamalarla önce idama, sonra sürgüne mahkûm edilir.
Sürgüne gönderileceği yer, Arabistan’da Hicaz bölgesindeki Taif şehridir.

Mithat Paşa gemiye bindirilir, gemi kalkar.
Ama Boğaz’dan çıkıp yoluna devam edeceğine Kızkulesi önüne gelince demir atar, durur.
Gemi, 48 saat Kızkulesi önünde yatar.
Geminin ne kazanı patlamış ne de bir makine arızası yaşanmıştır!
48 saat sonra gemi demir alır ve yoluna devam eder.

Peki, Mithat Paşa’yı sonradan boğdurulacağı Taif zindanına sürgüne götüren gemi, neden 48 saat Kızkulesi önünde demir atıp beklemiştir?
Bu soruyu, yakınlarından olanlar, uygun bir zaman kollayıp Padişah Abdülhamit’e sorarlar.
Osmanlı padişahları içinde en işkillisi ve kurnazı olan Sultan Abdülhamit şu cevabı verir:

“Mithat Paşa’nın, uğruna kendisini feda ettiği millet bakalım onun için ne yapacak, Mithat Paşa’yı kurtarmaya çalışacak mı, diye merak ettim de, bunu anlamak için gemiyi hareket ettirdikten sonra Kızkulesi önünde 48 saat beklettim.
İstanbul’da küçük bir kıpırdanma, başkaldırma, ayaklanma olmadığını görünce de gemiye hareket emrini verdim.”

Öyle anlaşılıyor ki, eğer halktan küçük bir tepki bile gelse kurnaz padişah, Mithat Paşa’yı Taif zindanına göndermekten vazgeçecekti.

Değerli Dostlar,

Size bu ders verici tarihi olayı neden anımsattım?

Sultan Abdülhamit’e “ecdadım” diyen günümüzün Osmanlı Sevdalıları da tıpkı ecdatları gibi kurnaz bir oyun oynadılar.
ATATÜRK’ün yattığı ANITKABİR’de kahvehane açıp çocuk oyun parkı kurdular!
Akıllarınca, Atatürkçülere bir “yoklama” çekiyorlardı!
Bakalım Atatürkçüler ne yapacaktı? Her zamanki gibi oraya buraya telefonlar edip şikâyetlenecekler, facebook ve twitter mesajlarıyla aralarında sızlanıp mızlanmakla mı, kalacaklar yoksa eylemli bir tepki gösterecekler miydi?

Osmanlı Sevdalılarının, Abdülhamit kurnazlığı bu kez sökmedi!
Ankaralı Atatürkçüler, Osmanlı Sevdalılarının çektiği “yoklamayı” yemedi!

Bakın ne oldu.
Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD) Genel Sekreteri, Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Kemalist Suay Karaman hemen evden çıktı. 23 Eylül 2016 Cuma sabahı erken saatlerde Anıtkabir’e gitti. Yetkililerle görüştü. Çocuk oyun parkının ve kafeteryanın hemen kaldırılmasını talep etti. Bununla da kalmadı.
Suay Karaman, cep telefonuyla, tanıdığı tüm Kemalistlere ulaştı, hepsini en kısa zamanda Anıtkabir’e gelmeye davet etti.
Kemalist Suay Karaman’ın çağrısı büyük yankı yaptı. Kısa zamanda Anıtkabir’in önü binlerce kişiyle doldu. Çağrıyı işiten bazı siyasi parti yandaşları ve kendilerini Atatürkçü olarak görenler de coşkuyla katıldı.
Anıtkabir’e kurulmuş olan çocuk oyun parkı hemen kaldırıldı.
Anıtkabir’e kurulmuş olan kafeteryanın da çok kısa zamanda kaldırılacağına yetkililer söz verdi.
Kemalist Suay Karaman’ı ve eyleme katılanları ne kadar kutlasak azdır.
Eğer bu eylem yapılmasaydı bakın neler olacaktı:
Anıtkabir’de sırasıyla bir İddia büfesi, Lunapark, AVM kurulacak, bir cami yapılması için de hareket geçilecekti!
Osmanlı Sevdalılarının hevesi kursaklarında kalmıştı!

Değerli Dostlar,

Bu eylem bir dönüm noktası olmalıdır.
Bundan sonra ATATÜRK’E, Cumhuriyete, Cumhuriyet Devrimlerine karşı çıkıp hakaret edenlere; adlarına, unvanlarına, makamlarına ve rütbelerine bakılmaksızın EYLEMLİ olarak karşılık verilmelidir!
Bundan böyle Kemalistlerin tavrı, şuna buna şikâyetlerde bulunmak değil, EYLEM yapmak olmalıdır!

Yılmaz Dikbaş
27 Eylül 2016, Salı
dikbas@kalinka.com.tr
0532 233 31 52

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder