24 Mayıs 2015 Pazar

Zihnen İptal!



Seçim, siyasal vaadler üzerine yürür.
Siyasal partiler, şimdi adet olduğu üzere 200 sayfa ortalamada seçim bildirgeleri yayınlar. Kimsenin okumayacağını bildikleri için olsa gerek, bir de kısa bildiriler çıkarırlar. Şimdilerde bunların da okunacağı kuşkulu olduğu için belki, “flaş! flaş!” projeler açıklama adeti belirdi.
Altı oklu değil, çınar ağaçlı Cumhuriyet Halk Partisi de bir “flaş!” yaptı. Belli ki gündemi işgal etmek, tartışılmak istiyor.
Aman sakın yanılmamalı! Tartışılmak istemiyor, gündemde “dönen haber” olmak istiyor. Çünkü “flaş! flaş!”a kapılıp “iyi ama şu da böyle…” diyecek olursanız, bir kesim laik – cumhuriyetçi – hatta Atatürkçü ve ilerici – solcu – sosyalist olduğunu ilan edenler affetmiyorlar. -Şimdi zamanı mı! Seçime gidiyoruz!
Gerçekten söyler misiniz, seçim vaatleri üzerine konuşmanın zamanı ne zamandır? Hem de böyle gürültülü “flaş!”ları bile duymazdan gelip, seçimler olup bittikten sonra mı?
Durum ilginç ötesi…
Bir kısım laiklik yanlısı, “AKP ile laiklik tehlikede değil” sözünü duymazdan gelmeyi yeğledi. Bir kısım cumhuriyetçi – Atatürkçü, “Anayasa’da vatandaşlığı Türk değil TC diye tanımlayacağız” sözünü duymadı. Bir kısım ilerici – solcu – pek sosyalist şimdi son “flaş!”ı savuşturmanın derdinde.
-Konuşma, sus, seçim var!
-İyi ama, bütün bunlar “oyumuzu verelim” dediğiniz partinin seçim vaatleri! Siz, gerçekten, bu vaatleri, hedefleri, amaçları doğru ve yerli yerinde mi görüyorsunuz?
-Hayır, hayır ama, olsun, dur şimdi, seçim var!
Bu duruma ne denebilir ki!
Seçime gidiyoruz, tüm algıların en açık olması gereken zaman diliminde algılar kapalı, amigo ruhu baskın, kısacası ortam zihnen iptal!
*
Açıklanan “flaş!” proje, ekonomik yükseliş projesi.
Kalkınma değil, yükseliş.. Anlamı şu: biz artık çabamıza kalkınma değil yükseliş diyoruz, çünkü biz “emerging economy”lerden biriyiz. Yükselen ekonomiler’den biri olarak da, kalkınma plancılığını terk edeceğiz. Size, küresel ekonomi ile daha sıkı bağlanmayı amaçlayan proje esaslı neo-liberal iktisat zihniyetini benimseyeceğimizi duyuruyoruz.
Ekonomik yükseliş zihniyeti, montajcılık düzeyine sıkışmış mevcut sanayiyi ambalajcılık sanayisi düzeyine çekecek. Ticaret de, komisyonculuk mertebesine indirilecek.
Sanayinin özü, depolama – gerekirse montajlama – mutlaka ambalajlama – etiketleme – bunları gideceği yere gönderme (postalama) işleri olacak. Toptan – perakende ticaret düzeneğinin yerini ise, başka ülkede üretilmiş malı, tüketileceği başka ülkeye iletme işi için alınacak komisyonculuk sistemi alacak. Kısa adıyla “lojistik”, yani “geri hizmetler”, yani “istihkam işleri”…
Ekonominin yükselişi için umulur ki, bazı üretim şirketleri bizim lojistik kentte yerleşir; biz de onlardan teknoloji öğrenebiliriz.
Ürettiği malı alıp, tüketecek ülkelere gönderme hesabı içinde 58 ülke var. Büyük pazar! Ne var ki, bu ülkelerin böyle bir proje için ne diyecekleri şimdilik meçhul! Cazip bulacakları umulur!
1940’lı yıllarda ABD’li Thornburg gelmiş, bir rapor hazırlayıp Türkiye’ye “sanayi değil tarım” yolunu göstermişti. Şimdi dışarıdan birilerinin gelmesine gerek yok. Tüm iddialarımızı ve hedeflerimizi, ülkemizi kuran partinin yöneticileri dahil dünya-bölge liderli parti bürokrasileri geri çekiyor.
*
“Flaş! flaş!” Tanıtım filmi, bu “proje”nin dünyada dördüncü olacağını ilan ediyor. İlki Güney Amerika’da, diğer ikisi Uzak Asya’daymış.
Gelin görün ki, örnek gösterilen projelerin bu projeyle uzak yakın benzerliği bulunmuyor.
Güney Amerika’daki proje 2000 yılında başlayan, IISRA kısa adıyla bilinen The Initiative for Regional Infrastructer Integration in South America. Bu, Güney Amerika’nın 12 ülkesinde devletlerin bir anlaşmaya bağladıkları, kimilerinin kendi kalkınma bankalarını devreye soktukları, “kıtayı bütünleştirme projesi”. Proje çerçevesinde demiryolları, karayolları, enerji, telekomünikasyon hatları yapımı gibi işler var.
Uzak Asya’daki diğer iki proje ise Şangay İşbirliği Örgütü ve Çin odaklı işler.
Biri, Çin’in Kunming kentinden başlatılıp Singapur’a uzanırken 8 ülkeyi içine alan Kunming Demiryolu Projesi. Ülkeler arası anlaşmalar yapılmış; ama daha önemlisi arkasında Çin’in CNR ve CSR adlı dünya devi, 180 bin işçili, dünyada 350 yatırım üstlenmiş durumda olan iki demiryolu yapım-işletim şirketinin birleştirilmesi gibi bir hazırlık var.
Öbürü İpekyolu Ekonomik Kuşağı, Şangay İşbirliği Örgütü ve içinde Rusya, Kazakistan, Özbekistan, …. gibi ülkelerin yer aldığı, anlaşmalara dayanan bir ulaşım – enerji – iletişim altyapı projesi. Ülkeler yatırım şirketlerini harekete geçirmişler, anlaşmalar yapılmış.
Örnekler, bir ülkede bir mega kent kurup başkalarının ürettiklerini başkalarının tüketimi için postalama işine hiç benzemiyor. Bunları, “flaş! flaş'” tanıtımına benzermiş diye sunmak hiç yakışık almıyor.
*
Depocu-ambalajcı yeni sanayi, özel bir kentten yürütülecek. Hakkını yemeyelim, kent “mega kent” olacak. Besbelli ki, şu anda ovalık – dağlık – boş bir alan bu işe hasredilecek.
En önemlisi, bu meganın yönetimi, ulusal ve kamusal yönetimin bir parçası değil, küresel ve özel sektör sisteminin elinde olacak. Özel yasa ve özel vali ile yönetilecek. Maliyetler sıfırlanacak. [Maliyetler…. işçi ücreti, vergilendirme, kiralama, belediye hizmetleri karşılığı ödemeler]
Yani Anadolu’nun göbeğinde işçi ücretlerinin, sendikal hakların berhava edileceği; vergi kasamızdan özenle beslenecek; uyuşmazlıkları ulusal yargı sisteminin dışında çözülecek; ulus-ötesi sigorta, para-kredi, hukuk kurumlarının iş göreceği bir küresel neo-liberal sermaye cenneti yaratılacak.
Yargı birliği mi demiştiniz! İdari birlik mi diyorsunuz! Hele adil ücret diyenler! Vatandaşların yasa önünde eşitliği mi!
Bu modelde asıl olan bunlar değil, rekabet ve yarışmadır. Dinazorluğun ve statükoculuğun, ulusalcılığın ve kamu hizmeti yandaşlığının alemi yok!
*
Ekonomik Yükseliş Projesi, bu seçim vaadi, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuş bir parti adına umut değil en fazla derin bir mahcubiyet duygusu yaratabilir.
Bu zihniyet, artık çöken küreselci neo-liberal zihniyettir. Dünya Bankası, IMF ve hatta NATO’nun devirlerini tamamladıklarını görmeden, halka bu denenmiş ve batmış projeleri “seçim vaadi” diye sunmak yakışıksız bir iş olmuştur.
Bu karşıdevrimci dalganın ortasında, yurttaşlarımızın umut aradıkları bir ortamda, Türk Devrimi’nin öncü gücü büyük bir partiyi bu duruma düşürmenin sorumluluğu büyüktür.
*
Ama belki bu sözler bile fazla olabilir.
Ortadaki “flaş! flash!” proje, adeta bir okul bitirme projesi gibi bir şey. İlk kez okuyup, yeni öğrendiği şeylerin çok parlak olduğunu sanan acar bir öğrencinin okul bitirme ödevi… Acaba bu parlak okul ödevini ciddiye alıp Türk ve dünya kamuoyuna sunabilen parti yöneticilerine ışık tutmakla mı yetinsek?
Prof. Dr. Birgül Ayman Güler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder