9
Kasım 2014 Pazar günü İstanbul’da, Tüyap Kitap Fuarı’nda Nergiz Yayınları
standında kitaplarımı imzalıyordum.
Yeni çıkmış kitabım “GELİN YÜZLEŞELİM” e ilgi büyüktü.
Altmışlı yaşlarda zeki ve sevecen bakışlı bir okurum bu yeni kitabımdan aldı, imzalatmak üzere bana uzattı. Düzmece Balyoz Davası’ndan on sekiz yıl hapse mahkûm edilmiş, üç yıldan fazla Silivri’de hapsedildikten sonra serbest bırakılmış emekli bir amiralimizdi.
Saygıdeğer amiralimize tezgâhta bulunan “ATATÜRKÇÜLER YENİLDİ” kitabımı da önerince, gülümseyerek şöyle dedi:
“Sizin bu kitabınızı Silivri’de okumayan komutan kalmadı!”
Merakla sordum:
“Komutanların görüşleri nasıldı?”
Yanıtı beni mutlu etti:
“Yüzde doksan beşi çok beğendi. Hatta bazıları ‘Dikbaş az bile yazmış!” diye yorum yaptılar!”
Yeni çıkmış kitabım “GELİN YÜZLEŞELİM” e ilgi büyüktü.
Altmışlı yaşlarda zeki ve sevecen bakışlı bir okurum bu yeni kitabımdan aldı, imzalatmak üzere bana uzattı. Düzmece Balyoz Davası’ndan on sekiz yıl hapse mahkûm edilmiş, üç yıldan fazla Silivri’de hapsedildikten sonra serbest bırakılmış emekli bir amiralimizdi.
Saygıdeğer amiralimize tezgâhta bulunan “ATATÜRKÇÜLER YENİLDİ” kitabımı da önerince, gülümseyerek şöyle dedi:
“Sizin bu kitabınızı Silivri’de okumayan komutan kalmadı!”
Merakla sordum:
“Komutanların görüşleri nasıldı?”
Yanıtı beni mutlu etti:
“Yüzde doksan beşi çok beğendi. Hatta bazıları ‘Dikbaş az bile yazmış!” diye yorum yaptılar!”
Bu
karşılaşmadan çok daha önce, görev başındaki amirallerimizin, albaylarımızın ve
binbaşılarımızın düzmece Balyoz Davası kapsamında sahte belgelerle tutuklanıp
hapsedildiği Hasdal Özel Askeri Ceza ve Tutukevi’ne gitmiştim.
Kendileriyle sohbet ettiğim çok değerli amiral ve albaylarımıza “TÜRK MİLLETİNE SUİKAST” ve “ATATÜRKÇÜLER YENİLDİ” kitaplarımı armağan etmiştim.
Çok samimi sohbetten sonra ayrılırken, saygıdeğer komutanlarımız da bana, üzerinde “TCG HASDAL TD - 134” yazılı bir şapka armağan etmişlerdi.
Bir süre sonra, bu komutanlarımızdan ikisi, Hasdal’dan gönderdikleri mektuplarla, kitaplarımdan çok yararlandıklarını, çok beğendiklerini övgü dolu satırlarla anlatmışlardı.
Kendileriyle sohbet ettiğim çok değerli amiral ve albaylarımıza “TÜRK MİLLETİNE SUİKAST” ve “ATATÜRKÇÜLER YENİLDİ” kitaplarımı armağan etmiştim.
Çok samimi sohbetten sonra ayrılırken, saygıdeğer komutanlarımız da bana, üzerinde “TCG HASDAL TD - 134” yazılı bir şapka armağan etmişlerdi.
Bir süre sonra, bu komutanlarımızdan ikisi, Hasdal’dan gönderdikleri mektuplarla, kitaplarımdan çok yararlandıklarını, çok beğendiklerini övgü dolu satırlarla anlatmışlardı.
Peki,
ben size bunları niye anlattım?
6
Nisan 2015 Pazartesi günkü Hürriyet gazetesinin birinci sayfasında, kalın siyah
büyük harflerle şu başlık atılmıştı:
“İŞİN İÇİNDE CIA OLABİLİR”
Bu başlık altında, fotoğraflar eşliğinde, Emekli Orgeneral Bilgin Balanlı ile yapılmış olan bir röportaj yer almaktaydı.
Orgeneral Bilgin Balanlı, görev başındayken, düzmece Balyoz Davası kapsamında tutuklanmış, iki yıl Hasdal Cezaevi’nde kalmıştı.
Şimdi serbest olan emekli General Bilgin Balanlı’nın, Hürriyet gazetesine manşet olan sözlerine gerçekten çok şaşırdım!
Görev başındayken ordumuzun içinde CIA ajanlarının at koşturduğundan haberi olmamış generalimiz, Hasdal’da hapis yatarken olsun, diğer komutanlar gibi, “ATATÜRKÇÜLER YENİLDİ” kitabımı okumamış mıydı?
Yoksa okumuş da itiraf etmekten mi utanmıştı?
“İŞİN İÇİNDE CIA OLABİLİR”
Bu başlık altında, fotoğraflar eşliğinde, Emekli Orgeneral Bilgin Balanlı ile yapılmış olan bir röportaj yer almaktaydı.
Orgeneral Bilgin Balanlı, görev başındayken, düzmece Balyoz Davası kapsamında tutuklanmış, iki yıl Hasdal Cezaevi’nde kalmıştı.
Şimdi serbest olan emekli General Bilgin Balanlı’nın, Hürriyet gazetesine manşet olan sözlerine gerçekten çok şaşırdım!
Görev başındayken ordumuzun içinde CIA ajanlarının at koşturduğundan haberi olmamış generalimiz, Hasdal’da hapis yatarken olsun, diğer komutanlar gibi, “ATATÜRKÇÜLER YENİLDİ” kitabımı okumamış mıydı?
Yoksa okumuş da itiraf etmekten mi utanmıştı?
Şimdi
sizlerle, “ATATÜRKÇÜLER YENİLDİ” kitabımın Giriş’inden kısa bir bölümü
paylaşacağım:
“Amerika
Birleşik Devleri (ABD)’nin gizli istihbarat örgütü CIA, 1950’den sonra Türk
ordusunun içine girip yuvalandı.
13 Şubat 1952 tarihinde Türkiye, NATO’ya girdi.
Çok kısa sürede görüldü, NATO demek, Amerika Birleşik Devletleri demekti.
20–25 Şubat 1952 tarihlerinde Lizbon’da yapılan NATO Konseyi Zirvesinde konuşan dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, şunları söylemişti:
“Karşınızda büyük bir istekle ve kayıtsız şartsız işbirliği zihniyetiyle hareket etmeyi ilke edinen bir Türkiye bulacaksınız.”
Türkiye, kayıtsız şartsız ABD’ye teslim olunca Türk ordusu ABD’nin denetimi altına girdi.
NATO’ya bağlılığı gerekçe gösteren CIA ajanları Türk ordusunun içinde istedikleri gibi, rahatça örgütlendiler.
13 Şubat 1952 tarihinde Türkiye, NATO’ya girdi.
Çok kısa sürede görüldü, NATO demek, Amerika Birleşik Devletleri demekti.
20–25 Şubat 1952 tarihlerinde Lizbon’da yapılan NATO Konseyi Zirvesinde konuşan dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, şunları söylemişti:
“Karşınızda büyük bir istekle ve kayıtsız şartsız işbirliği zihniyetiyle hareket etmeyi ilke edinen bir Türkiye bulacaksınız.”
Türkiye, kayıtsız şartsız ABD’ye teslim olunca Türk ordusu ABD’nin denetimi altına girdi.
NATO’ya bağlılığı gerekçe gösteren CIA ajanları Türk ordusunun içinde istedikleri gibi, rahatça örgütlendiler.
Yüksek
komutanlarımız bu gerçeği gördüler, ama ses çıkarmadılar.
Altmış yıl içinde ordumuzun en küçük birimlerine kadar giren CIA ajanları, bizim subaylarımızdan kendilerine ajanlar devşirerek istihbarat ve eylem ağını yaygınlaştırdılar.
Sayıları çok az da olsa elbette istisnalar var, ancak istisnalar genel yapıyı değiştirmez, yüksek komutanlarımızın tamamı CIA’nin denetim ve gözetimi altına girdi.
Bu sarsıcı fotoğrafı, kitabımın ilk sayfalarında tüm ayrıntılarıyla görecek; inanmakta zorlanacak ve üzüleceksiniz.
Altmış yıl içinde ordumuzun en küçük birimlerine kadar giren CIA ajanları, bizim subaylarımızdan kendilerine ajanlar devşirerek istihbarat ve eylem ağını yaygınlaştırdılar.
Sayıları çok az da olsa elbette istisnalar var, ancak istisnalar genel yapıyı değiştirmez, yüksek komutanlarımızın tamamı CIA’nin denetim ve gözetimi altına girdi.
Bu sarsıcı fotoğrafı, kitabımın ilk sayfalarında tüm ayrıntılarıyla görecek; inanmakta zorlanacak ve üzüleceksiniz.
ABD’nin
gizli istihbarat servisi CIA; sivil yönetimin, yani devletin belkemiği olan
bakanlıklarına da 1950’den sonra girdi.
Sızdı demiyorum. Çünkü sızma yok.
Elini sallaya sallaya, göz göre göre, resmen girdi.
Bakanlıklarımızda denetim ve gözetimi ele geçirdi.
Bu durumu çok iyi bilen başbakan ve bakanlarımızın, hiçbir karşı önlem almadıklarını, CIA’nin devletimizin temeline bir dinamit gibi yerleşmesini çok doğal bir olguymuş gibi karşıladıklarını, bu kitapta göreceksiniz.
Sızdı demiyorum. Çünkü sızma yok.
Elini sallaya sallaya, göz göre göre, resmen girdi.
Bakanlıklarımızda denetim ve gözetimi ele geçirdi.
Bu durumu çok iyi bilen başbakan ve bakanlarımızın, hiçbir karşı önlem almadıklarını, CIA’nin devletimizin temeline bir dinamit gibi yerleşmesini çok doğal bir olguymuş gibi karşıladıklarını, bu kitapta göreceksiniz.
Her
devletin bir gizli istihbarat örgütü vardır.
Devletimizin gizli istihbarat örgütü, MİT’tir.
MİT’in görevi; Türk ulusuna ve yurduna, yurt içinde ve dışında hain tuzaklar kuran kişi ve kuruluşları belirlemek, izlemek, gözlemek, haber almak ve bu unsurları suç işleme aşamasında güvenlik güçlerine bildirmektir.
1950’den sonra MİT’in de CIA’nin denetimi altına girmiş olduğunu, bu kitapta okuyacaksınız.
Devletimizin gizli istihbarat örgütü, MİT’tir.
MİT’in görevi; Türk ulusuna ve yurduna, yurt içinde ve dışında hain tuzaklar kuran kişi ve kuruluşları belirlemek, izlemek, gözlemek, haber almak ve bu unsurları suç işleme aşamasında güvenlik güçlerine bildirmektir.
1950’den sonra MİT’in de CIA’nin denetimi altına girmiş olduğunu, bu kitapta okuyacaksınız.
Son
altmış yılda ordumuzun, bakanlıklarımızın ve MİT’in içine girip kök salan CIA;
medyaya, üniversitelere, işçi sendikalarına, belediyelere ve sivil toplum
örgütlerine de kanser gibi yayıldı. Girdiği her yerde, cebinde Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşı kimliği taşıyan ajanlar devşirdi.
Bu yerli ajanlardan bazılarının adlarını, bu kitapta okuyacaksınız.”
Bu yerli ajanlardan bazılarının adlarını, bu kitapta okuyacaksınız.”
Birinci
baskısı Eylül 2012’de, ikinci baskısı Haziran 2014’de Nergiz Yayınları
tarafından yapılmış olan “ATATÜRKÇÜLER YENİLDİ” kitabımı okuyanlar,
Emekli General Bilgin Balanlı’nın dürüst davranmadığını, gerçekleri anlatmadığını, gerçeklerle yüzleşmekten hâlâ korktuğunu üzülerek göreceklerdir…
Emekli General Bilgin Balanlı’nın dürüst davranmadığını, gerçekleri anlatmadığını, gerçeklerle yüzleşmekten hâlâ korktuğunu üzülerek göreceklerdir…
Saygılarımla,
Yılmaz Dikbaş
8 Nisan 2015 Çarşamba
dikbas@kalinka.com.tr
www.kalinka.com.tr
www.dikbas.tv
0532 233 31 52
Yılmaz Dikbaş
8 Nisan 2015 Çarşamba
dikbas@kalinka.com.tr
www.kalinka.com.tr
www.dikbas.tv
0532 233 31 52
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder